3. Hukuk Dairesi 2025/668 E. , 2025/4221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/221 E., 2024/416 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/226 E., 2022/112 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacının 14.12.2018 tarihinde davalı ... Adana Hastaneside doğum yaptığını, doğuma kadar olan bütün muayene ve doğum öncesi kontrollerini davalı doktor ... tarafından yapıldığını, taburcu edildikten sonra iki gün sonra fenalaştığını ve ... Hastanesine yatırıldığını, kanında enfeksiyon tespit edildiğini, hastanede çözüm üretilemediğinden ... Üniversitesi ... hastanesine sevkinin yapıldığını, rahim bölgesinde 26 mm parça tespit edildiğini, 28.12.2018 tarihinde ameliyata alınarak davacının rahim bölgesinde kalan parçaların çıkarıldığını, müvekkilinin bu yanlış tedavi sonrasında iki defa kürtaj ve ameliyat olduğunu ileri sürerek; 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkili ... yönünden herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili hastanenin gerek teşhis gerekse de tedavi aşamalarında gerekli tüm tıbbi olanakları ve ekipmanı sağladığını ve en iyi şekilde tedavi edilmesi için gerekli şartları oluşturduğunu, müvekkili Dr. ... yönünden ise, davacının son doğumunu eski sectio tanısı ile sezaryenle yine müvekkili tarafından yapıldığını, davacı operasyon sonrası yapılan kontrollerde doğumla ilgili bir sorun olmadığını, unutulduğu iddia edilen parçanın herhangi bir tıbbi gereç veya harici bir madde olmadığını, bizzat davacının kendi plasentasının küçük bir parçası olduğunu, doğum veya kürtaj sonrası bazen rahim içinde küçük plasenta parçası kalmasının olağandışı bir komplikasyon olmadığını belirterek, davanın her bir müvekkili bakımından ayrı ayrı reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sancılı term gebelik nedeni ile 14.12.2018 tarihinde ... Hastanesine başvuran davacıya mükerrer sezaryan öyküsü nedeni ile yapılan sezaryan ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben doğru olduğu, sezaryan veya normal doğumlar sonrasında plasental dokuların bir kısmının uterus içerisinde kalabileceği, bu durumun doğuma bağlı bir komplikasyon olduğu, kişinin doğum sonrası davalı hastaneye yeniden başvurusunun olmadığı, şikayetleri nedeni ile farklı bir hastaneye başvurduğu ve gerekli tedavilerin uygulandığı, ... Üniversitesi ... Hastanesinde yapılan son durum muayenesine göre dava konusu olay nedeni ile davacıda herhangi bir sekel kalmadığı, davalı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op.Dr. ...’ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı hekimin gerekli özeni göstermediğini, gerekli özeni göstermiş olsaydı olayda gerçekleşen komplikasyonların meydana gelebileceği hususunda müvekkilin bilgilendirmesi gerektiğini,bu bilgilendirmenin yapılmadığını, müvekkilin hayatının tehlikeye girmesine neden olan parçanın unutulmasının normal gösterilmesinin tıp bilimine ve hukuka aykırı olduğunu, çıkarılan plesanta hekim tarafından dikkatli bir şekilde incelenmediğini, plesantada eksik bir parça olup olmadığına bakılmadığı ve rahim içinin kontrol edilmediğini,dosyaya kazandırılan tüm bilirkişi raporlarında hekimin, muayenenin muhtemel sonuçlarını hastaya bildirip bildirmediği, ameliyat sırasında rahim içi kontrolünün doğru ve eksiksiz bir şekilde yapılıp yapılmadığı ve vücuttaki işlevini yitirmiş plesantanın müvekkilin hayati tehlike geçirmesine sebebiyet verip vermediği konusu üzerinde durulmadığını, bilirkişiler tarafından kendisinden beklenen uzmanlık ve teknik bilgi içeren, gerekçeli ve tarafları tatmin eder nitelikte bir rapor ortaya koyulamadığını, bu nitelikleri taşımayan yanlı bir bilirkişi raporlarına dayalı olarak kurulan hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı hekimin hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarındaki tespitler ve davacıda oluşan durumun komplikasyon niteliğinde olduğunun kabulü ile davalıların kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ee0947542d0fa8fa 0203399dd108d9ea