3. Hukuk Dairesi 2025/674 E. , 2025/4213 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/787 E., 2024/1763 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/163 E., 2023/4 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Rus vatandaşı olduğunu, ev almak için yaptığı işlemler sırasında dava dışı ... ve ... İnşaat tarafından dolandırılması üzerine avukat olan davalı ile 34.000,00 Euro karşılığında hukuki danışmanlık sözleşmesi imzaladığını, bunun üzerine davalının dava dışı ... ve ... İnşaat aleyhine takip başlattığını, her iki borçlunun da takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının borçlulardan yalnızca ... İnşaat aleyhine itirazın iptali davası açtığını, diğer borçlu ... aleyhine ise hiçbir işlem yapmadığını, görevini ihmal ettiğini, usul ve yasaya aykırı işlem yaptığını, ... İnşaat'a açılan davada davalının yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiğini, duruşmalara katılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkilinin davalı tarafa ödemiş olduğu 34.000,00 Euro'nun aynen tahsilini, bunun mümkün olmaması halinde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından yapılan azlin haksız azil olduğunu ve müvekkilinin vekalet ücreti alacağından mahrum kaldığını savunarak, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı avukatın 12.05.2017 tarihli avukatlık sözleşmesi uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, azlin haklı olduğunun davacı tarafça ispat edilemediğinden azlin haklı nedene dayalı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, dava dışı ev alımı nedeniyle dava dışı şahıslara toplam 324.500,00 Euro ödediğinin sabit olmasına rağmen takibin 340.000,00 Euro üzerinden yapılması, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında yapılan sözleşme uyarınca dava dışı şirket yetkilisi ...'nin borçtan sorumlu olmamasına rağmen, takibin hem şirket hem de şirket yetkilisi aleyhine açılıp, takibe itiraz edilmesi üzerine yalnızca borçlu şirket hakkında itirazın iptali davasının açılması ve davacının hukuki açıdan bilgilendirilmemesi, takibin ve itirazın iptali davasının para alacağına ilişkin olmasına rağmen dava dilekçesinde ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasının talep edilmesi, Mahkemece bu talebin reddine karar verilmesine rağmen davalı vekil tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmayarak itiraz dilekçesi verilmesi, istinaf harç ve giderlerinin yatırılması için muhtıra tebliğine rağmen süresi içerisinde istinaf giderlerinin yatırılmaması, Mahkemece sözleşme asıllarının talep edilmemesine rağmen süresi içerisinde davalı vekilin kendisinde mevcut olan sözleşme asılları ve tercüme belgeleri nüshalarını "aslı gibidir" şerhi ile sunmaması ve dava dilekçesinde tanık deliline dayanmasına rağmen tanıklarını bildirir şekilde delil dilekçesi sunmayarak delillerini bildirmek üzere ek süre talep etmesi, Mahkemece delillerin bildirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesine sebebiyet vermesi, dosyanın davanın açıldığı 30.01.2018 tarihinden itibaren halen derdest bulunması, davalı vekilin müvekkiline karşı bilgi ve hesap verme ile özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi, yargılamanın kusuruyla uzamasına sebebiyet vermesi, dolayısıyla davacı tarafından davalının haklı olarak azledildiği sonucuna varıldığı, tüketici olan davacıya harç yükletilmesi ve arabulucuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararının kaldırılarak, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kabulü ile; 34.000,00 Euro'nun arabuluculuk son tutanak tarihi olan 11.04.2022'den itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek Euro mevduatına uygulanacak faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kavramı davanın hiçbir aşamasında zikredilmemesine ve davacı tarafça bu yönde bir hususun dava konusu edilmemesine rağmen taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını, şirket yetkilisi olan dava dışı ...'yi cebr-i icra baskısı altında bırakmak için takip yaptığını, ancak taraflar arasında tanzim edilen sözleşmelerde dava dışı ...'nin şirket yetkilisi olarak imza attığı ve şirketin de limited şirket olmasından dolayı itirazın iptali davasında ...'ye husumet yöneltilmediğini, davacı ve dava dışı ... ile dava dışı ... İnş. Şirketi arasındaki uyuşmazlığın cezai boyutuna ilişkin olarak bir anlaşma yapmadıklarından dava dışı ... aleyhine suç duyurusunda bulunulmadığını, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sözleşme asıllarını sunmak için kesin süre verilmediğini, hatta bu sebeple de kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ortadan kaldırıldığını, ilgili dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddi kararını davacı lehine bir sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle istinaf etmediğini, kaldı ki davacının bundan bir zararının da doğmadığını, müvekkilinin mazeretsiz olarak duruşmalara katılmadığı ve bu sebeple yargılamanın uzadığı, müvekkilinin davacının ilgili dosyadan bilgi edinmek için gönderdiği maillere ve yaptığı aramalara cevap vermediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkilnin yanında çalışan dava dışı avukatların aynı vekaletnamede vekil olarak tayin edilmesine rağmen davacının tarafın husumeti yalnızca müvekkiline yönelttiğini, davacının, dava dışı şirketten alacağının 324.500,00 Euro'luk kısmının taşınmaz bedeli, kalan 15.500,00 Euro'luk kısmının ise eşya bedeli olmak üzere toplamda 340.000,00 Euro olduğunu, davacının isteği üzerine bu miktar üzerinden takip başlatıldığını, ancak davacı tarafın eşya bedeline ilişkin delilleri avukatlık ücret sözleşmesi imzalanıp, vekalet ücreti ödendikten ve icra takibi başlatıldıktan sonra temin edemediği için bu yönden itirazın iptali davası açılmadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davacı müvekkil tarafından, avukat olan davalıya vekalet sözleşmesi gereğince ödenen ücretin iadesi istemine ilişkindir. 1. Vekil, 6098 sayılı Kanun'un 505 ve devamı maddeleri uyarınca sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Yine 1136 sayılı Kanun'un 34. maddesine göre avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. 2. 1136 sayılı Kanun'un 174. maddesi uyarınca avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir ancak avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Ancak azil haksız ise avukat, takip ettiği işler nedeniyle sonuçlanmış gibi ücrete hak kazanacaktır. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında yapılan sözleşme uyarınca dava dışı şirket yetkilisi ...'nin borçtan sorumlu olmamasına rağmen, takibin hem şirket hem de şirket yetkilisi aleyhine açıp, takibe itiraz edilmesi üzerine yalnızca borçlu şirket hakkında itirazın iptali davası açması, müvekkiline karşı bilgi ve hesap verme ile özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi, takip ettiği dosyada delilleri süresi içinde sunmayarak yargılamanın uzamasına sebebiyet vermesi, tedbir talebinin reddi kararını kanun yoluna taşımakta ihmal göstermesi birlikte değerlendirildiğinde vekil olan davalının özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin dolayısıyla azlin haklı olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1019cbfea0655500 d5bcb74ec199d0cb