Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1181 E., 2025/4732 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1181 E., 2025/4732 K. (09.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1181
Karar No
2025/4732
Karar Tarihi
09.10.2025

3. Hukuk Dairesi 2025/1181 E. , 2025/4732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılardan .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; .. Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında Vergi Müfettişi olarak görev yapan davalı ...'nin lisansüstü eğitimi görmesi amacıyla 04.01.2012- 23.05.2013 tarihleri arasında iki yıl süreyle yurt dışına gönderildiğini, diğer davalılar .. ve ..'ın 28.12.2011 tarihli "Yurt Dışına Gönderilen Kamu Personeline Mahsus Yüklenme Senedi ve Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedini" kefil olarak imzaladıklarını, davalı ...'nin 20.08.2013 tarihinde istifa ederek yüklenme senedi hükümleri gereğince mecburi hizmet yükümlülüğünü ihlal ettiğini, buna göre mecburi hizmet süresinin çalışılmayan kısmına karşılık olmak üzere hesaplanan 155.619,75 USD ile 97.280,62 TL tutarında kamu zararı oluştuğunu, 19.10.2013 tarihli yazı ile davalı ...'den söz konusu tutarın ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığı ve yazıya da itiraz edilmediğini ileri sürerek; kamu zararının ödeme tarihlerinden itibaren USD için %7, TL için %9 oranında yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ...; davaya dayanak yüklenme ve kefalet senedinin müzakere edilmeden imzalandığını, 09.10.2013 tarihli yazının tebliğinin usulüne uygun olmadığını, taksitlendirme hususunun dava şartı olduğunu, borçlandırma işlemi ve dayanak yüklenme ve kefalet sözleşmesinin kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, yüklenme ve kefalet senedinde Ankara Mahkemelerinin yetkili kılındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. 3. Davalı ...'ye tebligat yapılamadığından davaya cevap vermemiş, bozma kararı sonrası vekilinin verdiği cevap dilekçesinde; davacı İdarenin davasına dayanak 09.10.2013 tarihli ve 1318 sayılı işlem ile tesis edilen yazının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin haricen öğrendiği bu borcu diğer davalı kefilleri ve kendisini korumak için ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yurt dışına kendi isteği ile gittiğine dair dosyada belge olmadığını, yüklenme senedini müvekkili özgür iradesiyle imzalamadığından geçersiz olduğunu, yüklenme ve kefalet senedi ile kanunda yer almayan yeni yükümlülüklerin ihdas edildiğini, müvekkili haklı nedenle istifa etmek zorunda kaldığından mecburi hizmet yükümlülüğünün olmadığını, yurt içi aylığının ve cezanın talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.11.2014 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1-3 maddesi uyarınca, borcun para alacağına ilişkin olduğu, alacaklının ödeme zamanındaki adresinin Ankara'da bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 7. maddesi gereğince, davalı asıl borçlunun Türkiye'deki ikametgahının belli olmadığı, aynı Kanun'un 9. maddesi gereğince mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olabileceği, öte yandan aynı Kanun'un 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa mahallinde de açılabileceği, davacının dayandığı sözleşmenin ifa mahallinin Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı olduğu, davalı kefil ...'ın süresindeki yetki itirazına göre alacaklının ..'da bulunduğu gerekçesiyle, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 31.05.2023 tarihli ilamla; davalılar .. ve ..'ın temyiz dilekçesinin süreden reddedildiği, Mahkemece dava dilekçesi davalı ...'ye usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden ve davalının cevap dilekçesi vermesi sağlanmadan, ön inceleme duruşması icra edilmeden yetkisizlik kararı verildiği, Mahkemece davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ve ön inceleme duruşması icra edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle; karar, davalı ... yararına bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dayandığı sözleşmenin ifa mahallinin Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı olduğu, davalı kefil ...'ın süresindeki yetki itirazına göre alacaklının Ankara'da bulunması karşısında Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, dosyada yetkili mahkemenin Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğuna karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; Mahkemece, davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde ön inceleme duruşması icra edilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, 19.12.2024 tarihli 2 nolu celseye mazeret dilekçesinin gönderildiğini, mazeretin kabulüne karar verilip, yeni bir duruşma günü belirlenerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yokluklarında karar verildiğini, müvekkili tarafından yetki itirazında bulunulmadığını, davaya konu yüklenme senedinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı göz önüne alınarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, kaldı ki bir an için, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğu farz edilse bile, kararda yetkili mahkemenin Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun yazılmasının doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, zorunlu hizmet karşılığı olan davalılardan ..'nin yurt dışında görmüş olduğu öğrenim giderlerinden kaynaklanan kurum alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Kanunun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, Kanun'un 6. maddesinde, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir. Kanunda davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Örneğin; Kanunun 10. maddesine göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davalıların birden fazla olması halinde yetki ise 6100 sayılı Kanunun 7. maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili madde; "(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." şeklindedir. Somut olayda yetkili mahkemenin, 6100 sayılı Kanunun yetkiye ilişkin genel ve özel hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. İster mecburi dava arkadaşlığı ister ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olsun, bir davada birden fazla davalı mevcutsa, dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir. Davacı Kurum, seçimlik hakkını kullanarak davalılardan ..'ın ikametgahının bulunduğu ..'da tüm davalılara karşı dava açmıştır. Davalılardan .., ... mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle İstanbul mahkemesinin yetkisine itiraz etmiştir. Her ne kadar davalı ... yetki itirazında bulunmuş ise de, davacı yetkili mahkemelerden biri olan .. mahkemesinde davasını açmış olup, kesin yetki hali de söz konusu değildir. Öğrenim giderlerinden kaynaklı kurum alacağından davalı asıl borçlu ve kefiller müştereken ve müştereken ve sorumlu durumdadır. Bu nedenle davalıların dava arkadaşlığı, gerek delil gerekse dava ekonomisi yönünden zorunluluk halini almaktadır. Diğer taraftan, davacının sırf diğer davalıları kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla dava açtığını gösteren objektif belirtiler veya başka deliller de mevcut değildir. Bu itibarla anılan Kanunun 6 ve 7. maddelerine göre, ..'da da dava açılabileceği, diğer bir anlatımla davanın yetkili mahkemede açıldığı gözetilerek, işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonucu bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/3 maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı