3. Hukuk Dairesi 2025/986 E. , 2025/4561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/107 E., 2025/88 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/408 E., 2023/1050 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; ticari ilişkinin merkezindeki işletmenin müvekkili ile davalı borçlunun ortak girişiminin bir ürünü olarak ortaya çıktığını, tarafların borçlu işletme bünyesinde kar/zarar ortaklığı yaptığını, davalı şirketin ... ..Blok Zemin katta bulunan yiyecek içecek servis alanlarının işletilmesi için .. .. Turizm İşl. A.Ş. ile sözleşme akdettiklerini, müvekkilinin 3. kişiler arasında imzalanan bu sözleşmeye konu işletme faaliyete geçtiğinden -neredeyse Mart ayı sonuna kadar- kar zarar ortağı olduğu belli başlı yatırımlar yaptığını, takip konusu alacağın tahsil edilememesi nedeniyle ticari ilişkinin 22... tarihinde sona erdiğini, aradaki hukuki ilişkinin davalı muhasebe departmanları, yetkilileri, ticari işletmede (..- ..) istihdam edilen personelin sigorta kayıtları ve müvekkil ile davalı borçlunun usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin incelendiğinde görüleceğini, İşletmede istihdam edilen personelin müvekkil işletmedeki ortaklığı döneminde resmi olarak müvekkili bünyesinde SGK'lı olarak çalıştırıldığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun’un) göre müvekkil şirket ile davalı-borçlu arasında gerek işletmenin işleyişi gerekse finansal konulardaki e-mail yazışmalarının delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bahsi geçen e-mail yazışmalarının şirketlerin resmi e-mail adreslerinden, şirketlerin yetkili temsilcileri arasında yada yetkili temsilcilerin bilgisi dahilinde yazıldığını, gerek mail yazışmalarında gerekse ticari defterler, banka hesap hareketleri, işletmede istihdam edilen personelin sigorta dökümlerinden davalı ile müvekkil şirket arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin varlığının sabit olduğunu, davalı tarafından takibe itiraz edilmişse de borcun ödendiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığını ileri sürerek; davalının haksız olarak icra takibine yaptığı itirazın iptalini, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili;davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olup davanın reddinin gerektiğini, “...” adlı restaurantın işletmesinde davacı firma ile kar zarar ortağı olarak ticari faaliyette bulunulduğunu, davacı firmanın kar zarar hesabında mutabakat sağlanmadan fatura düzenlemiş ve cari hesabına yansıttığını, halbuki müvekkil şirketin davacı tarafından 2015 Ekim Kasım Aralık ve 2016 Ocak aylarına ait hazırlanan kar-zarar evraklarındaki eksiklik ve hataları tespit ederek 01.03.2016 tarihli mail ile davacı firmaya bildirdiğini, buna rağmen davacı firmanın mutabakat sağlanmadan fatura düzenlemeye devam ettiğini, 31.12.2015 tarihinde .. seri numaralı 118.000,00 TL'lik faturayı, 22.02.2016 tarihinde A.. seri numaralı faturayı düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirket söz konusu faturaya itiraz edip iade etmek istemişse de; davacı firma sahibinin “Siz bu faturayı alın sonra hesaplaşırız” diyerek faturanın süresinde iade edilmesine engel olduğunu, bunun üzerine müvekkili firmanın 14.03.2016 tarih A.. seri numaralı 90.860,00 TL tutarlı iade faturası düzenleyerek davacı firmaya iade ettiğini, 90.860,00 TL'lik faturaya müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğinden müvekkilinin söz konusu fatura miktarınca borçlu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca taraflar arasında işletmeye alınan içkilerin otel işletmesinden alınacağı ve davalı firma tarafından davacıya fatura edileceği kararlaştırılmışsa da, müvekkili tarafından tanzim edilen 31.03.2016 tarih ve .. seri numaralı 43.652,01 TL'lik gider ve içki faturası davacı firma tarafından kargodan teslim alınmadığını, dolayısıyla bu tutarın takibe dayalı cari hesaptan düşülmesi gerektiğini, öte yandan, davacı firmanın ödemediği halde işletme de yer alan personelin SGK prim borçlarının da cari hesaba yansıtarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, davacı tarafından ödenemeyen toplamda 24.739,20 TL prim borcunun da müvekkili tarafından yapılandırılarak ödendiğini, açıklanan bu nedenlerle; davalı şirketin olsa olsa 69.137,74 TL borcu olabileceğinin görüleceğini ve müvekkilinin cari hesap ekstresi ile uyum göstereceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, 08.07.2020 tarihinde birinci kez işlemden kaldırıldığı, 13.12.2023 tarihli duruşmada ikinci kez işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 320/4 hükmü gereği işlemden kaldırıldıktan sonra yenilenmiş olan dava taraflarca takip edilmeksizin ikinci kez işlemden kaldırılmakla açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ek kararıyla; istinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf avansını yatırmadığı, tamamlaması için mahkeme tarafından yazılı bildirim yapıldığı, muhtıranın istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekiline 16.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve buna rağmen bir haftalık yasal kesin süre içinde istinaf avansını yatırmamış olduğu; tebliğ edilen muhtıraya rağmen istinaf avansını süresi içinde yatırmayan davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvuru talebinin reddine karar verilmiş, ek karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ilk derece mahkemesince 13.12.2023 tarihli davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın taraflara tebliği sonrası davacı vekilince 26.02.2024 tarihinde kanun yoluna başvuru harçları ödenerek hükmün istinaf edildiği, ilk derece mahkemesince 700,00 TL istinaf gider avansının yatırılmasına dair usulüne uygun muhtıra düzenlenerek 16.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, dosya içerisinde mevcut yargılama masraf ve giderlerine ilişkin kayıtların incelenmesinde davacının gider avansının bulunmadığı, 02.12.2024 tarihinde iki ayrı makbuzla 750,00 'şer TL yatırıldığı iş bu avanstan 310,00 TL'nin 07.01.2025 tarihinde reddiyat makbuzunun mevcut olduğu, dosyada mevcut görünen 1.220,00 TL'nin ilk derece mahkemesinin muhtırasında belirtilen bir haftalık kesin süreden sonra yatırılan miktardan bakiye kalan miktar olduğu, ilgili mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava açılırken 6100 sayılı Kanun’un 114. maddesi çerçevesinde yatırılan gider avansının kanun yollarına başvuru sırasında gerekli olacak tebligat masraflarını da kapsadığı, kanun koyucunun 6100 sayılı Kanun’un 344. maddesini şayet yargılama sonunda kalan gider avansının istinaf yoluna başvuruda kullanılacak giderleri karşılamaması durumu için öngördüğü şüphe götürmeyecek şekilde açık olduğu, muhtıra tarihinde dosyada yeterli istinaf gideri mevcut olmadığı, somut olayda, mahkeme tarafından davacı vekiline istinaf avansının yatırılması için kesin süre verilmiş ve usulüne uygun ihtarat yapılmış olmasına rağmen davacı vekili tarafından kesin sürede gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; muhtıra usulüne uygun olmayıp hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığını, Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı Kanun’un 344. maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanması gerektiğini, muhtıranın kanunun aradığı şartlara haiz olmadığı aşikar olup usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması mümkün olmadığını, kanunun aradığı şartlara uygun olmayan muhtıraya dayanılarak istinaf etmekten vazgeçmiş sayılmasına olanak olmadığını, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı ihlal edildiğini, huzurdaki dosyada istinaf dilekçesi ile birlikte gerekli istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcının da dosyaya yatırıldığını, kaldı ki yargılamanın başında dosyaya gerekli gider avansları da yatırıldığını, buna rağmen yukarıda izah edildiği üzere hukuki geçerliliği olmayan muhtıra ile sadece istinaf avansının yatırılmadığından bahisle istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesi açıkça Anayasa'da güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetinin ihlali olduğunu ileri sürerek; ek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklık cari hesap bakiyesi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344. maddesi gereğince, istinaf dilekçesi verilirken ödenmeyen veya eksik ödenen istinaf harç ve giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ödenmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun’un anılan hükümleri gereğince, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, istinaf başvurusu yapılmamış sayılır. Dosya içeriğine göre ilk Derece Mahkemesince ödenmeyen istinaf giderlerinin (gider avansının) bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra, davacı vekiline 16.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. İstinaf giderleri, davacı vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamıştır. İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4cbd9b0614178f12 c43751bf0538bf1c