3. Hukuk Dairesi 2025/435 E. , 2025/3914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/618 E., 2024/600 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; Kurtalan İcra Müdürlüğünün 2005/32 Esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu murisleri ...'e karşı icra takibi başlatılarak murise ait taşınmazların tapu kayıtlarına haciz şerhi konulduğunu, takip kesinleşince de taşınmazların kıymet takdiri yapılarak açık artırma yoluyla satıldığını, ancak davaya konu edilen 30 parsel (101 ada 28 parsel) sayılı taşınmazın muris hissesine düşen bölümünün 09.11.2008 tarihli kıymet takdir raporu ve açık artırma ilanında eksik olarak gösterildiğini, 21.11.2008 tarihinde yapılan ikinci açık artırmada bu miktar üzerinden satış yapıldığını, buna rağmen icra müdürünün 05.03.2009 günü Tapu Sicil Müdürlüğünce yazılan yazıda ihale alıcısı ... tarafından satın alınan ve adına tescil edilecek taşınmazlar arasında 30 nolu parseli yazarken muris adına kayıtlı payın tamamı satılmış gibi talepte bulunduğunu ve 12.03.2009 tarihinde taşınmazdaki muris hisssesinin tamamının ... adına tescil edildiğini, onun da 02.09.2009 tarihinde taşınmazı iyi niyetli üçüncü şahsa devrettiğini, davacıların bütün bu işlemlerden murisin 23.02.2014 tarihinde vefatı sonrası haberdar olduklarını ileri sürerek; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu 30 parsel (101 ada 28 parsel ) sayılı taşınmazın alacaklıya fazladan devredilen 58.821,27 m²' lik sulu tarım arazisinin zararına karşılık olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatının tapuda yapılan ilk satış tarihi olan 05.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, 05.03.2009-16.10.2015 tarihleri arası olarak ecrimisil bedeline ilişkin olarak şimdilik 600,00 TL'nin her yıl için vade tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, oluşan zararda icra memurunun bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 26.04.2016 tarihli kararıyla; davaya konu taşınmazın ikinci açık artırmada cebri icra yoluyla satışının yapılmamasına rağmen, açık artırmaya çıkarılan diğer parseller ile birlikte ihale alıcısı adına tapuya kayıt ve tescil edildiği gerekçesiyle; taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, 503.509,56 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz talebinde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacıların zararının taşınmazın icra müdürünün kusurlu ihale işlemini kesinleştirme tarihi itibariyle meydana geldiğinden, bu tarihteki değerinin davacılar murisinin hissesine karşılık gelen miktarı üzerinden davacıların zararının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine, aynı Dairenin 11.06.2020 tarihli ilamıyla; davacının tüm, davalının sair itirazlarının reddine karar verilerek, yapılan icra işlemlerinde icra memurunun davacıların murisinin hacizli taşınmazdaki payı hususunda kontrol yapmayarak yanlış metrekare üzerinden satış işleminin yapılmış olmasında kusuru olsa da bu yanlışlığı gidermek amacıyla taşınmaz maliki olan davacılar murisinin de gereken kontrolü yapmaması ve İTM’de şikayet yoluna başvurmaması sebebiyle kusurlu olduğu anlaşıldığından, BK 44 (TBK 52) maddeleri gereğince davalı lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilerek, kararın bu yönüyle de bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 28.09.2021 tarihli kararıyla; bozma ilamına uyularak, davacılar murisinin hacizli taşınmazdaki payı hususunda kontrol yapmayarak yanlış metrekare üzerinden satış işleminin yapılmış olmasında kusurlu olduğu anlaşıldığından, BK 44 (TBK 52) maddeleri gereğince belirlenen tazminattan takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 506.660,61 TL kadar maddi zararın ortaya çıktığı, davacıların talebinin 503.509,56 TL olduğu, bu zararlarını davalı Bakanlıktan talep etmekte haklı oldukları, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmekte ise de Mahkemece verilen ilk karara karşı temyiz başvuru dilekçesinde ve karar düzeltme talepli dilekçesinde karara bu yönden bir itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle; tazminat davasının kabulüne, 503.509,56 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ecrimisil davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, bozma ilamında açıkça; davacıların zararının, icra memurunun kusurlu işlemi tesis ettiği zaman diliminde yani taşınmazın icra müdürünün kusurlu ihale işlemini kesinleştirme tarihi itibariyle meydana geldiğine ve taşınmazın bu tarihteki değerinin davacılar murisinin hissesine karşılık gelen miktarı üzerinden davacıların zararının hesaplanması gerektiğine değinildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu husus gözetilmediği gibi taşınmazın gerçek değerinin çok üzerinde bir tazminat miktarının belirlendiği, Mahkemece, o tarihlerdeki emsal satışlar da dosya içerisine alınarak, icra dosyasındaki kıymet takdir raporları ve ilk bozma öncesi dosyada alınan ve olay tarihine daha yakın olan ilk bilirkişi raporundaki m² birim fiyatları birlikte değerlendirilerek tazminat hesabı yapılmak üzere dosyanın konusunda uzman yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek ayrıntılı, açık, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna ve dosya kapsamına göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında belirtilen hususlara uygun şekilde bilirkişi raporunun alındığı, Mahkemece verilen ilk karara karşı temyiz başvuru dilekçesinde ve karar düzeltme talepli dilekçesinde karara faiz başlangıcı yönünden bir itirazın bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamlarında da bu hususa değinilmediği gerekçesiyle; tazminat davasının kısmen kabulüne, 453.472,31 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ecrimisil davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; faize dava tarihinden değil de taşınmazın devredildiği 05.03.2009 tarihinden hükmedilmesi, ayrıca taşınmazın değerinin dava tarihindeki değerine göre belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın sulanabilen çok verimli tarım arazisi olduğunu, taşınmaz değerinin 2015 yılı verim ve ürün maliyet cetveline göre düzenlenmediğini, kapitalizasyon faiz oranının kuru tarım arazilerinde uygulanan %5 oranına göre uygulandığını, objektif değer artışının hiç uygulanmadığını, Mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ecrimisil talebinin reddine karar verildiğini, ... lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan her davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maddi tazminatın toplamı üzerinden tek vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili; davaya konu taleplerin tamamının zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, dava konusu işlemde kusuru bulunmayan memurların ve idarenin sorumluluğuna gidilmesinin illiyet ve neden sonuç ilişkileri dikkate alındığında hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur veya hata olduğunu iddia eden davacının bu iddialarının asılsız olduğunu, alınan raporlarda taşınmazın kıymet takdirinde yer alan değerinin çok yüksek hesaplandığını, emsal taşınmazların baz alınmadığını, her ne kadar taşınmaz sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmiş ise de satışa konu edildiği tarihteki niteliğine ilişkin değerlendirme yapılmadığını, taşınmazda satış sonrasında yapılan değişikliklerin değerlendirme dışı kalması gerektiğini ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra memurunun sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli olmasına, Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiğinin anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Bir davada Mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlem ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir. Usuli kazanılmış haklardan birisi de Yargıtay bozma ilamına uyulması ile oluşur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla artık bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yapılması zorunluluk haline gelir. Mahkeme bozmaya uyma kararı ile bağlı olup bozma ilamının gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.06.2020 tarihli bozma ilamında; yapılan icra işlemlerinde icra memurunun davacıların murisinin hacizli taşınmazdaki payı hususunda kontrol yapmayarak yanlış metrekare üzerinden satış işleminin yapılmış olmasında kusuru olsa da, bu yanlışlığı gidermek amacıyla taşınmaz maliki olan davacılar murisinin de gereken kontrolü yapmaması ve İTM’de şikayet yoluna başvurmaması sebebiyle kusurlu olduğu anlaşıldığından, BK 44 (TBK 52) maddeleri gereğince davalı lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece de 28.09.2021 tarihli kararda; hesaplanan tazminat tutarından %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak sonuca gidilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli bozma ilamıyla; davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, taşınmazın değeri hesaplanırken emsal satışların ve ilk bilirkişi raporundaki m² birim fiyatlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, yine taşınmazın değeri hesaplanırken icra müdürünün kusurlu ihale işlemini kesinleştirdiği tarihteki değerinin dikkate alınması gerektiği belirtilerek kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece; bozma ilamında belirtilen şekilde taşınmazın değerinin hesaplanmasına rağmen bu defa davalı lehine hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Gecici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 81086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içedisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.