3. Hukuk Dairesi 2025/2554 E. , 2025/3963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3394 E., 2024/956 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/911 E., 2022/859 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasındaki elektrik enerjisi satış sözleşmesi uyarınca davalı tarafça elektrik enerjisi kullanıldığı halde çok sayıda ödenmemiş fatura bulunduğunu, tüm uyarılara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı portföyden çıkarılıp cezai şart faturaları düzenlenerek davalıya tebliğ edildikten sonra davalı şirket aleyhine elektrik enerjisi tüketim faturasından kaynaklı başlatılan takibe, davalı tarafça haksız olarak kısmi olarak itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; kısmi itiraza konu mal ve hizmetin davalı şirkete sunulmadığını, cezai şart faturalarının dayanaksız olduğunu, faiz oranı ve faiz tutarının hatalı olduğunu, takipte faiz hesaplamasının mükerrer yapıldığını, alacağın likit olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 89 adet fatura için toplamda 3.134.061,97 TL asıl alacak, 276.109,02 TL işlemiş faiz (=3.410.170,99 TL) üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin kısımların reddine, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca ticari faiz uygulanmasına, alacak likit olduğundan, asıl alacağın (itiraza uğrayan 22 adet fatura aslı toplamı (485.408,12 TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacı vekilinin tashih talebi üzerine 03.03.2023 tarihli ek karar ile ... nolu ... numaralı 44.048,79 TL tutarlı faturanın, sehven 4.048,79 TL olarak kaydedilmesi nedeniyle faturaların toplamında maddi hata edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin tashih talebinin kabulüne, takibin "Toplamda 3.174.061,97 TL asıl alacak, 276.109,02 TL işlemiş faiz (=3.450.170,99 TL) üzerinden devamına," şeklinde tashihine karar verilmiş; karar ve ek karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; faiz yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, sözleşmede ticari faiz kararlaştırılmadığını, icra inkar tazminatının tüm bedel üzerinden hesaplanması gerektiğini, yanlış hesaplama nedeniyle müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince verilen kararı kabul etmemekle birlikte, takibin 3.410.170,99 TL üzerinden devamına karar verilerek hükmün tefhim edildiğini, gerekçeli karar tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı gibi hükmün tashihi veya tavzihi yoluyla hükmedilen tutarın arttırılamayacağını, bu bakımdan kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğunu, kısmi itiraza konu mal ve hizmetin müvekkiline sunulmadığını, cezai şart faturaları hukuki dayanaktan yoksun olup iade edildiklerini, temerrüte düşürülmeyen müvekkili bakımından faiz istenilemeyeceğini, faturalarda gecikme bedeli ve faize ilişkin tahakkuk yapıldığı halde başlatılan icra takibinde de tekrar faiz talep edilerek bileşik faiz uygulandığını, sözleşmenin (9.2.) maddesine göre sözleşme feshedilmeden önce müvekkilinin uyarılmaması nedeniyle cezai şartın ön koşulunun gerçekleşmediğini, sözleşmenin de feshedilmediğini, davacının müvekkili şirkete ilgili hizmeti sunduğuna dair bir delili bulunmadığını, bu bakımdan sadece ticari defterlerin yeterli olamayacağını, hizmetin sunulduğuna dair tutanak gerektiğini, bilirkişi raporlarında feshe dair de bir değerlendirme bulunmadığını, alacak iddiası yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, elektrik bedelinden kaynaklı faturalara dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davalı tacir şirket sözleşmede öngörülen cezai şart hükmü ile bağlı olup sözleşme hükmü uyarınca ödenmeyen son bir aylık fatura bedelleri toplamının cezai şart bedeli olarak hüküm altına alınması gerektiğinin, elektrik kullanıma ilişkin faturalara itiraz etmediğine göre fatura içeriği elektriğin davalı şirket tarafından kullandığının sabit olduğu, tacir olan taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca her iki taraf için de ticari iş niteliğinde olup uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması nedeniyle davacının, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 2/2 maddesi uyarınca temerrüt halinde avans faizi isteminde bulunabileceğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Somut olayda; davacı tarafından 19.07.2018 tarihinde davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 89 adet fatura asıl alacağı ve işlemiş faiz toplamı 3.801.276,05 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça bunun 2.688.653,85 TL'sine itiraz edilmediği; bakiye kısım 1.112.607,20 TL borç tutarına, takip öncesi faizin tamamına ve faiz oranına itiraz edildiği, 89 adet faturanın bir kısmının kullanım bedeline, 22 adetinin ise cezai şart, reaktif/kapasitif tüketime ilişkin olduğu görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 89 adet faturaya ilişkin alacak toplamının 3.174.031,97 TL, faiz toplamının 271.757,65 TL olduğu hesaplanmış ve bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiş ise de davalının takibe kısmi itirazda bulunduğu, kabul edilen kısım yönünden takibin durmadığı, itiraz edilen kısım yönünden eldeki davanın açıldığı açıktır. Buna göre, itiraz edilen kısım bakımından takibin durduğu gözetilerek bu miktar bakımından borçlu itirazının ve yine yargılama gideri ve vekalet ücretinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 tarihli ve 2004/19-357 E. - 2004/360 K., 10.10.2012 tarihli ve 2012/7-502 E. - 2012/707 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; gecikme zammı, aslında bir temerrüt faizidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121 inci maddesinin son fıkrası uyarınca, faiz niteliğindeki gecikme zammına tekrar faiz yürütülmesi mümkün değildir. Somut olayda; taraflar arasındaki 30.05.2017 tarihli sözleşmenin "Toplam Satış Bedelinin Ödenmesi " başlıklı (7.1) maddesinde; "Alıcının tanzim edilen faturada belirtilen son ödeme tarihine kadar fatura bedelini ödememesi halinde satıcı, son ödeme tarihinden sonraki her gün için, ödenmeyen fatura tutarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre belirlenecek oranda gecikme zammı uygulanacaktır." hükmü düzenlenmiş olup, elektrik kullanımına ilişkin 67 adet faturanın incelenmesinde, gecikme bedeli tahakkuk ettirildiği, 11.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda 1.112.607,20 TL tutarlı kısmın itiraza uğradığı, bunun 627.205,08 TL'sinin işlemiş faiz, 485.408,12 TL kısmının da sözleşmenin (9.2) maddesi gereği cezai şart, kapasitif /reaktif tüketim bedeline ilişkin olduğu, hesaplanan faizin icra takibine dayanak tüm fatura alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme çerçevesinde ödemelerin gecikmesi nedeniyle takibe konu edilen ve itiraza uğramayan fatura içeriklerine gecikme bedelinin dahil edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda fatura bedelleri karşısında hesaplanan faiz miktarının belirtildiği ancak hesaplamanın gecikme bedeli dahil mi yapıldığının anlaşılamadığı, yalnızca asıl alacağa ( elektrik tüketim bedeline) faiz işletilmesi gerektiği, buna göre faiz hesaplamasının 6098 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin son fıkrasındaki düzenlemeye aykırı olarak, faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde yapılıp yapılmadığı bakımından ek rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kabule göre de cezai şart bedelinin hüküm altına alınmasının ve alacak likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmamıştır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f8334b8e8eb95671 7607e7e6258097cb