3. Hukuk Dairesi 2025/305 E. , 2025/5242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1533 E., 2024/1385 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/38 E., 2022/94 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşma istemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davalarda davacı vekili Avukat .... ile asıl ve birleşen davalarda davalı vekili Avukat .. ... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada; davalı kurumun 18.04.2015 tarihli ve 23728181-02/1030104 -16-12165046/ 2102128 sayılı yazısı ile, hastanelerinde çalışan Dr. ....'ın 14.12.2012 tarihinde çalışma izin günü olmamasına rağmen bu tarihlerde ameliyatlar gerçekleştirdiği gerekçesi ile 244.333,80 TL, Dr. .... tarafından yapılmış olan ameliyatların gerçekte Dr. ... .. tarafından yapıldığı gerekçesi ile 268.557,65 TL, hastanelerinde ücretli olarak yapılan 47 sünnet işleminin ücretli yapılması ve Kuruma fatura edilmemesi gerekçesi ile 470.000,00 TL, Kuruma sunulan fatura eki belgelerin usulüne uygun düzenlenmediği veya bu belgelerin Kuruma hiç iletilmediği gerekçesi ile 8.600,00 TL olmak üzere 991.491,45 TL cezai şartın uygulandığı ve bu cezai şart bedellerinden toplam 245.538,65 TL bedelli cezai şartın, itiraz sonuçları beklenmeksizin peşinen müvekkili alacaklarından kesileceği ve mahsup edileceğinin bildirildiğini, ancak, gerek Kurumun cezai şart yazısında hiçbir haklı ve geçerli sebep belirtilmemiş olması, gerekse de müvekkili hastanenin, kurumun cezai şart uygulamasını gerektirecek hiçbir usul ve mevzuata aykırı işleminin olmaması sebebiyle söz konusu cezaların tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum tarafından 18.04.2015 tarihinde davacı hastaneye uygulanan cezai şart ve mahsup işlemlerinin iptaline, kesinti işleminin uygulanması halinde haksız uygulanan 245.538,65 TL kesinti bedelinin, kesintinin uygulandığı tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. 2. Davacı vekili birleşen 2015/225 Esas sayılı dosyada; davalı Kurumca müvekkil hastane alacaklarından kesinti yapılacak bedelin 754.781,78 TL cezai şart bedeli +245.538,65 TL işlem bedeli olduğunu, açılan işbu davanın davalı Kurumca kesinti yapılacağı bildirilen işlem bedellerine ilişkin olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum tarafından 18.04.2015 tarihli yazı ile müvekkil hastane alacaklarından yapılacak kesinti işlemlerinin iptaline, kesinti işleminin uygulanması halinde haksız uygulanan 245.538,65 TL kesinti bedelinin, kesintinin uygulandığı tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, müvekkilin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. 3. Davacı vekili birleşen 2015/237 Esas sayılı dosyada; davalı Kurum tarafından 18.04.2015 tarihli yazı ile uygulanan cezai şart ve mahsup işemlerinin iptaline, kesinti işleminin uygulanması halinde haksız uygulanan 754.781,78 TL kesinti bedelinin kesintinin uygulandığı tarihten tibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, müvekkili kurum işlem ve kesintilerin yerinde olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan son bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın 18.04.2015 tarihli 23728181 -02/1030104-16/12165046/2102128 sayılı yazıları ile uygulanan cezai şart ve mahsup işlemlerinin 106.708,80 TL'sinin iptaline, 21.341,77 TL'nin dava tarihinden yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda raporlar arasındaki tüm çelişkilerin giderildiği, bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamıyla uyumlu, denetime elverişli ve hüküm vermeye yeterli bulunduğundan Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; dosyaya sunulan ve hükme esas alınan son bilirkişi raporunda, diğer heyet bilirkişi raporlarında belirtildiğinin aksine dava konu ameliyatların Dr. ...'ın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen günlerde yapılmadığının belirtildiğini, sünnet işlemi yapılmış 47 hastanın velileri veya yasal vasilerince hastane idaresine ücretli hasta taahhütnamesinin verildiğini, hastane görevlilerinin hastaları yanıltarak ve hastalara gerçeğe aykırı beyanda bulunarak sünnet ameliyatlarının ücretli olarak yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, kurumun olayla hiç alakası olmayan bir sözleşme maddesine göre cezai şart uyguladığını, iddiaya konu hastaların tamamının ameliyatlarının Dr. ... tarafından yapıldığını ve tüm evrakların da yine Dr. ... tarafından imzalandığını, her iki hekim de müvekkil hastanede birbirini konsülte ve asiste eden hekimler olup, bu hususta tüm hastalara bilgi verildiğini, hastalar ameliyathaneye alındığında, ameliyatı yapacak hekim gelmeden önce anestezi hekimlerinin hastaları uyuttuğunu, bu hastaların ameliyatı hangi hekimin gerçekleştirdiğini bilmesi veya görmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; bilirkişi heyeti tarafından sadece hasta yakınının beyanına itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilgili hastaların ameliyatlarına iki doktor birlikte girmiş olsa dahi; Dr. ...'ın söz konusu ameliyatların gerçekleşmiş olduğu tarihlerde ve saatlerde çalışma izninin bulunmadığını, dolayısıyla bilirkişi tarafından sadece hasta yakınlarının beyanlarına itibar edilerek yersiz ödeme ve cezai şart uygulamalarının yerinde olmadığına ilişkin yapılan tespitler hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali ile yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanunun 297 ve devamı maddeleri gereğince; bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin (vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte) ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince; asıl dava ve birleşen davalar yönünden 6100 sayılı Kanunun 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.