Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1064 E., 2025/4882 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1064 E., 2025/4882 K. (16.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1064
Karar No
2025/4882
Karar Tarihi
16.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/1064 E. , 2025/4882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/385 E., 2023/458 K. Mahkeme kararının davacı ... davalılar ..Tesisleri A.Ş. ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın düzeltilerek onanmasına dair verilen kararın davacı ... davalılar .. Tesisleri A.Ş. ve ... vekilleri vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılı içerisinde beyin ve sinir cerrahi uzmanı davalı doktorun kliniğine bacak ve bel ağrısı nedeniyle müracaat ettiğini, 01.08.2003 tarihinde davalı ... Beyin Cerrahi Servisine yatışının sağlanarak aynı tarihte bel bölgesinden davalı doktor tarafından ameliyat edilip 3 gece 4 gün tedavisinin devam ettiğini, baston yardımıyla yürüyebildiğini, hiçbir iyileşmenin olmadığını, ağrılarının daha da şiddetlendiğini, bunun üzerine 19.07.2004 tarihinde davalı ... Hastanesinde yine davalı doktor tarafından ikinci ameliyatın gerçekleştirildiğini, ameliyat sonrasında dört gün boyunca ... Hastanesinde tedavi gördüğünü, ancak durumunda bir düzelme olmadığı gibi ayağa kalkamadığını, idrar ve dışkısını tutamayacak bir halde ... Hastanesinden Av. .. Devlet Hastanesine sevkinin yapıldığını, yatalak bir şekilde 09.08.2004 tarihinde taburcu edildiğini, daha sonra .. Tıp Fakültesi Hastanesin'de 13 gün boyunca tedavi gördüğünü, kalıcı bir şekilde % 80 iş gücü kaybına uğradığını, 14.06.2006 tarihinde .. .. Eğitim Hastanesin'de tedavi altına alındığını, fizik tedavi ve protez araçlar yardımı ile tedavisini yürüten doktorların, önceki ameliyatın hatalı yapıldığını, sinirlerine hasar verildiğini, fizik tedavi ve protez araçlar yardımıyla tedavisi devam etse bile asla ameliyat öncesindeki eski haline gelemeyeceğini söylediklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş, 29.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 986.141.84 TL'ye yükseltmiş, tüm maddi ve manevi tazminat taleplerine ilk ameliyat tarihi olan 01.08.2003 tarihinden başlayarak mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... A.Ş. vekili, usul ve kanuna aykırı olarak açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davada 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının Dr. ...'ün, .. Tıp Merkezindeki muayenesine giderek muayene olduğunu ve ameliyat kararı üzerine müvekkili hastaneden hastane hizmeti satın aldığını, Dr. ... ile müvekkili hastane arasında kadrolu veya sözleşmeli bir ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, yapmış olduğu ameliyat işleminde herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece 04.04.2013 tarihli ve 2007/155 E. 2013/186 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 25.04.2014 tarihli ve 2013/29446 E., 2014/13272 K. sayılı kararıyla; hükme esas alınan Adli Tıp raporunun davalıların kusurlu olup olmadığının tespiti için yeterli olmadığı, o halde mahkemece, davacının geçirdiği ameliyatlar konusunda uzman olan tıp fakültesinden seçilecek bilirkişi heyetinden nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, aydınlatılmış onam hususunda ispat külfetinin davalı yanda olduğu gözetilerek ameliyat sonrası oluşan arazların komplikasyon olduğunun belirlenmesi halinde ise aydınlatılıp aydınlatılmadığı üzerinde durularak, davalının bu konudaki delilleri toplanıp sonuca uygun bir karar verilmesi gerekiken Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 12.01.2021 tarihi 2014/834 E., 2021/8 K. Sayılı kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan 26.12.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davacıya 02.08.2013 tarihinde ... Hastanesinde uygulanan cerrahi tedavinin acil bir girişim olduğu, Avrupa Biyotıp Sözleşmesinin 8. maddesine göre yapılan ilk cerrahi tedavinin usulüne uygun olduğu, ..Hastanesinde yapılan 19.07.2004 tarihli cerrahi tedavi yönünden dosyada sadece ameliyata izin verildiğine dair evrakın olduğu, aydınlatılmış onama ait belge olmadığının belirtildiği, dosyadaki tüm raporlara göre 19.07.2004 tarihli ameliyat nedeniyle davacıda anılan operasyonlardan sonra omurilik hasarının artması şeklinde gerçekleşen durumun komplikasyon olduğu, davalıların anılan ameliyatta yaptıkları işlemlerin tıp bilimi kurullarına uygun olduğu, kusurlarının olmadığı, ancak davacı hastanın omurilik hasarının artması şeklinde gelişen komplikasyon yönünden yeterince aydınlatıldığına dair bir delilin bulunmadığı, dosyada dinlenen tanıkların da bu komplikasyon yönünden davacının aydınlatıldığını söylemedikleri, dolayısıyla davalıların üzerlerine düşen ispat külfetini dosya kapsamıyla yerine getirmedikleri ve ortaya çıkan zarardan anılan yasal düzenlemeler gereği sorumlu oldukları, 24.12.2018 tarihli rapora göre davacının olay nedeniyle %100 oranında malul olduğu, davalıların eylemiyle davacıda ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, 19.07.2004 tarihli ameliyat ve dava tarihi nazara alındığında beş yıllık zamanaşımının ıslah tarihi itibariyle dolduğu, dolayısıyla davalıların zamanaşımı itirazlarının yerinde olduğu, her ne kadar davacı tarafın, ilk ameliyat tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de olayın vekalet akdinden kaynaklandığı, 818 sayılı BK’nun 101 inci maddesi (TBK 117 nci maddesi) uyarınca muaccel borçlunun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, dava tarihinden önce davalıların temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada bir delil olmadığından faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; davalı ... ve Eğitim Vakıfı yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, 10,000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasak faizi itibariyle davalılar .. Tesisleri A.Ş. ve ...'ten müştereken müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, 80,000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi itibariyle davalılar .. Tesisleri A.Ş. ve ...'ten müştereken müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. 2. Mahkeme kararına karşı davacı, davalılar ..Tesisleri A.Ş. ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 3. Dairenin 20.01.2022 tarihli ve 2021/2771 Esas, 2022/221 Karar sayılı ilamıyla; davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazları reddedilerek, somut olayda, ortaya çıkan zararın, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık, “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişikliklerin (zarardaki değişme) söz konusu olacağı, böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek hususun, gelişmekte olan bu durum olduğu ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresinin bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacağı, bu durumda, dava konusu ameliyatın gerçekleştiği tarihten itibaren değil, zararın net olarak ortaya çıktığı tarihten itibaren zamanaşımı süresinin başlatılarak, vekilin hesap verme yükümlülüğü devam ettiğine ve buna göre tedavi bitmeden zararın bilinemeyeceği ve zarar öğrenilmeden zamanaşmı süresinin işlemeye başlamayacağı düşünülmeden ıslah edilen miktar açısından zamanaşımı nedeniyle davanın kısmen reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, yine uyuşmazlığın vekalet akdinden kaynaklandığı gözetilerek davalı tarafın zararın doğduğu tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılacağından olay tarihinden faize hükmedilmesinin gerektiği, karar tarihinde yürürlükte bulunun Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi hükümlerine aykırı olacak şekilde davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle karar bozulmuştur. C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, 19.07.2004 tarihli ameliyat sonrası davacıda oluşan durumun komplikasyon olduğu, davacıya yapılan ilk ameliyatın acil ameliyat kapsamında kaldığı, ancak ikinci ameliyatta davacının bilgilendirilmemesi nedeniyle davalı doktor ... ve davalı ... Tesisleri A.Ş.'nin davacının zararından sorumlu olduğu, davalıların davacıyı aydınlattığı hususunu ispat edemedikleri, davalı doktor tarafından davalı ... Tesisleri A.Ş.'de ameliyat yapılması nedeniyle hastanenin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla bozma ilamına konu edilmeyerek kesinleşen ve taraflar lehine usulü müktesap hak oluşturan hususlar gözetildiği gerekçesiyle; davalı ... ve Eğitim Vakıfı yönünden davanın reddine, diğer davalılar .. Tesisleri San. ve Tic. AŞ. ile ... yönünden; davacının maddi tazminat talebini kabulü ile; 986.141,84 TL maddi tazminatın 19.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..Tesisleri San. ve Tic. AŞ. ile ...'ten müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 80.000,00 TL manevi tazminatın 19.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..San. ve Tic. AŞ. ile ...'ten müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; kararı süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.

V. TEMYİZ Dairece kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkemece .. .. Hastanesi yönünden verdiği kararın hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin maddi zararı hesaplanırken 2019 yılına ait asgari ücretin esas alındığını, oysa karara en yakın asgari ücretin esas alınarak hesaplanma yapılması gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat talebinin her üç davalı yönünden tam kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, maddi ve manevi tazminat miktarlarına ameliyat tarihinden başlamak kaydıyla mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken hukuka aykırı olarak kanuni faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek Daire Düzelterek onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davacı vekilince hazırlanan dava dilekçesinde, yargılamanın aşamalarında ve hatta ilk temyiz dilekçelerinde dahi operasyonun aydınlatılmadan ve hastanın onamı alınmadan yapıldığına dair bir iddianın bulunmadığını, malulen emekli olan davacının buna dayanak 14.12.2004 tarihli rapor ile zararını öğrendiğinin açık olduğunu, davada istenmeyen faize hükmedilemeyeceğini, aksi görüşte olunması halinde ıslah edilen tutara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihinin, olay tarihi değil, ıslah talep dilekçesinin tebliğ edildiği tarih olması gerektiğini, aydınlatma görevinin müvekkili hekim tarafından yerine getirildiğini, Adli Tıp Kurulundan alınan raporda hastada oluşan durumun hekimden kaynaklanmadığı, doğrudan hastanın kendi hastalığına bağlı maluliyet olduğunun belirtildiğini ileri sürerek Daire Düzelterek onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı ... Tesisleri A.Ş. vekili; dosyada dinlenen davalı doktor tanıklarının, ameliyat öncesinde davalı doktorun davacıyı kendi özel muayenehanesinde muayene ettiğini ve ameliyatlar konusunda bilgilendirdiğini beyan ettiklerini, davacının ameliyata muvafakat verdiğine dair yazılı beyanının bulunduğunu, ameliyat tarihi itibariyle onam formunun kullanımının söz konusu olmayıp, rıza formunun ilk olarak 08.05.2014 tarihli ve 28994 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesinde düzenlendiğini, aydınlatma yükümlülüğünün hekime ait olduğunu, Mahkemenin, ilk ameliyatın acil kapsamında kaldığı, ikinci ameliyatın ise acil ameliyat kapsamında kalmadığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, aksine ikinci ameliyatın acil kapsamında olduğunu, 2004 yılı itibariyle, davacıda şuan mevcut olan tüm şikayetlerin hepsinin mevcut olduğunu, gelişen bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının ıslah ile talep ettiği kısım yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini ileri sürerek Daire Düzelterek onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı doktor tarafından davalı hastanelerde yapılan ameliyatlar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle önceki bozma ilamlarına uyulmasıyla oluşan usuli kazanılmış haklar kapsamında karar verildiği ve Dairemiz düzelterek onama ilamı ile vekâlet ücretine ilişkin yanlışlığın düzeltilmiş olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin karar düzeltme dilekçesinde bildirdiği sebeplerin reddi gerekmiştir. VII.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... Davalılar vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı karar düzeltme harçları ile para cezalarının düzeltme isteyenlere yükletilmesine, Karar düzeltme isteyen davacı adli müzaheret kararı almış olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ef7a0faf1d09a438 3577f4fdd4f121e6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı