Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4380 E., 2025/3275 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4380 E., 2025/3275 K. (12.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4380
Karar No
2025/3275
Karar Tarihi
12.06.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/4380 E. , 2025/3275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/124 E., 2024/393 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalılardan ... Türk A.Ş.nin ithalatçısı olduğu dava konusu otomobilin 06.11.2011 tarihinde seyir halinde iken motor arızası verdiğini, davalı yetkili servis tarafından araçta kullanılan yakıt gerekçe gösterilmek suretiyle garanti kapsamında tamir edilmediğini, ortaya çıkan zararın asıl sorumlusunun tespiti için iki farklı mahkemeye başvurularak alınan değişik iş tespit raporlarının birinde araçta kullanılan yakıtın standartlara uygun olduğunun rapor edildiğini, diğerinde ise araç motorunda herhangi bir arıza bulunmayıp yakıttaki bir değer nedeniyle uzun süreli kullanımın böyle bir sonuca yol açabileceğinin rapor edildiğini, otomobilin 2011 model olduğunu, bu arıza nedeniyle motorunun tümden değiştirilmesi gerektiğini ve bunun için 69.679,15 TL ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek; fazlaya dair haklarını saklı kalmak üzere, onarım bedeli ve değer kaybı için toplam 89.944,49 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ...Ş. vekili; ana firmadan aldıkları yakıtı sattıklarını, yaptırılan tespitler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarının müvekkil şirkete tebliğ edilmediğinden delil olarak kullanılamayacağını, Ankara'da alınan yakıttan dört gün sonra aracın Düzce'de bozulduğunu, bu süre içinde başka benzinlikten de yakıt almasının muhtemel olduğunu, aracın yakıt alındığı tarihteki kilometresinin araştırılması gerektiğini, davacının yakıt aldığı tarihte başka bir tüketici şikayeti olmadığını, 01.11.2011- 02.11.2011 tarihleri arasında yaklaşık 76 araca yakıt satışı yapıldığını, aynı yakıt satıldığı halde yalnızca davacının şikayette bulunduğunu, aracına daha önce aldığı yakıtın evsahafının belli olmadığını, arızaya yakıtın sebep olduğunun düşünülemeyeceğini, yapılan tahlil sonuçları ile yakıtın temiz olduğunun tespit edildiğini, tespit dosyalarında alınan numunelerin şaibeli olduğunu, onarım için kaskodan yararlanıp yararlanmadığının tespiti gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... & ... A.Ş. vekili; müvekkili şirketin sattığı akaryakıt ile ilgili ve sınırlı sorumluluğunun ürünün bayiye satışı ve teslimi ile sona erdiğini, akaryakıt mal ve hizmet ilişkisi ile bundan doğabilecek zarar ve sair neticelerin tamamen bayi ile tüketici arasında olduğunu, davalı bayiye verilen akaryakıtın TSE standartları açısından kontrol edildiğini, EPDK tarafından düzenli olarak denetlendiğini, ürünün standart dışı olmasının söz konusu olmadığını, bayiden alınan yakıtta arıza meydana gelmiş olsaydı aynı bayiden yakıt alan diğer tüketicilerin de araçlarında hasar meydana gelmesi gerektiğini, söz konusu tarihlerde ilgili tüketicilerle herhangi bir sorun yaşanmadığını, zarar ile illiyet bağı bulunmadığını, laboratuvar analizi sonucunda numunenin TSE standartlarına uygun olduğunun belirlendiğini, yetkili servise durumun e-posta ile bildirildiğini, delil tespitinin gıyapta yapıldığını, araç arızasının bildirilmesinden 2 ay sonra tespit yapıldığını, ikinci delil tespitinde de bu analiz sonuçlarının dikkate alındığını, analizi yapılan yakıtın hasardan çok sonra alındığını, araca başka bir yakıt konulup konulmadığı konusunda herhangi bir bilgi verilmediğini, davalı ...Ş. ile imzalanan sözleşme gereğince düzenli olarak istasyonda akaryakıt analizleri ve kontrolleri yapıldığını, standart dışı yakıt satışının önlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ...Ş. vekili; delil tespiti dosyalarında alınan raporlarda yakıtın standarda uygun olmadığı, teknik olarak aracın motorunda imalat hatasından söz edilemeyeceğinin tespit edildiğini, yetkili servis tarafından da araç enjektörlerinde aşırı kurum olduğu ve arızanın dış etken kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, arızanın ücret karşılığı giderildiğini, arızanın giderilmesinden önce alınan yakıt numunesine ilişkin analiz raporunda yakıtın TS EN 590-A1 standardına uygun olmadığının tespit edildiğini, yine ikinci delil tespit raporunda bilirkişi tarafından motorda herhangi bir imalat hatası olmadığının belirlendiğini, oluşan arıza nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.05.2016 tarihli kararıyla; bilirkişi raporuna göre araçta meydana gelen arızaya yakıtın neden olmadığı, arızaya motor işletme ayarlarındaki veya yakıt enjektörlerindeki bir hatanın neden olduğu, aracın ayıplı olması nedeniyle davalı ...nin zarardan sorumlu olduğu, diğer davalılar aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerektiği, davacının talep edebileceği tazminat tutarın 83.818,02 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalılar ... & ... A.Ş. ile ... A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddine, 83.818,02 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ...Ş. den tahsiline karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı ...Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22.01.2019 tarihli ilamıyla; değişik iş tespit raporlarında araçta kullanılmakta olan yakıtın standartlara uygun olmadığının ve otomobil motorunda herhangi bir arıza bulunmadığının bildirildiği, yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında ise mevcut arızanın davalı benzin istasyonundan alınan yakıttan kaynaklanmadığı, arızaya otomobilin motor işletme ayarlarındaki veya yakıt enjektörlerindeki bir hatanın neden olduğu görüşünün ileri sürüldüğü, bu haliyle bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunduğu, Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderici, özellikle araçta kullanılan yakıtın arızaya sebep olup olmayacağı hususunda rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararı bozulmuş, temyiz eden davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. 2. Mahkemenin 27.05.2021 tarihli kararıyla; dava konusu araçtaki arızaya, davalı ...&... tarafından bayisi ...'ya satılan ve ...'dan tüketicinin satın aldığı yakıtın neden olduğu, davalılar ...&... ve bayisi ...'nın davacı aracındaki arıza ve değer kaybından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 83.818,02 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılar ...&... A.Ş. ile ... A.Ş.den tahsiline karar verilmiş, kararın süresi içinde davalılardan ... A.Ş. vekili ve ...&... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 15.03.2022 tarihli ilamıyla; Mahkeme kararında hem gerekçenin kendi içerisinde hem de gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu gerekçesiyle, bozma nedenine göre temyiz eden davalıların temyiz itirazlarının incelenmeksizin karar bozulmuştur. 3. Mahkemenin 03.11.2022 tarihli kararıyla; araçtaki arızaya, davalı ...&... A.Ş. bayisi ...'ya satılan ve ...'dan tüketicinin satın aldığı yakıtın neden olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu sebeple davalılar ...& ... A.Ş. ve bayi ... A.Ş.nin davacı aracındaki arıza ve değer kaybından sorumlu oldukları gerekçesiyle; davanın davalı ...Ş. yönünden reddine, davalılar ... & ... Petrol A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden kısmen kabulü ile 83.818,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, kararın süresi içinde davalılardan ... A.Ş. vekili ve ...&... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 12.06.2023 tarihli ilamıyla; usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince, Mahkemece davanın reddine dair verilen 10.05.2016 tarihli karar, davacı tarafından temyiz edilmemekle davalılar ... ve ...&... şirketleri bakımından davanın reddi yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuş olup usuli kazanılmış hakka riayet edilerek, temyiz eden davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda usuli kazanılmış hak gözetilerek davalılar yönünden davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı,süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 2011 yılından beri müvekkilin zararı bilirkişi raporuna aykırı olarak verilen Mahkeme kararları nedeniyle tazmin edilemediğini, müvekkilin uğradığı zararın usulü müktesap hak ilkesi gözetilerek göz ardı edilmesinin hukukun evrensel ilkesine aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 2020/21347 başvuru numaralı kararında hakimin taraflardan birinin ya da resen gördüğü lüzum üzerine aldığı bir bilirkişi raporunu daha önceki bir bilirkişi raporuyla ilgili olarak karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle, hükme esas alınmayacağının kabul edilmesinin Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ayıplı hizmet nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterilen şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamlarının kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemeyeceği anlaşılmakla; davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili tarafından temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı