Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3716 E., 2025/2564 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3716 E., 2025/2564 K. (05.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3716
Karar No
2025/2564
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3716 E. , 2025/2564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/56 E., 2024/1060 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2020/485 E., 2022/254 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davacının, davalıya 09.06.2008 tarihinde hissedarı bulunduğu 923 Ada 3 Parsel (eski 752 ada 3 parsel) sayılı taşınmazı ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak üzere vekalet verdiğini, ancak davalı vekilin hisse satışına ilişkin yetkisi bulunmamasına rağmen davacıya ait hisseyi dava dışı şirkete satarak devrettiğini, davacının bu durumu 10.02.2020 tarihinde öğrendiğini, satış işlemi ile ilgili davalı vekil tarafından davacıya hiçbir bilgi verilmediği gibi satış bedelinin de ödenmediğini, davacının 10/02/2020 tarihinde davalıyı azlettiğini, ayrıca davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayette bulunduğunu beyanla, davacının davaya konu taşınmazdaki hissesinin değerinin tespit edilmesinden sonra bedel artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, taşınmaz hissesinin satış bedelinin davacıya ödendiğini ve davacının bu yönde ibraname verdiğini, ayrıca tarafların kardeş olduğundan tanık dinletebileceklerini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekilin dava tarihinden önce hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve davacının söz konusu taşınmazların satışını beş yıllık zamanaşımı süresi dolmadan önce öğrendiğini ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda davalı asilin vekil sıfatıyla hareket ederken davacıya karşı hesap verme borcunu yerine getirdiğine dair herhangi belge veya delil sunulmadığı, davacının 10.02.2020 tarihli azilname ile vekalet ilişkisini sonlandırdığı, bu hali ile davalının zamanaşımı itirazları yerinde görülmediği, davalı asil tarafından taşınmazların devrettiğini ya da devre istinaden elde etmiş olduğu satış bedellerini davacıya ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 13.707.100,00 TL'nin 16.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının, vekalet akdinden kaynaklı hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği veya davacının taşınmaz hissesinin satıldığını daha evvelinde öğrendiğini ispatlayamaması nedeniyle zamanaşımının dava dilekçesinde bildirilen hisse satışının öğrenildiği ve vekalet ilişkisinin sonlandırıldığı 10.02.2020 tarihinden itibaren vekalet akdi için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, her ne kadar davalı vekili eldeki dava yönünden Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/605 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesin hüküm oluşturduğu yönünde itirazlarda bulunmuş ise de ilgili dosyada; 1015 ada 6 parsel üzerinde bulunan bağımsız bölümlerin dava konusunu oluşturduğu, dolayısıyla eldeki davanın konusunu teşkil eden taşınmazdan farklı olduğu, davacının bahsi geçen dosyadan feragati nedeniyle davanın reddi yönündeki kararın bu dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, yine davalı vekilinin ileri sürdüğü ibranamelerin incelenmesinde; davacının, dava dışı şirkete 20.10.2020 tarihinde ibraname-feragatname başlıklı belge düzenleyerek verdiği, söz konusu belgede dava konusu taşınmaz hissesinin satışından ve davalıya yapılan ödemelerden 10.02.2020 tarihinde haberdar olduğunu, bu ödemelere ilişkin vekalet ilişkisinden kaynaklanan davalıya karşı hakları saklı kalmak üzere davalı şirkete karşı açtığı davasından feragat ettiğini bildirdiği, 21.10.2020 tarihinde de davacının davalı şirkete yine ibraname-feragatname başlıklı belge verdiği, bu belgede dava dışı 1015 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki hissesine denk gelen bedellerin tamamını dava dışı şirketten eksiksiz ve tam olarak teslim aldığından bahisle davalı şirketi ibra ettiği ve açılabilecek davalardan feragat ettiğini bildirdiğinin ve davacının davalı vekile karşı vekalet ilişkisinden kaynaklı haklarını da açıkça saklı tuttuğunun anlaşıldığı, davalının satış bedelini davacıya ödediğini dosya kapsamındaki delillerle ispatlayamadığı, bu nedenle taşınmaz hissesinin satış tarihindeki rayiç değerini davacıya ödemek zorunda olduğu, davalının dava tarihinden önce ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığı, hüküm altına alınan alacağa satış tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği, bilirkişi heyeti raporuna göre davacı lehine taşınmaz hissesinin satış tarihindeki değeri olan 1.639.369,00 TL'ye satış tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle hükmedilmesi gerekirken her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanacağına ilişkin hukuk kuralını da ihlal eder şekilde keşif tarihindeki taşınmaz hisse değerine mahkemece hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararının kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1.639.369,00 TL'nin satış tarihi olan 16.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, eksik inceleme ile karar verildiğini, somut olayda uyuşmazlığın miktarı, işlem/satış tarihi ile karar tarihi arasındaki uzun süre, bu süreçte paranın alım değerinin değişmesi, fahiş enflasyon, vekil edenin yaşadığı maddi kayıp miktarı, faiz tutarlarının düşüklüğü, vekil edenin yaşadığı süregelen ağır mağduriyet, dekleştirici adalet ilkesi ve davalının lehine, vekil edenin aleyhine gerçekleşen sebepsiz zenginleşme v.b. dikkate alındığında yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ancak aksi yöndeki istinaf kararının ise usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili, zamanaşımı itirazımızın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının satışı öğrenme tarihinin çok daha eski olduğunu, davacının müvekkilli davalı ile aynı şekilde sorumlu olan şirketi ibra etmiş olmakla zararının karşılandığı bakiye bir alacağının kalmadığını, müvekkilin tüm hissedarlara karşı yükümlülüğü olan hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, tanık beyanları ile ödemeyi ispatladıklarını, müvekkilinin davadan önce herhangi bir şekilde temerrüde düşürülmediğini, vekalet ücreti yönünden ise davada uygulanması mümkün olmayan AAÜT m.13/3 maddesi gereğince müvekkile, davacının lehine hükmedilen vekaleti aşmayacak şekilde karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı vekilin bilgisi dışında devredilen taşınmazın rayiç değerine ilişkin tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle vekilin, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamak zorun da olması, bu nedenle de zamanaşımının vekalet ilişkisi sürdükçe işlemeyeceği, davalının, vekalet akdinden kaynaklı hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği veya davacının taşınmaz hissesinin satıldığını daha evvelinde öğrendiğini ispatlayamadığı,davalının taşınmaz hissesinin satış tarihindeki rayiç değerini davacıya ödemek zorunda olduğu, davalının dava tarihinden önce ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığı, hüküm altına alınan alacağa satış tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” düzenlemesinin yer aldığının anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1327c7fd48514ef8 496523883abe8b94

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı