Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/528 E., 2025/4186 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/528 E., 2025/4186 K. (22.09.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/528
Karar No
2025/4186
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Boşanma, Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/528 E. , 2025/4186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/283 E., 2024/373 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; tarafların evli olduklarını, boşanma davasının devam etmesi nedeniyle tarafların fiilen ayrı yaşadıklarını, mülkiyeti davacıya ait olan ... marka ... plakalı aracın davacı tarafından 2011 yılında satın alındığını, bu tarih itibariyle aracın davalı kocanın tasarrufunda olduğunu, davacının sürekli talep etmesine rağmen maliki olduğu bu aracı davalının iade etmediğini, davalının ticari taksi olarak kullandığı aracın gelirini davacıya vermediğini ileri sürerek, mülkiyeti davacıya ait olup davalı tarafından ticari taksi olarak kullanılan ve gelir elde edilen ... marka ... plaka sayılı aracın davalıdan alınarak davacıya iadesine, geçmiş döneme ilişkin gelir kaybı hakkı saklı kalmak üzere dava konusu ticari taksinin ileride Mahkemece belirlenmek kaydıyla şimdilik; 2.000,00 TL olmak üzere maddi getirisinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Bozmadan sonra birleşen davada davacı vekili; asıl davada Ocak 2011 tarihinden dava tarihi olan Eylül 2014 tarihine kadar ki dönemde mahrum kalınan gelirlerin istendiğini ve hüküm verildiğini, 01.10.2014 tarihinde aracın İcra Müdürlüğüne teslim edildiğini ileri sürerek, 01.10.2014 tarihi ile 09.02.2018 tarihleri arasında mahrum kaldığı gelir karşılığı 273.750,00 TL'nin, ilk dava ile temerrüt oluştuğundan 01.10.2014 tarihinden itibaren aylık kademeli olarak hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; dava konusu aracın mal rejimine tabi olduğunu, boşanma ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu aracın müvekkilinin kazancıyla alındığını, davacının hiçbir geliri olmadığı halde davalının "..." ticari plaka ve aracı davacı eşinin isteği üzerine davacı adına tescil ettirildiğini, araç ve ticari plakaya ilişkin tüm ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; ... plakalı ticari aracın davacının kişisel malı olmadığını, evlilik sırasında edinilen mallardan kaynaklanan ihtilafların çözümünde Aile Mahkemelerinin görevli olduğunu, İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2015/596 E. sayılı dosyası kapsamında mal rejiminin tasfiyesi davasının devam ettiğini belirterek, dava konusu araç ve araçtan elde edilen gelir İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2015/596 E. sayılı dosyasında mal rejimine konu edildiğinden işbu davanın derdestlik nedeniyle reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/451 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.09.2017 tarihli ve 2015/451 E., 2017/333 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından 20 Ocak 2011 tarihinde aracın trafiğe tescil edildiği, bu tarih itibariyle aracın davalının tasarrufunda olduğu, davalının ticari taksi olarak işlettiği araç için davacıya ödemede bulunduğunun iddia ve ispat edilemediği, davalının aracın kendisi tarafından alındığı iddialarının usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlanamadığı, davacının ticari taksisinin kendisine iade edilmemesi nedeni ile tescil tarihi olan 20.01.2011 ile dava tarihi olan 09.08.2014 tarihleri arasındaki mahrum kalınan kârın toplamda 197.601,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, mülkiyeti davacıya ait olan ... plakalı ticari aracın davalıdan alınarak davacıya teslimine, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 197.601,00 TL'nin 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah harcının yatırıldığı 18.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebinin reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ve 2018/550 E., 2020/3052 K. sayılı ilamıyla; dava konusu aracın taraflar arasında yargılaması yapılan mal rejimi tasfiye davasına konu olduğu ve bu davanın sonucunun eldeki davayı doğrudan etkileyeceği, İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2015/596 E. sayılı dosyanın sonuçlanarak kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucu Dairesinde dosyadaki diğer delillerle birlikte adı geçen davalının hukuksal durumunun tayin ve tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bozmaya uyulması üzerine Mahkemenin 01.02.2022 tarihli kararıyla; İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2015/596 E., 2021/199 K. sayılı dosyanın incelenmesinde aracın gelirinin dava konusu edilmediği, davalı karşı davacının davacı kadın adına kayıtlı ticari taksinin araç ve plaka değerinin yarısı olan 786.000,00 TL yönünden karşı davanın kabulüne karar verildiği, kararın 11.05.2021 tarihinde kesinleştiği, asıl davadaki gelir kaybının (01.01.2011-30.09.2014 dönemi) toplam 204.150,00 TL olduğu, birleşen davadaki gelir kaybının (01.10.2014-09.02.2018 dönemi) toplam 276.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacının talep konusu dönemlerde aracından faydalanmasına engel olunduğu sabit olduğundan, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar dikkate alınarak, asıl dava yönünden mülkiyeti davacıya ait olan ... plakalı aracın önceki karardan sonra icra marifeti ile teslimi yapılmış olmasından dolayı konusuz kaldığından aracın teslimi talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 197.601,00 TL'nin 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren bakiyesinin ıslah harcının yatırıldığı 18.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin reddine, birleşen davanın taleple bağlı kalınarak kabulü ile 273.750,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairenin 12.06.2024 tarihli ve 2023/1869 E., 2024/1976 K. sayılı ilamıyla; asıl dava dosyası yönünden; eşlerin, 10.07.2014 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 12.10.2017 tarihinde kesinleşmesiyle boşandığı, İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2015/596 E., 2021/199 K. sayılı ilamıyla davaya konu ... plakalı ticari aracın ve ticari plakanın davacı kadının edinilmiş malı olduğu kabul edilerek, değerinin yarısı olan miktar davalı kocanın katılım alacağı kabul edilerek hüküm kurulduğu ve kararın 11.05.2021 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece asıl davada gelir kaybı için davacı lehine hüküm kurulmuş ise de taraflar arasında mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih olan 10.07.2014 tarihinde sona erdiği gözetildiğinde, davacının ancak bu tarihten sonraki yani mal tasfiyesine konu edilemeyecek ve tasfiye sırasında mevcut olmayan ticari taksinin gelirleri için talepte bulunabileceği dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, zira evlilik birliği devam ederken elde edilen gelirin birliğin devamı için hayatın olağan akışı gereği, davacı eşin muvafakatiyle aile içinde harcandığının kabulü gerektiği, davacının boşanma davasının açıldığı önceki bir tarihte varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa, önceki zaman dilimi için alacak talebinin reddedileceği, hal böyle olunca Mahkemece asıl davada, 10.07.2014 tarihinden önceki dönem için davacının talepte bulunamayacağından dolayı bu döneme ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu ve Mahkemece hükmedilen alacağa ticari faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de; davanın konusunun sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak olması ve her iki taraf için de ticari iş niteliğinde bulunmaması nedeniyle hükmedilen alacağa yasal faiz uygulanması gerekirken ticari faize hükmedilmiş olması usul ve kanunu aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği ve yine birleşen dava yönünden birleşen davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine, birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Mahkemece hükmedilen alacağa ticari faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de davanın konusunun sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak olması ve her iki taraf için de ticari iş niteliğinde bulunmaması nedeniyle hükmedilen alacağa yasal faiz uygulanması gerekirken ticari faize hükmedilmiş olması usul ve kanunu aykırı olduğu ve bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih olan 10.07.2014 tarihinde sona erdiği gözetildiğinde davacının ancak bu tarihten sonraki mal rejiminin tasfiyesine konu edilemeyecek ve tasfiye sırasında mevcut olmayan ticari taksinin gelirleri için talepte bulunabileceği, zira evlilik birliği devam ederken elde edilen gelir birliğinin devamı için hayatın olağan akışı gereği davacı eşin muvafakati ile aile içinde harcandığının kabulü gerektiği, davacı boşanma davasının açıldığı tarihten önce varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa önceki zaman dilimi için alacak talebinin reddi gerektiğinden asıl davadaki alacak talebinin reddine, diğer yönlerden karar kesinleşmiş olduğundan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden karar kesinleşmiş olduğundan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; somut olayda davalı kocanın müvekkiline evlilik içerisinde hiç bir şey vermediği mal rejimi dosyası ile sabitken, soyut, dosya münderecatına uymayan bir hukuki ifade ile "boşanma davasının açıldığı önceki bir tarihte varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa, önceki zaman dilimi için alacak talebi reddedilir" demek müvekkilinin hakkını ve hukukunu teslim etmemek sonucunu doğurduğunu, talep edilen alacağın tamamına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığını ve on yılı aşkın süredir yerel Mahkemeler ve temyiz Mahkemeleri arasındaki hukuki görüş farklılıkları sonucu davacının hakkına erişimi sürüncemede kaldığını, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile tanınan makul sürede ve adil yargılanma hakkı ihlal edildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, menkul malın teslimi ve gelir kaybına ilişkin alacak istemine ilişkindir. Dava dosyasının incelenmesinde; özellikle Dairemizin 12.06.2024 tarihli ve 2023/1869 E., 2024/1976 K. sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve davalı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bozma ilamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar yönünden yeniden inceleme yapılmasına hukuken imkan bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesi gereğince ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 01beb881dde114f4 1243defe2388be7b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı