4. Hukuk Dairesi 2022/17178 E. , 2025/8403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/498 Esas 2022/2561 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin yayın sahibi, ...'ün yönetim kurulu başkanı, ...'nın tüzel kişi temsilcisi olduğu ... ve ... internet sitesinde 25.01.2019 tarihinde yapılan haber ve yayın nedeniyle gazeteci olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile habere konu ifadelerin hukuka aykırılığının tespiti ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ... ve ...'ya husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden de haberin hukuka uygun olduğunu, basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından haberde yayınlanan dilekçe örneğinin davalı yayın kuruluşu tarafından okurlarına sahip oldukları kanuni yolları ve nasıl kullanabileceklerine yönelik bir hatırlatma niteliğinde olduğu, zorlama olmadığı, davacıya yönelik herhangi bir kışkırtıcı ve hedef göstermeye yönelik ifadeye rastlanılmadığı, okurların davacıya karşı kin ve düşmanlığa tahrikinden söz edilemeyeceği, davacı hakkında kullanılan "tetikçi" ibaresinin de ağır eleştiri kapsamında değerlendirilebileceği, hakaret sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin kişisel değer yargısı niteliğinde olduğu, ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/2 nci fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de geçerli olduğu; bunun çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağı, dava konusu ifadelerin düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında kaldığı, haberin doğrudan davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların dava konusu haberle halkı davacıya karşı kışkırttıklarını ve davacı hakkında suç duyurusunda bulunmaya davet ettiklerini, müvekkilinin hedef gösterildiğini, kamuoyu nezdinde küçük düşürmeyi amaçladığını, dava konusu haberle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... ve ... internet sitesinde 25.01.2019 tarihinde yapılan haber ile yayın nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haber ve yayının toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, davacının öncesinde davalı gazete hakkında sarf etmiş olduğu söz ve ifadelerden yola çıkılarak dava konusu haber ve yayının kaleme alındığının; ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiğinin; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haber ve yayında yer alan söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.