Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/4120 E., 2025/3911 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4120 E., 2025/3911 K. (09.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4120
Karar No
2025/3911
Karar Tarihi
09.09.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/4120 E. , 2025/3911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3381 E., 2024/2175 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemsiz, davalı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin duruşma talebinin miktar itibariyle reddine, temyiz istemlerinin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: DAVA Davacı vekili; davalı ve dava dışı ... ile müvekkili arasında ilgili parsellerde kayıtlı taşınmazların satılarak kazanç elde edilmesi amacıyla adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, her bir ortağın ortaklıkta eşit pay sahibi olduğunu, ortaklık amacı doğrultusunda bahse konu taşınmazları maliki olan dava dışı satıcı ...'den 460.000,00 TL bedelle 21.06.2007 tarihinde satın aldıklarını, satış bedelinin tamamının ödendiğini, bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını ancak tapu devrinin gerçekleşmediğini, taşınmazların üçüncü kişilere satışı ve devri hususunda düzenlenen müşterek bir vekaletname ile satıcı tarafından tüm ortakların ayrı ayrı yetkili kılındığını, sonrasında satıcının müvekkiline ve diğer ortak ...'e verdiği satış yetkisini iptal ettiğini, davalının ise söz konusu vekaletname ile taşınmazları satışa çıkarıp 19.02.2008 tarihinde 900.000,00 TL bedelle dava dışı ... adlı şahsa sattığını, satış bedelinin aralarında eşit olarak paylaşılması gerekirken davalının ne müvekkiline ne de dava dışı ortak ...'e herhangi bir ödemede bulunmadığını, bu sırada dava dışı ortak ...'in ortaklıktaki payını kendisine devir ve temlik ettiğini, bu durumda ortaklıkta 2/3 oranında pay sahibi olduğunu, hisse oranına göre satış bedelinden 600.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; öncelikle taşınmazın tespit edilecek bugünkü rayiç bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 600.000,00 TL'nin olmadığı takdirde satış bedeli olan 900.000,00 TL'den payına isabet eden 600.000,00 TL'nin satış tarihi olan 19.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, adi ortaklık ilişkisine dayanılarak açılan davalarda tüm ortakların taraf olarak gösterilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Dahili davalı vekilince bozma sonrasında verilen dilekçede; müvekkilinin dava konusu taşınmazlardaki ortaklık payını 250.000,00 TL karşılığında davacıya devredilmesi konusunda anlaştıklarını, davacının bu devir bedelinin 150.000,00 TL’sini ödediğini, bakiye 100.000,00 TL bedeli halen müvekkiline ödemediğini, müvekkili ile davacı arasındaki işlemin alacağın temliki olduğunu beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli kararıyla; taraflar ile ihbar olunan arasında kurulan adi ortaklık henüz tasfiye edilmediğinden dava tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı, davacı ortak ile ihbar olunan ortak arasında yazılı bir temlik sözleşmesi bulunmadığı gibi temlik eden ile temlik alan arasında bakiye alacak ile ilgili ihtilaf bulunduğu, ortaklık payının devredildiği yönündeki iddianın ispat edilmediği, bu nedenle ihbar edilen lehine doğan 200.000,00 TL tutarındaki alacağın davacı tarafça talep edilemeyeceği, ortaklığa konu taşınmazların satış tarihi olan 19.02.2008 tarihi itibariyle değerinin 900.000,00 TL'nin üzerinde olacak şekilde 4.479.450,00 TL olarak belirlendiği, ancak davacı tarafça satış bedelinin 900.000,00 TL olduğunun ileri sürüldüğü, davacının payına düşen bedele mahsuben 220.000,00 TL'yi takip dosyasında tahsil ettiği, bu durumda davacının davalıdan bakiye alacağının 80.000,00 TL olduğu, davacı ile ihbar olunan arasındaki ihtilafın ayrı bir davaya konu edilebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 80.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, ihbar olunan hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli kararıyla; ortaklığa konu taşınmazların satış tarihi itibariyle belirlenen rayiç değerinin 900.000,00 TL'nin üzerinde olması nedeniyle, taleple bağlı kalınarak satış bedelinin 900.000,00 TL olarak kabul edilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ihbar olunanın davada feri müdahil sıfatı bulunmadığından kararı istinaf etme hakkının da olmadığı, her ne kadar 220.000,00 TL'nin davacı tarafça icra dosyasında tahsil edildiği belirtilmiş ise de, icranın geri bırakılmasına karar verildiği, bu nedenle 220.000,00 TL'nin davacının alacağından mahsup edilemeyeceği, ihbar olunanın adi ortaklıktaki payını davacıya devrettiği, bu hususun ihbar olunanın da kabulünde olduğu, böylece davacının adi ortaklıktaki payının 2/3 oranında olduğu, satış bedelinden payına isabet eden 600.000,00 TL'yi talep edebileceği gerekçesiyle; ihbar olunanın istinaf dilekçesinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulü ile 600.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 17.07.2023 tarihli ilamıyla; taraflar ile dava dışı ... arasında taşınmaz satın alınması ve sonrasında bu taşınmazların satılarak elde edilecek kazancın eşit olarak paylaşılması hususunda adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, ortaklık malvarlığına dahil olan söz konusu bağımsız bölümlerin 19.02.2008 tarihinde üçüncü kişiye satışıyla birlikte ortaklık amacının gerçekleştiği, adi ortaklığın işbu tarih itibariyle kendiliğinden sona ererek tasfiye aşamasına girdiği; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; dava dışı ortağın, ortaklık payını davacıya devrettiği kabulü ile sonuca gidilmiş ise de; davalı ortağın, dava dışı ortağın ortaklık hissesini davacıya devrine muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalının rızası alınmadan yapılan pay devrine geçerlilik tanınamayacağının kabulü gerektiği, hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; adi ortaklığa karşı açılan işbu davanın, ortakların tümüne karşı yöneltilmesi gerektiği dikkate alınarak, dava dışı ortak ...'in davaya dahil edilmesi için davacı tarafa usulünce süre verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip, ortaklığın tasfiyesi kapsamında hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın keşfen saptanan değerinin davacı tarafça satış değeri olarak beyan edilen 900.000,00 TL'nin üzerinde olduğundan taleple bağlılık gereği satış bedelinin 900.000,00 TL olarak kabul edildiği, yazılı bir sözleme ibraz edilmediğinden, ortakların adi ortaklıktaki paylarının eşit olduğu, adi ortaklık konusu taşınmazın davalı tarafından 900.000,00 TL'ye satıldığı, her bir ortağa satış bedelinden 300.000,00 TL isabet ettiği, davacının satış bedeline karşılık 220.000,00 TL aldığı, çeklerin bir ödeme vasıtası olduğu dikkate alındığında, davacının bu çekleri tahsil edip etmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, o halde davacının adi ortaklık malı taşınmazın satışından hissesine göre davalı tarafından ödenmeyen miktarın 80.000,00 TL olduğu gerekçesiyle; taraflar arasındaki adi ortaklığının sona erdiğinin tespiti ile davalı yedinde bulunan 680.000,00 TL'nin 80.000,00 TL'sinin davacıya, 300.000,00 TL'sinin dahili davalı ...'e, 300.000,00 TL'sinin davalıya aidiyetine, 80.000,00 TL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile dahili davalı ...'e verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; dahili davalı ...'in dosyadaki 21.12.2023 tarihli dilekçesinde 300.000,00 TL'lik payını müvekkiline 250.000,00 TL bedelle devrettiğini, ancak müvekkilinden 150.000,00 TL aldığını, bakiye 100.000,00 TL alacağı kaldığını beyan etmesine karşın verilen kararda dahili davalı ...'in hem karar gereğince davalı ...'dan 300.000,00 TL hem de müvekkilinden 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 450.000,00 TL haksız kazanç sağladığını ve sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, aksi durumda Mahkemece müvekkilinin dahili davalı ...'e ödediği 150.000,00 TL'nin de müvekkiline iadesine şeklinde hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davaya sonradan dahil edilen davacı olmayan başka bir taraf lehine hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, dahili davalı ...'in ortaklık hakkını davacıya devrettiğini belirtmesine rağmen müvekkilinden 300.000,00 TL talepte bulunmasının yerinde olmadığını, davacının dava değerini 600.000,00 TL üzerinden göstermesine rağmen bu bedel üzerinden davaya devam edildiğini, ayrıca davacının 600.000,00 TL'lik alacak talebinin sadece 80.000,00 TL'sinin kabul edilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücret ve yargılama giderine hükmedilmediğini, ayrıca davacı yararına çift vekalet ücreti ve çift yargılama giderine de hükmedildiğini, resmi satış senedi üzerinde yazılı bedel üzerinden masraflar düşüldükten sonra davacının payının hesaplanması gerekirken 900.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmasının ve zamanaşımı def'inin reddedilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, tasfiye kararıyla beraber faize hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen kanun maddesi uyarınca, Mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi mümkün bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, davalı uhdesinde bulunan tasfiye payının kendisine ödenmesini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesindeki talep çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, dahili davalının talebi olmadığı, bu yönde dava açmadığı ve harçlandırmadığı halde dahili davalı ... lehine ortaklık payının davalıdan tahsiline karar verilmesi suretiyle talep aşımı yapılmış olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e53e532dcc4ae202 f6c261c78f740b5e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı