3. Hukuk Dairesi 2025/1491 E. , 2025/4901 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3604 E., 2025/58 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/390 E., 2020/277 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin sağ el ikinci parmağına cam batması sonucu yaralandığını, 05.10.2012 tarihinde dava dışı hastaneye giderek tedavi olduğunu, müvekkilinin parmağındaki ağrı ve şişliğin geçmemesi üzerine 15.10.2012 tarihinde davalı şirkete ait Hastanede davalı doktora gittiğini ve küçük operasyonlar yapıldığını, 31.10.2012 tarihinde lokal anestezi altında ağrılı noktayı içine alacak şekilde 8mm uzunluğunda 5mm genişliğinde bir alanın eksize edildiğini ve 15.12.2012 tarihinde lokal anestezi altında küçük insiyonla drenaj yapıldığını, bir süre sonra müvekkilinin parmağındaki ağrının giderek arttığını ve müvekkilinin sağ el ikinci parmağında duyu kaybı yaşadığını, müvekkilinin parmağında sinir ve damar kesilmesi sonucu meydana gelen duyu kaybının davalı doktorun yaptığı tedavi sonucunda gerçekleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 21.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili; davacı hastaya müvekkili şirkete ait Hastanede yapılan işlemlerin eksiksiz ve davacının tıbbi durumuna uygun olarak yapıldığını, davacının tedavi sürecinde gereken özen ve titizliğin gösterildiğini, davalı doktorun müdahale ettiği yer ile davacının sinir kesisi olduğunu iddia ettiği yerin aynı bölgeler olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı doktor davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan raporda, yapılan müdahalenin ve tedavinin şahsın klinik durumuna uygun olduğu ve doktora kusur isnat edilemeyeceği, doktorun eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, Üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilen uzman doktorlardan oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda, doktorun kusurunun bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan tüm raporların, davacının raporlara olan itirazlarını ve istinaf itirazını karşılar mahiyette, denetime ve hüküm kurmaya elverişli oldukları, yeterli bilirkişi raporlarına istinaden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 21.11.20 17... .02.2024 tarihli bilirkişi raporlarında birbiriyle çelişen ifadeler sonucunda davalı doktorun müdahalesinin uygun olduğu ve bir kusurunun bulunmadığından bahsedildiğini, ilk yaralanma esnasında böyle bir sinir hasarının bulunmadığının sabit olduğunu, sinir zedelenmelerinde erken tanı ve teşhisin önemli olduğunu, müvekkilinin ilk gittiği dava dışı hastanede yapılan tedavisi sonucunda düzenlenen raporda, yaralı parmakta sinir uçlarında zedelenme ve kesik olduğuna dair ibarenin olmadığını, davalı doktorun yapmış olduğu yanlış ve hatalı operasyonların, müvekkilinin parmağında sinir ve damar kesilmesine sebep olduğunu, Adli Tıp Kurumu uzmanlarının varsayımsal ve eksik incelemeyle değerlendirmede bulunduklarını, müvekkilinin hastaneye geldiği ilk anda parmağında herhangi bir sinir veya tendom kesisinin bulunmadığını, davalı doktorun yapmış olduğu yanlış ve hatalı operasyonların, müvekkilinin parmağında sinir ve damar kesilmesine sebep olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin yaralanan parmağındaki sinir kesilmesinin yaralanma sırasında meydana geldiği düşünülse bile bu sinir kesilmesinin davalı doktor tarafından teşhis edilip ona uygun bir tedavi uygulanması gerektiğini, davalı doktorun, müvekkilin tedavisinde bu duruma uygun herhangi bir müdahalede bulunmayarak müvekkilinin durumunun gittikçe kötüleşmesine neden olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve alanında uzman doktorlardan oluşan bilirkişi heyet raporlarında; vücuda cam girmesi halinde bu cismin fiziki muayene ve radyolojik tetkiklerle belirlenemeyeceği, dava dışı hastanede tespit edilip onarıldığı bildirilen digital sinir lezyonunun davacının ilk yaralanması esnasında meydana gelmiş olabileceği, kesi yaralanması sonrası gelişebilen yumuşak doku enfeksiyonları ve apse oluşumunun tabloya eklenmesinin yaralanmayı daha komplike hale getirdiği, davacıya yapılmış olan girişimle sinir kesisinin gelişmiş olma ihtimali olsa da günümüzde kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, o dönem mevcut olan enfeksiyon ve apse formasyonunun sinir hasarı bulgularına benzer bulgular vererek durumu komplike hale getirmiş olabileceği, hastanın bugünkü yakınmalarının davalı doktorun yaptığı distal falanks seviyesindeki eksizyon ile ilişkisini kurmanın gerçekçi olmadığı, davacının birden fazla cerrahi operasyon geçirdiği, mevcut yakınmaların yaralanmaya mı cerrahi müdahalelere mi bağlı olduğunu kararlaştırmanın zor olduğu, davalı hekime atfı kabil kusur ya da ihmal tespit edilmediğinin bildirildiği, bilirkişi raporlarının Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0b6212c40600edea cbd3bfd2fd0a4e0e