3. Hukuk Dairesi 2025/1828 E. , 2025/3372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/348 E., 2022/467 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına dair verilen kararın düzeltilmesi taraf vekillerince istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalı Hazinenin maliki olduğu 1 nolu parseli imar düzenleme sahası içinde olduğunu görerek ihale ile satın aldığını, 25.04.2008 tarihinde tapu devrinin yapıldığını, ancak 2010 yılı Temmuz ayındaki basın ve yayın organlarının ilanlarında, bu arazinin 2006 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile yaban hayatı koruma sahası olarak ilan edildiği ve imara kapandığını öğrendiğini, bu hali ile davalının 2006 yılında arsa niteliği kalmadığı halde, taşınmazın bu durumunu gizleyerek villa tipi konut yapılabilecek göle nazır bir arazi olarak gösterildiğini, bu nedenle tarla vasıflı taşınmaza 2.270.000 TL fahiş fiyat ödemek durumunda kaldığını, hukuki ayıbı öğrenir öğrenmez davalıya ihbarda bulunduğunu ileri sürerek; ayıp nedeni ile semenin tenzili ile fazla hakları saklı kalarak 10.000,00 TL'nin ödetilmesini talep etmiş, ıslah ile talebini toplam 1.662.560,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; ihalenin usulüne uygun yapıldığını, taşınmazın değerinde bir değişiklik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.02.2012 tarihli kararıyla; davacının taşınmazın bulunduğu alanın yaban hayatı koruma ve geliştirme sahası olduğunu bilse idi ihaleye katılamayabileceği, katılsa bile taşınmazı aynı bedelle satın alamayacağı, bu durumda taşınmazın mevcut durumu ile ihaleden önce ilan edilen durumu arasındaki farkın davacının zararı olduğu, dava konusu taşınmazın mevcut durumu itibarıyla dava tarihindeki ederinin ise 607.440,00 TL olduğu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından 2.270.000,00 TL'ye satın alınmış olduğu, davacının taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenen değeri ile ödenen bedel arasındaki farkı talep etmiş olması nedeniyle davanın kabulüne, 1.662,560,00 TL'nin davalıdan tahsiline, bu bedelin 10.000,00 TL'sine dava tarihi, 1.652,560,00 TL'sine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 18.04.2013 tarihli ilamıyla; dava konusu taşınmazı kapsamı içine alan ilgili Bakanlar Kurulu kararının iptaline ilişkin Danıştay'daki davanın sonucu beklenerek ayrıca ilgili yönetmelik hükümleri de değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemece verilen 25.04.2014 tarihli karar ile Mahkemenin önceki kararında direnilmesine karar verilmiş olup, karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ilamıyla, somut olayda davalı Hazine vekilinin yargılamanın önceki aşamalarında dile getirmediği dava konusu taşınmazı da içine alan "yaban hayatı geliştirme sahasına" ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptaline, Danıştaydaki davanın bekletici mesele yapılmasına dair olguyu temyiz incelemesi aşamasında dosyaya yansıtmış olduğu, imar mevzuatı kamu düzenine ilişkin olduğundan davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde dile getirdiği savunmasında HMK'nın 141. maddesine aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlığa uygulanması istenen 08.11.2004 tarihli Yönetmeliğin temyizde dile getirilmiş olmasının da yeni delil sunma ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca Danıştay 10. Dairesinin 2011/8243 E. sayılı dosyasında eldeki davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgeyi yaban hayatı koruma alanı olmaktan çıkaracak iptal kararı verilmesi halinde ayıp iddiasının temeli ortadan kalkacağından yerel Mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı isabetli olmadığından direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. C. Üçüncü Bozma Kararı 1. Bozmaya uyarak Mahkemece verilen 29.11.2018 tarihli karar ile Danıştay 10. Dairesinin 2011/8243 E. sayılı dosyasının red ile sonuçlandığı, dava konusu taşınmazın, yaban hayatı geliştirme kararının alındığı ve uygulandığı tarihte özel alan olmayıp Hazine adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.652,560 TL'nin 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, bakiyesininde ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 17.09.2020 tarihli ilamıyla; bozma kararı gereğince anılan Yönetmelik hükümleri ve davalı Hazinenin açıklamaları değerlendirilerek, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmasının sözkonusu olması durumunda, bu durumun sürekli olup olmadığı ya da bedel indirimi talebinde haklı olup olmayacağı hususları üzerinde durularak sonucuna uygun bir karar verilerek ayrıca ayıp nedeni ile satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde “nispi metod” hesaplama yönteminin uygulanması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından bozma ilamı doğrultusunda nispi metod yöntemine göre satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oranın, satış bedeline uygulanması şeklinde hazırlanan rapor hükme esas alınarak davanın kabulü ile 1.008.889,00 TL bedelin dava tarihi olan 13.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ Dairenin 08.10.2024 tarihli ilamıyla; davacı tarafça dava değeri şimdilik 10.000,00 TL gösterilerek dava açıldığı, 10.06.2011 tarihli dilekçe ile davanın, 1.662.560,00 TL olarak ıslah edilerek, aynı tarihli makbuzla 24.393,00 TL ıslah harcının yatırıldığı, yargılama sırasında ise 27.12.2022 tarihli karar duruşmasında davacı vekilinin; "...davamızı bilirkişi raporu doğrultusunda 1.008.889,00 TL üzerinden ıslah ediyoruz, davanın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunduğu, bu haliyle Mahkemece davacı vekilinin kısmen feragati değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, karar bozulmuş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Davacı vekili; feragatten söz edilebilmesi için feragatin açık seçik olması gerektiğini, herhangi bir feragat kastı içermeksizin ikinci kez yapılan ıslahın feragat olarak kabul edilemeyeceğini, alacak miktarının 1.662.560,00 TL olarak belirlenmesinden sonra yapılan yargılama sırasında, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak alacak miktarının 1.008.889,00 TL olarak belirlendiğini, belirlenmiş olan ikinci alacak miktarının talep edilmiş olmasının, diğer alacak kısımları yönünden feragat edildiği sonucunu doğurmayacağını, kaldı ki 1.008.889,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, mevcut bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürerek; bozma kararına ilişkin düzeltme isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; Mahkemece taşınmazın güncel tapudaki durumunun araştırılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 20.03.2023 tarihli ve 5956990 sayılı yazısına istinaden İmar Planlamadan sorumlu Şube Müdürlüğünden alınan ... Mah. 11210 ada 1 parsel numaralı taşınmazın son halini gösterir plan paftasına bakıldığında 1/5000 ölçekli imar planında “Gelişme Konut alanı E:0.30 Taks:0,15 2 katlı yapılaşmaya uygun olarak ayrıldığının görüldüğünü, davacının söz konusu taşınmazın Yaban Hayatı Koruma sahası olarak ayrılması yüzünden zarara uğradığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece verilen kararın davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bu durum gözetilmeden farklı gerekçelerle verilen bozma kararının hatalı olduğunu, zamanaşımı ve husumet itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, bozma kararına ilişkin düzeltme isteminin kabulüyle Mahkeme kararının lehine bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihale yoluyla satın alınan taşınmazın sonradan yaban hayatı koruma alanı ilan edilen bölge içerisinde kaldığının öğrenilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen kararda yer verilen gerekçeye, davacı vekilinin 27.12.2022 tarihli karar duruşmasında açıkça, davanın bilirkişi raporu doğrultusunda 1.008.889,00 TL üzerinden ıslah edildiğini belirtmiş olması karşısında, bu beyanın kısmen feragat olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezalarının karar düzeltme isteyen taraflara yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bab76b8ee268f630 afa89ee4fe075e31 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2025/1828 E. , 2025/3372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/348 E., 2022/467 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına dair verilen kararın düzeltilmesi taraf vekillerince istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalı Hazinenin maliki olduğu 1 nolu parseli imar düzenleme sahası içinde olduğunu görerek ihale ile satın aldığını, 25.04.2008 tarihinde tapu devrinin yapıldığını, ancak 2010 yılı Temmuz ayındaki basın ve yayın organlarının ilanlarında, bu arazinin 2006 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile yaban hayatı koruma sahası olarak ilan edildiği ve imara kapandığını öğrendiğini, bu hali ile davalının 2006 yılında arsa niteliği kalmadığı halde, taşınmazın bu durumunu gizleyerek villa tipi konut yapılabilecek göle nazır bir arazi olarak gösterildiğini, bu nedenle tarla vasıflı taşınmaza 2.270.000 TL fahiş fiyat ödemek durumunda kaldığını, hukuki ayıbı öğrenir öğrenmez davalıya ihbarda bulunduğunu ileri sürerek; ayıp nedeni ile semenin tenzili ile fazla hakları saklı kalarak 10.000,00 TL'nin ödetilmesini talep etmiş, ıslah ile talebini toplam 1.662.560,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; ihalenin usulüne uygun yapıldığını, taşınmazın değerinde bir değişiklik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.02.2012 tarihli kararıyla; davacının taşınmazın bulunduğu alanın yaban hayatı koruma ve geliştirme sahası olduğunu bilse idi ihaleye katılamayabileceği, katılsa bile taşınmazı aynı bedelle satın alamayacağı, bu durumda taşınmazın mevcut durumu ile ihaleden önce ilan edilen durumu arasındaki farkın davacının zararı olduğu, dava konusu taşınmazın mevcut durumu itibarıyla dava tarihindeki ederinin ise 607.440,00 TL olduğu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından 2.270.000,00 TL'ye satın alınmış olduğu, davacının taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenen değeri ile ödenen bedel arasındaki farkı talep etmiş olması nedeniyle davanın kabulüne, 1.662,560,00 TL'nin davalıdan tahsiline, bu bedelin 10.000,00 TL'sine dava tarihi, 1.652,560,00 TL'sine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 18.04.2013 tarihli ilamıyla; dava konusu taşınmazı kapsamı içine alan ilgili Bakanlar Kurulu kararının iptaline ilişkin Danıştay'daki davanın sonucu beklenerek ayrıca ilgili yönetmelik hükümleri de değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemece verilen 25.04.2014 tarihli karar ile Mahkemenin önceki kararında direnilmesine karar verilmiş olup, karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ilamıyla, somut olayda davalı Hazine vekilinin yargılamanın önceki aşamalarında dile getirmediği dava konusu taşınmazı da içine alan "yaban hayatı geliştirme sahasına" ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptaline, Danıştaydaki davanın bekletici mesele yapılmasına dair olguyu temyiz incelemesi aşamasında dosyaya yansıtmış olduğu, imar mevzuatı kamu düzenine ilişkin olduğundan davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde dile getirdiği savunmasında HMK'nın 141. maddesine aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlığa uygulanması istenen 08.11.2004 tarihli Yönetmeliğin temyizde dile getirilmiş olmasının da yeni delil sunma ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca Danıştay 10. Dairesinin 2011/8243 E. sayılı dosyasında eldeki davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgeyi yaban hayatı koruma alanı olmaktan çıkaracak iptal kararı verilmesi halinde ayıp iddiasının temeli ortadan kalkacağından yerel Mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı isabetli olmadığından direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. C. Üçüncü Bozma Kararı 1. Bozmaya uyarak Mahkemece verilen 29.11.2018 tarihli karar ile Danıştay 10. Dairesinin 2011/8243 E. sayılı dosyasının red ile sonuçlandığı, dava konusu taşınmazın, yaban hayatı geliştirme kararının alındığı ve uygulandığı tarihte özel alan olmayıp Hazine adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.652,560 TL'nin 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, bakiyesininde ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 17.09.2020 tarihli ilamıyla; bozma kararı gereğince anılan Yönetmelik hükümleri ve davalı Hazinenin açıklamaları değerlendirilerek, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmasının sözkonusu olması durumunda, bu durumun sürekli olup olmadığı ya da bedel indirimi talebinde haklı olup olmayacağı hususları üzerinde durularak sonucuna uygun bir karar verilerek ayrıca ayıp nedeni ile satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde “nispi metod” hesaplama yönteminin uygulanması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından bozma ilamı doğrultusunda nispi metod yöntemine göre satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oranın, satış bedeline uygulanması şeklinde hazırlanan rapor hükme esas alınarak davanın kabulü ile 1.008.889,00 TL bedelin dava tarihi olan 13.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ Dairenin 08.10.2024 tarihli ilamıyla; davacı tarafça dava değeri şimdilik 10.000,00 TL gösterilerek dava açıldığı, 10.06.2011 tarihli dilekçe ile davanın, 1.662.560,00 TL olarak ıslah edilerek, aynı tarihli makbuzla 24.393,00 TL ıslah harcının yatırıldığı, yargılama sırasında ise 27.12.2022 tarihli karar duruşmasında davacı vekilinin; "...davamızı bilirkişi raporu doğrultusunda 1.008.889,00 TL üzerinden ıslah ediyoruz, davanın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunduğu, bu haliyle Mahkemece davacı vekilinin kısmen feragati değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, karar bozulmuş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Davacı vekili; feragatten söz edilebilmesi için feragatin açık seçik olması gerektiğini, herhangi bir feragat kastı içermeksizin ikinci kez yapılan ıslahın feragat olarak kabul edilemeyeceğini, alacak miktarının 1.662.560,00 TL olarak belirlenmesinden sonra yapılan yargılama sırasında, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak alacak miktarının 1.008.889,00 TL olarak belirlendiğini, belirlenmiş olan ikinci alacak miktarının talep edilmiş olmasının, diğer alacak kısımları yönünden feragat edildiği sonucunu doğurmayacağını, kaldı ki 1.008.889,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, mevcut bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürerek; bozma kararına ilişkin düzeltme isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; Mahkemece taşınmazın güncel tapudaki durumunun araştırılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 20.03.2023 tarihli ve 5956990 sayılı yazısına istinaden İmar Planlamadan sorumlu Şube Müdürlüğünden alınan ... Mah. 11210 ada 1 parsel numaralı taşınmazın son halini gösterir plan paftasına bakıldığında 1/5000 ölçekli imar planında “Gelişme Konut alanı E:0.30 Taks:0,15 2 katlı yapılaşmaya uygun olarak ayrıldığının görüldüğünü, davacının söz konusu taşınmazın Yaban Hayatı Koruma sahası olarak ayrılması yüzünden zarara uğradığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece verilen kararın davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bu durum gözetilmeden farklı gerekçelerle verilen bozma kararının hatalı olduğunu, zamanaşımı ve husumet itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, bozma kararına ilişkin düzeltme isteminin kabulüyle Mahkeme kararının lehine bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihale yoluyla satın alınan taşınmazın sonradan yaban hayatı koruma alanı ilan edilen bölge içerisinde kaldığının öğrenilmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen kararda yer verilen gerekçeye, davacı vekilinin 27.12.2022 tarihli karar duruşmasında açıkça, davanın bilirkişi raporu doğrultusunda 1.008.889,00 TL üzerinden ıslah edildiğini belirtmiş olması karşısında, bu beyanın kısmen feragat olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezalarının karar düzeltme isteyen taraflara yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bab76b8ee268f630 afa89ee4fe075e31 ... ...