3. Hukuk Dairesi 2024/3964 E. , 2025/2552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/952 E., 2024/1335 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/36 E., 2024/96 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; 16.05.2009 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davalı avukat tarafından 26.12.2014 tarihinde işe iade davası açıldığını, 2018 yılı sonlarına kadar da davanın devam ettiği hususunda kendisine bilgi verildiğini, ancak sonuçlanan davasını incelediğinde 26.02.2015 tarihinde işe iade kararının verildiğini, davalı avukat tarafından işe iade başvurusunun yanlış adrese yapıldığını, hatanın fark edilmesi neticesinde yapılan başvuruya geç kalındığını ve şirket tarafından iade başvurusunun kabul edilmediğini, bu süreçten kendisine hiç bir şekilde bahsedilmediğini, davalının usulsüz yaptığı işe iade talebinden sonuç alamayınca kendisinden masraf isteyerek tarafından habersiz olarak işe iade talebini usulüne uygun yapmış gibi işe başlatmama tazminatı ve mahrum kalınan ücret talepli bir dava daha açtığını, davalının bu davada ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretini de habersiz olarak talep ettiğini, hak etmiş olduğu ihbar tazminatına ve yıllık izin ücretine iş sözleşmesinin feshinden itibaren faiz istemesi gerekirken dava tarihinden itibaren istediğini, ayrıca işe iade başvurusunu usulüne uygun şekilde yapmamış olmasına rağmen reddedileceğini bile bile boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı talep ettiği, bununla birlikte talep ettiği alacak kalemlerini yüksek olarak göstererek aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesine sebebiyet verdiğini, işine dönmek için açmış olduğu davayı kazanmış olmasına rağmen davalı avukatın işe iade başvurusunu usulüne uygun yapmamış olmasından dolayı işine dönemediğini, iş arkadaşlarına karşı mahcup olduğunu ve bütün bunların sonucu olarak da büyük bir manevi zarara uğradığını ileri sürerek; 100 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın muacceliyet tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının iş akdinin feshedilmesi nedeniyle müvekkili ile görüşme yaptığını, öncelikle işe iade talepli olarak dava açılmasının kararlaştırıldığını, akabinde açılan işe iade davasının kabulüne karar verildiğini, ilgili mahkeme kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmesinden sonra on günlük yasal süre içerisinde müvekkili tarafından davacı adına işe iade başvurusu yapıldığını, ancak işveren adresinin sehven yanlış yazıldığını, bu durum fark edildiğinde derhal düzeltilerek doğru adrese gönderim sağlandığını, bu durumdan davacıya derhal bilgi verildiğini, daha sonra yine davacının talebi ile tüm hak ve alacakları için dava açıldığını, davacının kendisinden habersiz olarak işbu davanın açıldığı iddiası tümüyle gerçek dışı olduğunu, ilgili davada davanın kıdem, ihbar ve yıllık izin alacakları ile ilgili taleplerin kabulüne karar verildiğini, ancak işe iade davasından kaynaklanan boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı taleplerinin işe iade başvurusunda adresin sehven yanlış yazılması ve davacının başka bir işte çalışıyor olması nedeniyle samimi bulunmayarak reddine karar verildiğini, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminat taleplerinin reddinin sadece adresin sehven yazılması değil, davacının dava sırasında başka bir işte çalışmaya başlaması gerekçesiyle de reddedildiğini, ilgili mahkeme kararının 30.10.2018 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak müvekkilinin süresinde istinaf dilekçesini sunulma aşamasında davacının müvekkilini azlettiğini, dolayısıyla davacın istinaf yoluna başvurmayarak kararın kesinleşmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, ayrıca manevi zararının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalının usulüne uygun başvuru yapmaması nedeniyle işe iade talebi dava dışı işveren tarafından reddedilmişe de, dava dışı işveren tarafından işe iade talebinin mutlak suretle kabul edilmesinin şart olmadığı, ayrıca Samsun 4. İş Mahkemesinin 2016/413 E., 2018/233 K. sayılı kararının işe başlatmama tazminatı red kısmında işçinin işe başlama iradesinin samimi olması gerektiği, davacının işe iade başvurusu sonuçlanmadan farklı bir iş yerinde çalışmaya başladığı, dolayısıyla işe iade hususunda samimi olmadığı ve süresinde işe iade başvurusunda bulunulmadığı gerekçesi ile reddedildiği, dolayısıyla işe iadenin sadece süresinde yapılmaması değil, aynı zamanda samimi olmaması nedeniyle reddedildiği anlaşılmakla davacının iş bu dosya bakımından maddi bir zararı oluştuğunu ispat edemediği, davacının manevi tazminat talebine ilşkin herhangi bir delil sunmadığı, Samsun 4. İş Mahkemesinin 2016/413 E., 2018/233 K. sayılı dosyası bakımından yapılan incelemede; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacak kalemlerinin kısmen kabulüne, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, dolayısıyla davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiği, karar verildikten sonra istinaf aşamasında davacının davalı vekili azlettiği, azilnamenin 08.11.2018 tarihinde davalı vekile tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibariyle davacı ile davalı arasında vekalet ilişkinin sona erdiği, azilnamenin tebliğ tarihi itibariyle üst mahkemeye başvuru süresinin henüz dolmadığı, dolayısı ile istinaf yoluna başvurmayan davacının kendi kusuru ile neden olmuş olduğu iddia ettiği zararlarından davalı vekilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı; davalının kusuru nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukat olan davalının, özen ve sadakat borcuna aykırı davranmak suretiyle müvekkili davacının zararına neden olduğu iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalı avukatı vekillikten azleden davacının, istinaf yoluna başvurmayarak kararın aleyhine kesinleşmesine kendisinin sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına, maddi ve manevi zarara uğradığının ispatlayamamış olmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4fd905891301a5b4 8bcaf42f3200fa0f