3. Hukuk Dairesi 2025/2249 E. , 2025/3233 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/545 E., 2023/2487 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/663 E., 2020/553 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalı ... A.Ş. (...) arasında imzalanan 19.09.2017 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 2945 ada, 59 nolu parselde bulunan taşınmaz üzerindeki ... 4, A4 Blok, 20. Kat 203 numaralı bağımsız bölümü 265.000,00 TL bedel ile satın alındığını, teslim süresinin imza tarihinden itibaren 24 ay olduğunu, kaba inşaatın bitirilmediğini ve inşaatın durdurulduğunu, 1.000,00 TL kapora ile iki adet senet bedeli 78.500,00 TL'yi ödediğini, kalan bedel için davalı bankadan 185.500,00 TL tutarlı, aylık 1.855,00 TL taksitli ve 100 ay vadeli kredi kullanıldığını, dava tarihine göre inşa, teslim ve tescilin süresi içinde gerçekleşmediğini ileri sürerek sözleşmelerinin iptali ile ödenen bedellerin iadesini ve kredi ödemelerinin durdurulmasını talep etmiş ıslak dilekçesi ile ödenen bedellerin dava tarihine kadar güncellenerek 175.286,42 TL'nin avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; zamanaşımı definde bulunarak davacının yaptığı ödemeleri kanıtlaması gerektiğini, senetli borcun bitmediğini, ödemelerini eksiksiz yerine getirmediğini, mücbir sebepten kaynaklanan gecikmenin inşaatın teslim süresine eklenmesi gerektiğini ve bu nedenle davacının fesih talebinde bulunamayacağını, sözleşmenin ayakta olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı banka vekili; kredinin bağlı kredi niteliğinde olmadığını, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını bugüne kadar kullanmadığını, diğer davalıya ve bankaya başvurmadan doğrudan dava açamayacağını, taşınmazın teslim tarihinin geçtiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının sözleşmeden teslim süresi dolmadan dönmesi sebebiyle tüm ödemeleri talep edemeyeceğini ve cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu, dava tarihi itibariyle süresinde teslimin gerçekleşmediği ve ifanın imkansız olduğu, davacı ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesinin bağlı kredi sözleşmesi olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 35, 45/1 ve 3 maddeleri doğrultusunda ön ödemeli konut satım sözleşmesinde belirtilen sürede ifanın gerçekleşmemesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönerek her iki davalıya ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereği karşılığı olan 175.286,42 TL'yi her iki davalıdan birlikte ve müteselsilen talep edebileceği, geriye kalan borç için borçlu olmadığı, davalı bankanın davacıya kullandırdığı asıl kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere diğer davalı ile birlikte ve müştereken sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ... arasındaki 19.09.2017 tarihli noterde düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile, davacı ile davalı banka arasındaki 19.09.2017 tarihli ön ödemeli konut finansmanı sistemi kredi sözleşmelerinin ayrı ayrı feshedildiğinin tespitine, 175.286,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...nin sorumluluğunun davacıya kullandırmış olduğu kredi üst limiti ile sınırlı olduğunun tespitine, davacının davalı bankaya 137.270,00 TL bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bağlı kredi sözleşmesinin münhasıran belirli bir konutun satın alınması için verildiği, satış sözleşmesi ile kredi sözleşmesi arasında objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu, konutun konut finansman kuruluşu ile konutu sağlayan şirket arasındaki protokole göre belirlendiği, dosyadaki banka kayıtları, ödeme planı ve sözleşme içeriğine göre davalı bankadan kullanılan kredinin bağlı kredi olduğu menfi tespit hükmünün kredi sözleşmesinden dolayı ve sözleşmenin feshine karar verilmesi nedeniyle açıklayıcı mahiyette tesis edildiği, kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı banka vekili; kredi sözleşmesinin bağlı kredi niteliğinde olmadığını, kabule göre davacının öncelikle sözleşmenin feshi için inşaat firmasına başvurması gerektiğini, bunu yapmadan dava açmasında hukuki yarar olmadığını, teslim tarihinin geçtiğine dair iddianın eksik inceleme ile kabul edildiğini, olağanüstü hal süresinin sözleşme süresine eklenmesi gerektiğini, denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasına ve avans faizi işletilerek bankanın sorumlu tutulmasına itiraz ettiklerini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ve bu sözleşmeye bağlı olarak yapılan kredi sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda iadesi ve kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan karada belirtilen gerekçeye, davalı banka ile imzalanan kredi sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun m.30/1'de "tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu sözleşme" şeklinde tanımlanan bağlı kredi sözleşmesi niteliğinde olduğunun ve yine m.30/4 uyarınca tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde kredi verenin, tüketicinin o güne kadar yapmış olduğu ödemenin iadesi hususunda bağlı kredi limitiyle sınırlı olarak satıcı ile müteselsilen sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı bankanın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.