Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/430 E., 2025/4019 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/430 E., 2025/4019 K. (11.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/430
Karar No
2025/4019
Karar Tarihi
11.09.2025

3. Hukuk Dairesi 2025/430 E. , 2025/4019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1630 E., 2024/1737 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pınarbaşı(Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/20 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin çiftçi olduğunu, davalıdan 24.698,22 TL ödeyerek ilk baharda ekilmesinin uygun olduğu belirtilen 5 ton 400 kg " ..." cinsi arpa tohumu satın aldığını, müvekkilinin gübreleme, ilaçlama sulama gibi bakımlarını itina ile yapmasına rağmen tohum çıkışlarının ve sapa kalkmanın olmadığını fark ettiğini, talebi üzerine İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden gelen ziraat mühendisi tarafından keşif yapılarak rapor düzenlendiğini ve söz konusu tohumlarda sapa kalkma oranında sorun olduğunun ve verimin hiç oluşmadığının tespit edildiğini, meydana gelen zararın tohumdan kaynaklandığının sabit olduğunu, müvekkilinin tohumları ektiği arazilerine verdiği gübre için 40.500,00 TL harcadığını, bunun dışında sulama, ilaçlama ve benzeri bakımları için masrafta bulunduğunu, verim olmadığı için kardan da mahrum kaldığını, aynı sorunu başka çiftçilerin de yaşadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tohum ve gübre bedeli 65.198,22 TL 'nin ve mahrum kaldığı kara karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, zararın en geç ağustos ayında görülmüş olacağını, ürünün diğer satışlarından benzer bir şikayetin gelmediğini, tohumda kusur olmadığını, davacının güz döneminde ekimi gereken tohumu bahar ayında ektiği için verim alamadığını, zarara kendisinin sebep olduğunu, bu konuda kendisinin müvekkilinin çalışanları tarafından da uyarıldığını, davacının bahsettiği bilirkişi raporunda yalnızca mevcut durumun tespit edildiğini, nedeninin belirlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın, satım konusu arpa tohumlarının ayıplı olduğu iddiasına dayanan menfi ve müspet zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının zararının tespit edilmesi talebi üzerine ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ziraat bilirkişileri tarafından tanzim edilen raporun 12.08.2022 tarihinde davacıya bildirildiği, ancak davanın 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 11. maddesinde yer alan 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönünden bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili süresi içinde kararı temyiz etmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 231.maddesindeki satıcının ağır kusurlu olması halinde iki yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmayacağına ilişkin hükmün olayda uygulanması gerektiğini, davalının ağır kusurlu olduğunun dikkate alınmadığını, zira tohumun hangi mevsimde hangi şartlarda ekileceğinin müvekkili tarafından bilmesinin beklenemeyeceğini, davalının verim elde edilebilmesi için tohumların sonbaharda ekilmesi gerektiğini söylemediğini, müvekkilinin tohumları 2022 yılının Nisan ayında aldığını ancak tohumların sertifikasının geçerlilik süresinin 2022 yılının Haziran ayında dolduğunu, tohumların ekilmesi için uygun olduğu belirtilen Ekim ayında tohumların sertifikasız olacağını, davalının sezonu geçmiş ürünü elinden çıkartmak gayesiyle müvekkiline tohumların ilkbahar için ekime uygun olduğunu söylediğini, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, satım konusu tohumun ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir. 5553 sayılı Kanunun 11. maddesinin ikinci fıkrasında kusurlu tohum nedeniyle zarara uğrayanın tohumu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren kişilere karşı açacağı davayı zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren 6 ay içinde her halde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açabileceği belirtilmiştir. Dairenin yerleşik kararlarıyla söz konusu sürelerin hak düşürücü nitelikte olup resen dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir (13.HD 2014/26266 E. 2015/349 K.; 13.HD, 2016/11944 E. 2019/5106 K.). Somut olayda İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün müzekkere cevabında, davacının talebi üzerine İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ziraat bilirkişisi tarafından dava konusu tohumların ekildiği tarlalarda yapılan inceleme üzerine hazırlanan 12.08.2022 tarihli raporun aynı gün davacıya teslim edildiği bildirilmiştir. Davacı, söz konusu raporu davaya dayanak kıldığına göre zarara uğradığını en geç raporu teslim aldığı tarihte öğrenmiştir. Dava tarihi 23.06.2023 olup, davanın belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz talebinin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ 1-Somut olayda davacı, davalı Kurum’dan satın aldığı arpa tohumlarının ayıplı olduğu gerekçesiyle zararının tazmini talebinde bulunmuş, Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2- Olaya uygulanacak 5553 S. Tohumculuk Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan; “Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” şeklindeki dava açma süresinin zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğu irdelenmelidir. Doktrinde, dava açma sürelerinin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğunu tespit etmek için “kurumun niteliği ve süre koyan hükmün amacı” dikkate alınmaktadır. Genel olarak alacak hakkına ilişkin bir talep söz konusuysa dava açma süresinin zamanaşımı süresi olduğu, buna karşın yenilik doğuran hakların kullanılmasına ilişkin sürenin hak düşürücü olduğu ifade edilmektedir (Oğuzman/Öz, s. 627, Nr. 1905; Oğuzman/Barlas, s. 229, Nr. 800.). Bilimsel yaklaşım doğrultusunda, davacının talebinin yenilik doğurucu bir hak niteliğinde olmadığı, tam tersine bir alacak talebine ilişkin olduğu, hak düşürücü sürelerin kısa ve uzun süre olarak ayrılmadığı, buna mukabil, zamanaşımı sürelerinin kısa/uzun şeklinde ayrıldığı da dikkate alındığında somut olaydaki düzenlemenin zamanaşımı süresi olduğu, bu nedenle davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle değil, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğinden kararın gerekçesi itibariyle düzeltilerek onanması düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun aksi yöndeki düşüncesini isabetli bulmuyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5c8dccbdd1195bde f5654e1c214d9e28

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı