Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/984 E., 2025/2681 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/984 E., 2025/2681 K. (08.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/984
Karar No
2025/2681
Karar Tarihi
08.05.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/984 E. , 2025/2681 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/222 E., 2023/318 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; davalı ile davacılardan Kasım arasında belirtilen bazı taşınmazların uygun fiyata alınması ve gerekli görülmesi halinde satılması yönünde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını, bu anlaşmanın neticesinde alınacak olan taşınmazların Kasım'ın yurtdışında bulunması sebebiyle yeğeni diğer davacı ... adına tescil edildiğini, davalının bu bağlamda karlı olarak almayı vaat ettiği gayrimenkuller karşılığında davacıdan komisyon alacağını, 2008 yılında alımlar sırasında davalının bu taşınmazları peşin parayla aldığı için en az %25'i oranında daha ucuz aldığını söyleyerek kendilerine güven verdiğini, tüm pazarlıkları tek başına yürüttüğünü, dediği rakamın sorgulanmadan kendisine ödendiğini, 27.05.2008 tarihli davalının kendi el yazısı ile hazırlayıp imzaladığı, aldığı paraları, yaptığı ödemeleri gösterir hesap pusulasını ve özellikle 07.04.2008 tarihli davalının kendi el yazısı ile hazırlayıp imzaladığı müvekkillerinden aldığı parayı ve gayrimenkul alımı neticesinde artan 1.223,00 TL'yi devrettiğine dair belgelerin davalının taşınmaz alımlarında tek başına hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, davalının her taşınmaz alımından sonra gelerek yaptığı harcamalara istinaden hazırladığı ve imzaladığı belgeleri verdiğini, ancak sonradan davalının eski maliklerden düşük bedelle anlaşıp alıp müvekkillerinden yüksek bedeller aldığını, taşınmazların gerçek değerinden iki üç kat fazla para aldığını öğrendiklerini, eski maliklere bedellerin sorulması gerektiğini ileri sürerek; davalının müvekkilinden aldığı fazla paranın alındığı tarihten tahsil anına kadar işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, kararın yerel gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiş, 02.04.2013 tarihli dilekçesiyle belirsiz alacaklarından şimdilik 1.000.000,00 TL talep ettiklerini belirtmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacılar arasında davaya konu taşınmazların alınıp satılmasıyla ilgili bir sözleşmenin yapılmadığını, muhatabının davacılar olmadığını davacıların avukatlığını da yapan dava dışı kişi ile kendi nam ve hesabına hareket ederek sözlü sözleşme yapıldığını, davacılar vekili ile müvekkili arasındaki taşınmaz alım satımı sonucunda elde edilecek kâr payı ortaklığının davacılar vekilinin müvekkilinin payını ödememesi nedeniyle 40 gün sürdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.02.2014 tarihli kararıyla; zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dairenin 23.03.2015 tarihli ilamıyla; taraflar arasında davalının davacılara taşınmaz sağlaması konusunda vekalet sözleşmesi bulunduğu, Vekalet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta, TBK'nın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olan zamanaşımı sürelerinin uygulanmasının sözkonusu olamayacağı, zaman aşımı süresinin 5 yıl olup, dava tarihinde dolmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bilirkişi raporu ile taşınmazların davacıların sattıkları tarihi itibari ile değerlerinin, taşınmazların satın alım bedellerinden fazla olduğunun tespit edildiği, dinlenen davalı tanıklarının da davacıların dava tarihinden önce taşınmazların fahiş fiyata alınmadıklarını bildikleri beyanları göz önüne alındığında davacıların, davalının taşınmazları fahiş fiyata satın alarak kendilerini zarara uğrattığı hususunu ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; bilirkişi raporunda belirtilen miktarların piyasa rayicinin çok üzerinde olduğu, dosyaya sunulan evraklar ve belgeler değerlendirilmeden, güncel rakamlar belirtilmeden raporun objektif kriterlere dayanmadan hazırlandığını, hangi metodların kullanıldığının belli olmadığını ve tespit edilen rakamların hangi delillere dayandırılarak tespit edildiğinin açıklanmadığını, 11.04.2018 tarihli raporda 2052 parsel taşınmazın hisseli olduğu müvekkilimin payının 1013/9552 olduğu göz önüne alınmadığını, faiz oranları olarak %500 %350 %250 %200 %50 gibi oranlar uygulanmış ve bunun neden bu şekilde uygulandığının belirtilmediğini, Havaalanı yolu üzerindeki parsellerin (4562 ve 4577) bu günkü yapılaşma üzerinden fiyatlarının belirlendiğini oysa 2008 yılında çevresinde fabrika ve yapılaşmaların olmadığını, raporda tarım arazisi denildiği halde arsa değeri üzerinde değerlendirme yapıldığını, zirai raporda sulu ve suzuz tarlaya aynı değerler verildiğini, 30.03.2023 tarihli uzman görüşünde de rapordaki eksikliklerin daha teknik bir şekilde ifade edildiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporuyla taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin satış bedellerinden fazla olduğununu tespit edildiği böylelikle davacının zararının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 2 ziraat mühendisi ile bir gayrimenkul değerleme uzmanından alınan 11.04.2018 tarihli raporda taşınmazların satış tarihlerindeki değerlerinin (hisseli satış olmasına rağmen hataen taşınmazın tamamı için hesaplama yapıldığı anlaşılan 2052 sayılı parsel hariç) davacı tarafından davalıya ödenen miktarlardan daha düşük belirlendiği, ziraat bilirkişisinden alınan 13.09.2018 tarihli raporda ise tarımsal gelir metodu ile objektif değer artışı uygulanarak çok daha düşük miktarlar tespit edildiği, böylelikle alınan raporlar arasında çelişki meydana geldiği gibi rapora itirazların da karşılanmamış olmasına rağmen mahkemece çelişkiler ve itirazlar giderilmeden yazılı şeklide karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Buna göre Mahkemece yapılacak iş; 3 kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkileri gideren taraf itirazlarını karşılayan, gerekçeli ve denetlenebilir bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı