4. Hukuk Dairesi 2022/11902 E. , 2025/7138 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/970 E., 2022/1354 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.05.2013 tarihinde davacıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı davalının işleteni (maliki) ve dava dışı ...'nun sürücüsü bulunduğu aracın, dava dışı araç sürücüsünün sevk ve idaresinde bulunduğu esnada park halinde bulunan araca çarpması ve durak levhasına çarparak devrilmesi neticesinde, ölümlü maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere dava dışı araç sürücüsü ...'nun kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşıldığı üzere dava dışı araç sürücüsü meydana gelen kazada tam kusurlu olmasının yanı sıra 1,70 promil alkollü olarak araç kullandığını, meydana gelen kaza sonrası, sigortalı araç sürücüsü ...'nun vefat ettiğini, bunun üzerine, ... mirasçıları tarafından, davacı ... şirketine 08.02.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini ve maddi tazminat ödenmesi talep edildiğini, akabinde, davacı şirket tarafından toplamda 164.750,00 TL'nin başvurucu tarafa ödenmesi noktasında mutabık kalındığını, bunun üzerine, davacı ... tarafından, 26.09.2019 tarihinde 164.750,00 TL'nin mirasçılara ödendiğini, şirket tarafından yapılan ödemenin, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru ile kazanın meydana gelmesine sebep olması ve alkollü olarak araç kullandığının sabit olması nedeniyle, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği rücu edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ancak arabuluculuk görüşmeleri de anlaşamama ile sona erdiğini, açıklanan nedenlerle 164.750,00 TL'nin 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... şirketinin teminat kapsamında olduğundan bahisle hak sahiplerine yapmış olduğu maddi tazminat ödemesini işbu dava ile teminat kapsamı dışında kaldığından bahisle davalı sigortalıya rücu edebilmesinin mümkün olmadığını, sigortacı hak sahiplerine ödeme yaparken yasal mevzuat gereği şartları incelemeden ödeme yaptığı gibi teminat kapsamı dışında olduğunu dava yoluyla ileri sürebileceği itiraz ve defi hakları da varken bu hakları kullanmadan ödeme yaptığını, işbu dava yoluyla taraflarınca rücu edebilmesi; öncelikle usul bakımından ve yine davanın esası bakımından rücu kapsamında mümkün olmadığı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, kişinin kendi kusuruyla ölmesi halinde ortada cezayı gerektiren bir fiilden bahsedilemeyeceğinden uzamış zamanaşımı söz konusu olmayacak 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağını, müvekkilinin tazminat ödeme riski olmadığını, davacının olmayan riski üstlenmesi ve rücu kapsamında talepte bulunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının yaptığı ödemenin sigortalının tazminat ödeme riski olmaması, sigortalının böyle bir riski yoksa sigortacının da sigortalıda olmayan riski üstlenmek durumunda kalmaması sebebiyle de rücu edilebilmesinin mümkün olmadığını, hatır için taşınan veya kullandırılanın ölmesi veya yaralanmasına ilişkin zararlar, sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, davacı teminat kapsamında olmayan bir ödemeyi yapmış olmakla davalıya rücu edemeyeceğini, davalının hatır için verdiği aracını kullanan sürücünün alkol alıp almayacağını bilebilmesi mümkün olmadığı gibi hatır için verdiği aracın yaptığı kazada tehlike sorumluluğunun da bulunmaması nedeniyle davacının yapmış olduğu ödemeden sorumlu tutulması mümkün olmadığını, hem hak sahiplerinin talep tarihi itibariyle zamanaşımı süresinden sonra hem hak sahiplerinin davalıdan tehlike sorumluluğu kapsamında tazminat talep etme hakkı ve tazminat riski bulunmadığı halde hem hak sahiplerinin taleplerinin hatır taşıması kapsamında teminat dışında olduğuna dair yasal çerçevede ileri sürülebilecek itiraz ve defi hakları kullanmayarak davacının sorumluluğunu kendisi üstlenmiş olduğundan hem zamanaşımından sonra yaptığı ödeme tarihi itibariyle de yeni yasal düzenlemelerle hak sahiplerinin taleplerinin esasen teminat kapsamında olmaması nedeniyle işbu davada yaptığı ödemeyi davalıdan talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği ve rücu şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 164.750,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zarar sorumlularına ödeme yapan davacı ... şirketinin kendi sigortalısı ile aralarında bulunan sözleşme ilişkisine göre rücu istemi ile açtığı davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, zarar sorumlusunu en başından bilen davacı ... şirketinin ödeme tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren 2 yıl içinde eldeki davayı 26.01.2021 tarihinde açtığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığı, motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hatır taşımasına ilişkin kanun maddeleri ve bu kanun maddelerine uygun olarak tebliğde yapılan değişikliklerin işbu derdest dosyada dikkate alınmadığını, hatır taşımasındaki sorumluluğun kusur ilkesine göre olup genel hükümlere tabi olduğunu, kanunda yer alan bu düzenlemeye paralel olarak genel şartlarda yapılan değişiklik kapsamında da sigortacının sadece kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebileceğinin düzenlendiğini, sigortacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan sigortalıya rücu edemeyeceğini, hatır için verilen aracın alkollü kullanılması halinin rücu nedeni olmaktan çıkarıldığını, bu düzenlemelere paralel olarak Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 sayılı iptal kararı doğrultusunda KTK 90. maddesindeki genel şartlar ibaresinin iptal edildiğini ve 92. maddede de sorumluluk esaslarına ilişkin düzenleme yapıldığını, KTK.92.i bendinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğini, zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken de davacı tarafından kaza tarihinden 6 yıl sonra ödeme yapıldığının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen tazminatın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, alınan raporda kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleştiğinin tespit edilmesine göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2.maddesi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.