Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2022/13001 E., 2025/9341 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13001 E., 2025/9341 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13001
Karar No
2025/9341
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/13001 E. , 2025/9341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/136 E., 2022/1300 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2016/146 E., 2020/479 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının çeşitli zamanlarda davalılardan para aldığını, yüksek oranlarda faizlerle borcunu ödediğini, 2008 yılından önceki zamana ilişkin faiz borcunu ödemek için 23.763,00 TL yenileme senedi verdiğini, davalılar hakkında tefecilik suçundan ceza yargılamasının yürütüldüğünü ve davalıların mahkumiyetine karar verildiğini, ceza dosyasının kesinleştiğini, vergi denetim raporuna göre davacıdan haksız yere fazladan aldığının tespit edildiğini, davacının davalılara olan borcunu ödemesine rağmen davalıların sürekli borcun faizini talep etmelerinin davacıyı manevi olarak yıprattığını, yaşadığı manevi tahribatın bir nebze olsun hafiflemesi için 30.000,00 TL manevi tazminat ile uğramış olduğu zarar sebebiyle fazlaya dair hakları saklı kalarak 20.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davacıların farklı zamanlarda davalılardan para aldıklarını, yüksek oranlarda faizlerle borcu ödediklerini, davalılar hakkında tefecilik suçundan ceza yargılaması yürütüldüğünü ve davalıların mahkumiyetine karar verildiğini, ceza dosyasının kesinleştiğini, davacıların davalılara olan borcunu ödemesine rağmen davalıların sürekli olarak borcun faizini talep etmelerinin müvekkillerini manevi olarak yıprattığını, yaşanan manevi tahribatın bir nebze olsun hafiflemesi için her bir davacı için 30.000,00 TL manevi tazminatla fazlaya dair hakları saklı kalarak 50.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar ... ile ... vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; talebin dayanağının, tefecilik suçu olduğunu, paranın verilmesi ve bunun karşı tarafın fiili tasarruf alanına girmesiyle suçun oluştuğunu, suçun gerçekleşme anının ödünç paranın verildiği an olduğunu, malvarlığı haklarında ehliyet sahibi davacının rızasının olmasının açık bir hukuka uygunluk sebebi olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebine dayanak olarak anlatılan hususların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla davacıların kendi rızaları ile davalılardan borç para aldıkları ve aldıkları avanslara faiz işletilmesine rıza gösterdikleri, icra dosyaları incelendiğinde davalıların borçlarını tahsil etmediği davacıların maddi zararlarının oluşmadığı ve davacılar tarafından mevcut delillerle kanıtlanamadığı, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle manevi olarak çöküntüye uğradıklarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde asıl ve birleşen dosya davacıları vekilince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına göre asıl ve birleşen dosya davacıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde; davacıların faiz yükü altında ezildikleri için icra tehdidi altında devrettikleri taşınmazların listesi incelendiğinde pek çok taşınmazın elden çıkartıldığını, davalıların ve sahibi oldukları ... Tarım ve San. Tic. Ltd. Şti. lehine haciz ve devir işlemleri uyguladıklarının da dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu hususun mahkemece incelenmediği gibi gerekçeli kararda dahi tartışılmadığını, davalıların eyleminin ceza dosyası ile de sabit olduğunu, vekalet ücretinin de hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların tefecilik faaliyeti sonucu, davacıların zararı uğradıkları iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli olan unsurlar; hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusurdur. Dosya kapsamı incelendiğinde Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/32 Esas ve 2012/14 Karar sayılı kararıyla, davalıların tefecilik yapmak suçunu işledikleri ve tekrar suç işlemeyeceklerine kanaat getirilmediği gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verildiği ve hükmün Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 25.09.2014 tarih, 2013/3620 Esas, 2014/9016 Karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığı ve kesinleştiği anlaşılmaktadır. Fiilin haksızlığı ceza mahkemesi kararı ile tespit edilmiş ve sabit olmuştur. Bir tarafın rızasının suça konu eylem nedeniyle sakatlandığı durumda taraf rızasından söz edilemeyeceğinden hukuka uygun bir rıza ve özgür irade ile düzenlenmiş bir sözleşmenin varlığı da kabul edilemez. Mahkeme gerekçesinde icra dosyasında yapılan bir tahsilat bulunmadığı belirtilmişse de halen icra dosyaları derdest durumdadır. Dosya içerisinde bulunan Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 23.07.2013 tarihli raporda da davacılara ait bir kısım taşınmazların davalılara devredildiği anlaşılmaktadır, bu durumda mahkemece taşınmazların devir bedelleri ile devir tarihindeki gerçek satış bedelleri araştırılarak haksız fiilin tüm unsurları yönünden kapsamlı araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, ceza dosyasında tespit edilen ve kesinleşen olgular ile davacıların iradesinin tefecilik suçuna konu davalılar eylemi ile sakatlandığı ve dosya kapsamı dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durum, kararın bozulmasını gerektirmiştir. 2. Bozmanın şekil ve kapsamına göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı