Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2022/15641 E., 2025/6823 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15641 E., 2025/6823 K. (29.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15641
Karar No
2025/6823
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/15641 E. , 2025/6823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1325 E.- 2022/1499 K. MAHKEMESİ : İzmir 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/171 E. - 2018/232 K. Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 29.04.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile 30.09.1998 tanzim tarihli Hayat Sigorta Poliçesi akdettiğini, poliçe başlangıç tarihinin 25.09.1998 olduğunu, sigorta süresinin 15 yıl olduğunu, müvekkilinin yıllarca primlerini ödediğini ve emekliliğe hak kazandığını, bildiği kadarıyla 11.138,00 Euro para bulunduğunu, ancak davalı şirketin müvekkiline sigorta alacağını ödemek yerine usulsüz şekilde Güvence Hesabına aktardığını, hukuka aykırı olarak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, 11.138,00 Euronun muaccelliyet tarihi olan 25.09.2013 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının yabancı paralara uygulanmasını öngördüğü en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; toplam birikimin TL karşılığı olan 39.689,39 TL'nin 30.06.2016 tarihinde Güvence Hesabına aktarıldığını, yasalar uyarınca gerekli bildirimlerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, sigorta poliçesi birikiminin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle toplam birikimin Güvence Hesabına aktarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalının Güvence Hesabına aktarım işlemi yapmadan önce usulü işlemleri yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/3309 Esas - 2020/45 Karar sayılı 15.01.2020 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, 11.138,00 Euro'nun 10.04.2017 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanan faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Daire'nin 18.04.2022 tarih ve 2021/10169 Esas 2022/7334 Karar sayılı ilamı ile ''davaya konu talebin özünü sigorta bedeli oluşturduğundan, TTK'nın 1420/1. maddesi gereği, alacağın muaccel olduğu tarihten sonraki 2 yılın sonunda (25/09/2015'te) davacı alacağının zamanaşımına uğradığı; dava konusunun, poliçe kapsamında oluşan birikim tutarı olduğu dikkate alındığında, bir rizikonun gerçekleşmesi sözkonusu olmadığından TTK'nın 1420/1. maddesindeki altı yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının da mümkün olmadığı; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra (10/04/2017'de) açıldığı ve davalı vekilinin yasal sürede zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ve hukukun yanlış uygulanmasıyla karar verildiği'' gerekçesiyle kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl, sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Somut olayda, taraflar arasında 25.09.1998 tarihinde düzenlenen 15 yıllık süreli hayat sigortası poliçesine konu davacının alacağının, sigorta süresinin bitim tarihi olan 25.09.2013 tarihinde muaccel hale geleceğinin ve bu tarihten sonraki 2 yılın sonunda da (25.09.2015) zamanaşımına uğrayacağının kabulü gerekir. Sigorta sözleşmesi rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle değilde, sigorta süresinin dolması nedeniyle sona erdiğinden eldeki uyuşmazlığa altı yıllık zamanaşımı süresinin de uygulanması söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle, dava tarihi olan 10.04.2017 tarihi itibariyle davacının davasının zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır. " şeklindeki gerekçesi ile davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 6102 sayılı TTK'nın 1420/1. maddesinde açıkça belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğunu, davalı sigorta şirketinin tamamen kötüniyetli olarak Tebligat Kanunu'na göre usulüne uygun tebligat yapmadığını, bilişim yolu ile internet sitesinde 4 ay müddetle erişime açık sunulması işleminin yapılmadığını, davacı tarafın davalı tarafça temerrüde düşürülmediğini, Yönetmelik gereği yapılması gereken ilanen tebligatın usulüne uygun yapılmadığı açıkça belli iken paranın Güvence Hesabına aktarımının haksız olduğunu, gerek TMK'nın 2/2 ve gerekse 6102 sayılı TTK'nın 1420/1. maddesi gereğince, olayda uygulanması gereken altı yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken, kendisine düşen görevleri yerine getirmeyen davalının haklı görülmesinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigortası poliçesi düzenlenen davacının poliçe süresi sonunda hak kazandığı emeklilik tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2a2c30b9d070a80a ebb9d1d29d5c629f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı