Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1187 E., 2025/4761 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1187 E., 2025/4761 K. (13.10.2025) – Velayet

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1187
Karar No
2025/4761
Karar Tarihi
13.10.2025
Konu
Velayet, Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/1187 E. , 2025/4761 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/318 E., 2023/166 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle ve incelemenin duruşmalı yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının altında olduğundan, davalı vekilinin duruşma isteğinin miktar yönünden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; 17.09.2015 tarihinde meydana gelen kazada, davalılar .. ve ...'ın kızı, .. ve ...'ın kardeşi, ..'in annesi dava dışı ..'ın yaralandığını, bu kaza sonrasında davalılarla bir araya gelindiğini, davalı ..., ..., ... ve ...'ın 13.10.2015 tarihinde .. Noterliğinin ... yevmiye numaralı vekaletnamesini çıkarttığını ve müvekkilleriyle 13.10.2015 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesini imzaladıklarını, .. ...'ın eski eşi ...'in de, ortak çocuk davalı ..'e velayeten yine .. Noterliğinin ... yevmiye numaralı vekaletnamesini çıkarttığını ve müvekkilleriyle 09.11.2015 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesini imzaladığını, bunun üzerine hukuki girişimlerine başlanıldığını, Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1737 sayılı dosyasında, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/471 Esas sayılı dosyasında, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/789 Esas sayılı dosyasında, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/884 Esas sayılı dosyasında, Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/498 Esas sayılı dosyasında, ve sigorta şirketi nezdinde hukuki yardımda bulunulduğunu, müvekkillerinin üstlendikleri sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmelerine rağmen davalıların davacıları haksız olarak azlettiklerini belirterek, davalılar ..., ..., ... ve ... açısından; müvekkilleri ile bu davalılar arasında akdedilen Avukatlık Ücret Sözleşmesi uyarınca, Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1737 sayılı dosyasında, bu konuda kararlaştırılmış bir avukatlık ücreti bulunmadığından, Türkiye Barolar Birliği 2015 yılı Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bu davalılar açısından avukatlık ücretlerinin tek tek tespit edilerek, yine dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte bu davalılardan alınıp müvekkillerine ödenmesine, müvekkilleri tarafından karşılanan 4,10 TL vekalet harcı ile 6,50 TL baro pulu masrafının da bu davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen müvekkillerine ödenmesine, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/471 Esas sayılı dosyasında, söz konusu davada davalılar ..., ..., ..., .. ... ve .. .. için her biri adına hükmedilecek tazminat tutarlarının %15'inin davalılardan alınıp dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müvekkillerine ödenmesine, müvekkilleri tarafından karşılanan 1.258,28 TL dava harç ve masrafları ile 6,50 TL baro pulu masrafı toplamı 1.264,78 TL'nin de bu davalılardan sorumlulukları nispetinde alınıp, dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkillerine ödenmesine, ayrıca haksız azil sebebiyle 13.10.2015 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 6. maddesinde kararlaştırılan 20.000,00 TL'nin bu davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkillerine ödenmesine, ayrıca haksız azil sebebiyle 09.11.2015 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 6. maddesinde kararlaştırılan 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ..'den alınıp müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik tüm davalılar açısından 1.000,00'er TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle alınıp müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; davacıların, müvekkillerine taahhüt ettikleri hukuki yardımları eksik yaptığını, müvekkilinin güvenini zedelediklerini, müvekkilleriyle konuşulmadığı, kendilerine böyle bir yetki verilmediği halde müvekkillerinin menfaatini hiçe sayarak sigorta şirketine başvuru yolunu seçen avukatın azlinin haklı bir nedene dayandığını, davacıların, müvekkilleri adına tek bir dava ile isteyip sonuçlandırabileceği taleplerinin her birini ayrı bir dava konusu yaparak 4 farklı hukuk mahkemesinde 4 ayrı dava açtığını, her bir dava için ayrı harç ve masraf ödendiğini, diğer yandan her dava için istenilen delillerin aynı olduğunu, her 4 davada da delil olarak gösterilen tedavi evrakları asıllarının aynı anda 4 mahkemeye birden gelmesinin söz konusu olmadığını, ceza dosyasında müvekkilleri aleyhine gelen kusur raporuna itiraz edilmediğini, manevi tazminat miktarlarının müvekkillerinin iradesi dışında belirlendiğini, davacılar tarafından açılan davaların kesinleşmesinin beklenmesi ve bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.04.2016 tarihli kararıyla; tüketici mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 03.11.2016 tarihli ilamla; davalılar trafik kazasından kaynaklanan alacakların tahsili için davacı avukata vekalet vermiş olup, davalılar bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olduklarından, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemenin 25.04.2017 tarihli kararıyla;önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; kararın taraf vekillerince tarafından temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 01.04.2021 tarihli ilamıyla; davalıların, yakınlarının geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralanması nedeniyle hukuken yapılması gereken takip ve işleri yürütmek üzere vekil kıldığı davacı avukatların haksız azil iddiasıyla avukatlık ücret alacağının tahsili yönünde açtıkları davada görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatların tek bir davada talep edebileceği hususları dört ayrı dava açarak farklı bilirkişi raporları oluşmasına, yargılama giderlerinin artmasına ve yargılamaların uzamasına sebep olması; manevi tazminat talebi noktasında iş sahiplerinin rızasını almaması, bu hususu onlarla müzakere etmemesi aradaki güven ilişkisini sarsıcı olarak değerlendirildiği, davalıların, avukat davacıları azletmekte haklı oldukları, davacıların azledildiği 06.01.20 16... .01.2016 tarihleri itibarıyla ücret talep edilen dosyalar kesin hüküm haline gelmediğinden davacıların 1.276,36 TL tutarındaki masrafları talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; talepçilerin farklı olduğu, vekaletnamelerin farklı tarihlerde düzenlendiği dikkate alındığında davacıların davaları ayrı ayrı açmasının doğal olduğunu, manevi tazminat tutarlarının davalılar ile birlikte kararlaştırıldığını, manevi tazminat tutarlarının makul olmayacak derece yüksek tutulması halinde, bu sefer de davaların kısmen kabul-kısmen red ile sonuçlanması ve yüksek miktarlarda karşı vekalet ücretleriyle karşılaşılması ihtimali olduğunu, davalıların miktara ilişkin bir itirazlarının ya da başkaca bir talepleri bulunduğuna dair bir delillerinin de mevcut olmadığı gibi bu hususa ilişkin bir anlaşmazlık ta yaşanmadığını, bu husus sebebiyle azil yapıldığına ilişkin de bir açıklama bulunmadığını, davacılar azil ile davalardan el çektirildikten sonra; manevi tazminata ilişkin hiç bir davanın takip edilmediği kasıtlı olarak takipsiz bırakıldığı dikkate alındığında bu hususta davalıların azli haklı kılacak bir talebinin de olmadığının anlaşıldığını, davalara ilişkin birleştirme kararı verildiği ve davalılarında bu yönde bir hak kaybı yaşamadığını, davaların ilk duruşmaları yapılmadan davalılar ve dava dışı .. ...'ın davacıları azlettiklerini, davaya konu kaza hakkında asıl talepçi olan kişi ...'a ve vasisi ... ...'a karşı açılan davada azlin haksız olduğunun tespit edildiğini, bu davadaki davalıların azlinin haklı bulunmasının anlaşılır yanı olmadığını, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getiren davacıların azledilmesinin haklı bir sebebi bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili; karar haklı azil noktasında yerinde olsa da davacı avukatların davalıları zarara uğratması, cezai şart nedeniyle güven ilişkisini kendi kusuru ile sonlandırması gibi diğer haklı nedenle azil sebeplerinin de gerekçeli kararın içeriğinde değerlendirilmediğini, davalıları açıkça zarara uğratması sebebiyle davacılara karşı açacakları diğer davalar açısından işbu kararların delil olarak sunulacağını, bu nedenle diğer haklı azil sebeplerinin de gerekçeli kararda belirtilmesi talebinde hukuki yararın bulunduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kararın hatalı olduğunu, davacıların masraf talebinin ret edilmesi gerektiğini, davacılar tek taraflı kusurlu olmakla birlikte güven ilişkilerini bitiren bir çok farklı eylemleri nedeniyle haklı nedenle azledildiklerini, her ne kadar davacıların haksız taleplerinin reddi için tek bir haklı azil sebebi yeterli olsa da diğer haklı azil sebeplerinin yanı sıra; sözleşmeye 20.000,00 TL tutarlı cezai şart maddesi koyularak davalıların baskı altına alındığını ve davacıların güven ilişkisini baştan itibaren tek taraflı ve kusurlu olacak şekilde bitirdiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında bu hususun belirtilmediğini, davacı taraflarca talep edilen cezai şart sebebiyle hem sözleşmenin geçersiz hale geldiğini hem de iradesi kısıtlanmaya çalışılan davalılarca davacıların haklı nedenle azledildiğini, dava dilekçesiyle talep edilen ancak hukuka aykırı olduğu için davacı tarafından tek taraflı olarak koyulan 20.000,00 TL cezai şart bedeli talebinden yargılama aşamasında vazgeçilmiş olsa da harçlandırılan işbu bedel üzerinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1.Avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu'nun 505 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil adı geçen Kanun'un 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. "Özen borcu" ile ilgili Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde mevcut olan, "Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler." şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesinde, "Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez." hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. 2.Yukarıda belirtilen kanun hükümleri doğrultusunda, mahkeme kararı değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı avukatların tek bir davada talep edebileceği hususları dört ayrı dava açarak farklı bilirkişi raporları oluşmasına, yargılama giderlerinin artmasına ve yargılamaların uzamasına sebep olması; manevi tazminat talebi noktasında iş sahiplerinin rızasını almaması, bu hususu onlarla müzakere etmemesi aradaki güven ilişkisini sarsıcı olarak değerlendirildiği gerekçesiyle azlin haklı olduğu belirtilmişse de; davalılar ..., ..., .. .., ..., ... yönünden dört ayrı dava açılmadığı sadece Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/471 Esas sayılı dosyasının açıldığı, manevi tazminat taleplerinin davalıların iradesi dışında belirlendiğinin ispat edilemediği, talep edilen manevi tazminat miktarlarının somut olayın özelliklerine uygun olduğu gözetildiğinde azlin haklı olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bb04e3781eb58d78 2e00283387baffd4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı