4. Hukuk Dairesi 2023/13302 E. , 2025/975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1156 E., 2016/270 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı .............. vekili ve davalılar ... Turizm Pazarlama Dış Ticaret A.Ş., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu... caddesi No:32 dcki apartmanın, 1999 depreminde ağır hasar görmesi nedeniyle, binayı inşa eden ...Şti. aleyhine ve ortağı ve teknik uygulama sorumlusu ... aleyhine açtıkları davaların Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/579 E. sayılı dosyasında birleştirildiğini, bu davalarda, ... İnşaata ait taşınmaz ile ...'e ait taşınmaz üzerinde verilen ihtiyati tedbir kararlarının tapuya şerh edildiğini; sözü geçen mahkemede davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesine rağmen sonradan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine; ...A.Ş.nin ...............26 pafta 795 ada 32 parseldeki taşınmazı 01.12.2004 tarihinde, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve gerçek değerinin çok altı bir bedel olan 91.000,00 TL satış bedeliyle 3.kişi olan davalı ...'a sattığını, ancak bu taşınmazın ...............de dubleks deniz manzaralı olup gerçek değerinin 400.000,00 USD olduğunu, davalı şirketin içinin boşaltılarak tabela şirketi haline getirildiğini; davalı şirket ve ortakları ..., ... ve ...'in alacaklılarını zarara uğratmak kastı ile hareket etmek sureti ile kusurlu hareketleri ile verdikleri bu zararın kendilerinden tahsilini, davaya konu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, söz konusu taşınmazı, tapu kaydının temiz olmasına dayanarak satın aldığını, ayrıca 17.04.1998 tarihli taşınmaz satış vaadinin, sözü geçen ihtilaflar çıkmadan akdedildiğini ve inşaatın tamamlanması ile gayrimenkule taşınıldığını, değerinin 400.000,00 USD olmadığını, satış bedelinin 185.000,00 TL olduğunu, tapuda gösterilen 91.000,00 TL'nin arsa payı devrine ilişkin olduğunu ve tapu kaydından da anlaşılacağı üzere müvekkiline arsa payının bu bedel üzerinden devredildiğini, satış vaadine nazaran zamanaşımı oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ...A.Ş. ve diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dubleks bir daire değil arsa payının söz konusu olduğunu ve değerinin de ileri sürüldüğü gibi olmadığını, sözü geçen taşınmazın tedbirden çok önce bedeli tahsil edilmek sureti ile davalıya satıldığını ve inşaat tamamlandıktan sonra davalı ve ailesinin bu yere taşındığını ve kat mülkiyeti kurulmadığını, davacıların taşınmazlarında ağır hasar iddiaları gibi müvekkillerinin de sorumlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, kesin aciz belgesi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;...emtinde bir taşınmazın satış fiyatı bakımından davalılardan Yelgiç'in beyan ettiği satın alım bedeli bakımından düşük bedelle satış yapılmış olması ve ayrıca 185.000,00 TL'lik satış bedeline nazaran 91.000,00 TL'lik nakit tahsilatın büyük kısmının ortaklara 2 gün içinde ödenmesi ve teslim alınan toplam 94.000,00 TL'lik üç senedin vade tarihleri gelmesine ve geçmesine rağmen tahsil edilmemesi ve sonrasında şirketin tasfiye sürecine yaklaşması ile artık dış dünyaya yansıyan bu nevi kararlar ve icrasının, davalı şirketin borçlarının olması gözetildiğinde davalıların satılanın taşınmaz değil sadece onun arsa payı olduğuna ilişkin iddialarına itibar edilemediği, sonuç olarak davalı şirketin alacaklılarından mal kaçırma kasdı ile hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin mesuliyetinin tasarrufun iptalini gerektiren bir husus olarak ileriye sürülmesi ve davanın tarafları arasında Bakırköy yargı çevresinde açılan davalarda ileri sürüldüğü dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tasarrufun İptaline ilişkin talep yönünden talebin kabulü ile Bakırköy Tapu Sicil Müdürlüğü'nün l. ................Mah. 26.pafta, 795 ada, 32 parsel sayılı yerde kayıtlı taşınmazın 01.12.2004 tarihinde ...a şatışına dair tasarrufun iptaline, davacıya bu taşınmaz üzerinde cebri icra ve satış yetkisinin verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalılar ...Turizm Pazarlama Dış Ticaret A.Ş., ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde; zararın 17.08.199 tarihindeki depremde meydana geldiğini, oysa cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere, 17.04.1998 tarihli satış vaadi sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere satışın yapıldığı tarihte zararın henüz doğmadığını, topraktan yapım aşamasında daire satın alan davalı Yelgiç'e satış yapılmış olup, bu durumun hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, bilirkişi raporlarının kararın oluşmasına yeterli olmadığını, ayrıca taşınmazın değerinin belirlenmesi açısından keşif talebinin de yerine getirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar ...Turizm Pazarlama Dış Ticaret A.Ş., ..., ... ve ... Vekili temyiz dilekçesinde; davanın usulüne uygun olarak açılmadığını, tasarrufun iptali davası için aciz vesikası gerektiğini, davacı tarafça dosyaya bir aciz vesikası ibraz edilmediğini, dairenin gerçek değerinin yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, Mahkemece keşif yapılarak dairenin satış günündeki gerçek değerinin saptanması gerekirken inceleme yapılmadan karar verilmiş olmasının yanlış olduğunu, davalı şirketin Yap-Sat şeklinde çalışan müteahhit firma olup proje üzerinden satış yaptığını, dava konusu taşınmazın da 17.04.1998 tarihinde proje üzerinden davalıya satıldığını, 1999 yılında davacı tarafça taşınmaz üzerine tedbir konulması nedeniyle tapudan devrin yapılamadığını, tapudan devir işleminin tedbir kararı mahkemece kaldırıldıktan sonra 01.12.2004 tarihinde yapıldığını, olayda muvazaalı bir işlemin söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Mahkemece davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma kastı ile düşük bedel ile devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tasarrufun iptali talebinin kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda icra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemez. Ancak; mahkemece İİK 277, 279 ve 280 maddelerinin hükümde tartışılmadığı görülmektedir. İİK 277 ve devamı maddelerin davalı borçlu ve 3. kişiler yönünden tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değldir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili ve davalılar ...Turizm Pazarlama Dış Ticaret A.Ş., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,27.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.