Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4374 E., 2025/3497 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4374 E., 2025/3497 K. (23.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4374
Karar No
2025/3497
Karar Tarihi
23.06.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/4374 E. , 2025/3497 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/42 E., 2024/325 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Birleşen davada davacı vekili; yurt dışında yaşadığını, kardeşi olması sebebiyle güven duyduğu ve ticaret ile de uğraşan davalıya birikimlerini değerlendirmesi için vekaletname verdiğini, davalının vekaleten taşınmaz alıp sattığını, kira bedeli topladığını, ancak bu paraları teslim etmediğini, Türkiye’ye dönecek olması nedeniyle yatırımlarına dair bilgi istediğinde davalının kendisini darp ettiğini, bu nedenle yaptığı araştırmada adına kayıtlı yalnız bir taşınmaz kaldığını öğrendiğini, davalının sanık olarak yargılandığı ceza davalarının devam ettiğini, davalının güvenini ve vekalet görevini kötüye kullanarak birikimlerini kendi hesaplarına aktardığını ileri sürerek; satışı yapılan taşınmazlar ve elde edilen kira gelirleri sebebiyle davalıdan olan alacağının tespit edilmesini, şimdilik 300.000,00 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini 503.095,52 TL ve 161.289,63 USD olarak artırmıştır.

II. CEVAP Birleşen davada davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, kendisinin taşınmazının satımından sonra kendisinin üzerine para ekleyerek taşınmaz satın alındığını, gayrımenkullerin giderleri için yapılan harcamaların mahsubu gerektiğini, kardeşinin alındığını iddia ettiği taşınmaz bedellerini gönderdiğini ispat etmesi gerektiğini, kardeşinin bu kadar parası olmadığını, kardeşi olması sebebiyle güvenerek davacının hesabına para yatırdığını ancak parasını geri alamaması nedeniyle dava açması sebebiyle bu davanın açıldığını, davacının kendisini azletmesi sebebiyle kendisine ait olan paraları çekemediğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararıyla; asıl davada; hesaplardaki paraların kime ait olduğu ve paraların nereden geldiği anlaşılamadığı, bu nedenle davacının vekil olarak hesap ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığı 2010 yılı öncesinde tahsil edilen bedeller ile taşınmazdan 09.12.2013 tarihine kadar tahsil edilen toplam kira bedellerinin 105.517,00 TL olduğu, davacıya gönderilen 236.523,00 TL'nin içinde bu kira bedellerinin de bulunması hususunun ihtimal dahilinde olduğu, ancak hesaplamalardan net bir sonuca ulaşılamadığı, muvazaaya dayanan davacının muvazaayı kanıtlayacak bir yazılı delil sunmadığı, talep konusu 236.523,00 TL paranın davacıya ait olduğunun tam olarak tespit edilemediği, birleşen davada ise; 30.04.2014 tarihinde ödenen 244,784,87 TL'nin düşülmesi sureti ile birleşen davacının 328.603,91 TL ve 161.289,63 USD alacağı olduğu, kira gelirleri açısından davalının 21.03.2002 tarihinde gönderdiği 6.050 İngiliz Sterlini hesaba katmak suretiyle alacak 174.491,65 TL olarak hesaplandığı, davalının mevduat hesaplarından çekilen tutarlar ve davacı tarafından tahsil edilen kira gelirleri ve diğer tahsilatlar üzerinden yapılan hesaplamalara göre toplam alacağın 503.095,56 TL ve 161.289,63 USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davacı/birleşen davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2022 tarihli kararıyla zamanaşımının dolmadığı, muvazaa iddiasının kanıtlandığı ileri sürülmüş ise de davalının muvazaa iddiasını kabul eden herhangi bir beyanının bulunmadığı, muvazaa iddiasını ileri süren tarafın bu iddiasını yazılı delil ile ispat yükümlülüğü altında olduğu, bilirkişice banka hareketleri ve yapılan ödemeler değerlendirilmek suretiyle hesaplama yapılarak birleşen davacının 503.095,56 TL ile 161.289 USD alacağının bulunduğunun tespit edildiği, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı/birleşen davalının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar süresi içerisinde davacı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairece verilen 12.12.2022 tarihli ilamla; davacı/birleşen davalının asıl davaya yönelik yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada bölge adliye mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca onanmasına, birleşen dava yönünden ise davacının, dava dilekçesinde; birikimlerini uzun yıllar boyunca vekili olarak Türkiye’de değerlendirmesi için davalıya verdiğini, davalı tarafça da birikimlerinin taşınmaz alım satımı, kira geliri ve mevduat hesaplarında Türk Lirası ve döviz hesaplarına yatırılmak suretiyle değerlendirildiğini, adına açılan TL ve USD hesaplarındaki paraların davalı tarafça farklı tarihlerde çekildiğini, taşınmazların satışından elde edilen paralar ile toplanan kira gelirlerinin kendisine verilmediğini öğrendiğini belirtmek suretiyle dayandığı vakıaları açıkladıktan sonra, banka hesaplarındaki paralar, taşınmaz bedelleri ve kira gelirleri sebebiyle davacıdan olan alacağının mahkemece tespiti ile şimdilik 300.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş, bu suretle seçimlik hakkını yabancı para cinsinden olan alacağı için de Ülke parası karşılığının tahsili yönünde kullanmıştır. Bu nedenle dava dilekçesinde TL cinsinden alacak talebinde bulunan davacının, ıslah ile ekleme yaparak yabancı para cinsinden talepte bulunması mümkün olmadığı, hal böyle olunca mahkemece; davacının dava tarihi itibariyle davalıdan ne kadar alacaklı olduğu ispat kuralları çerçevesinde tespit edilerek alanında uzman bilirkişi heyetinden bu doğrultuda rapor alınması ve tespit edilen alacağının TL cinsinden hesaplanarak hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak yabancı para cinsinden alacağa hükmedilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, davacı/birleşen davalının birleşen davaya yönelik temyiz itirazları yerinde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava davalısı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...’ın dava tarihi 27.02.2015 itibarıyla davalı ... Karakaş’tan toplam 645.156,50 TL alacaklı durumda olduğu hesaplanmakla birleşen dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 645.156,50 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davacı vekili; bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, rapordaki zamanaşımına yönelik değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ikrarının göz ardı edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamının birleşen davada davalı yararına olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3247b3a554918b4c 9f305fc2f61aac2e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı