3. Hukuk Dairesi 2024/3849 E. , 2025/2593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/263 E., 2024/287 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin tapuya kayıtlı 1 adet villanın 950.000 USD karşılığında davalıdan alımı konusunda 06.11.2012 tarihinde adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesini imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden davalıya 121.300 USD ödeme yaptığını, ödenen paranın iadesi için davalıya 03.02.2014 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, paranın iade edilmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalı tarafça ödenen paranın taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki cezai şarta mahsup edildiğini iddia edilmişse de, geçersiz sözleşmedeki cezai şartın da geçersiz olduğunu ileri sürerek; davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında imzalanan 06.11.2012 tarihli protokolün 3, 4 ve 6. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; cezai şart olarak tanımlanan ve 200.000 USD olarak belirlenen tutarın, sadece taraflar arasındaki "satım" işlemine ilişkin olmadığı, aynı zamanda müteahhit aleyhine açtığı Ümraniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/639 E. sayılı dosyasında davanın takipsiz bırakılmasının karşılığı olduğunu, tanık dinletme talebine muvafakatinin olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2021 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki tapulu taşınmazın satışına ilişkin 06.11.2012 tarihli sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, taraflara hak ve borç doğurmadığı, tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, davalı tarafça gönderilen ihtarnamede davacı tarafça 121.300 USD ödeme yapıldığının kabul edildiği, davalı yanın cezai şarta mahsup edildiğine ilişkin beyanlarına adi yazılı şekilde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve işbu sözleşmeye bağlı olarak düzenlenmiş olan cezai şart hükümlerinin de geçersiz olduğundan itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, bedelin belirli ve likit olması, yargılamayı gerektirmemesi sebebiyle asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı talebinin takip tarihindeki kur üzerinden kabulüne karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 29.03.2023 tarihli ilamla; davalının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, davaya konu icra takibinin 121.300 USD'nin takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %7 (Mevduat USD Kamu banka oranından az olmamak üzere artan oranlarda) faizi ile tahsili istemiyle başlatıldığı, davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine, açılan işbu davada Mahkemece; icra takip tarihi itibariyle USD cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına Devlet Bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranlarının, gerekirse Merkez Bankasından sorulup tespit edilmesi ve belirlenen faizin; %7'nin altında olması halinde bu faiz oranının, %7'nin üzerinde olması halinde ise bu oranı aşmamak koşuluyla ve tahsil tarihine kadar değişecek oranlarda yabancı para faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip tarihi itibariyle; USD cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranının 3,20 olduğunun belirlendiği gerekçesiyle, takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 121.300,00 USD asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli USD döviz mevduat hesabına uygulanacak %3,20 faiziyle birlikte devamına, bedelin belirli ve likit olması, yargılamayı gerektirmemesi sebebiyle de asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı talebinin takip tarihindeki kur üzerinden kabulüne, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 320.918,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemece hukuki ilişkinin niteliğine ilişkin itirazlarının incelenmediğini, davacının toplam bedelin %10'unu ödediği, müvekkilinin ise Ümraniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/639 Esas sayılı ve 180.608 TL bedelli dosyasını takipsiz bıraktığı, bu dava sayesinde davacının, ödediği bedelin iadesini de sağladığı, ancak müvekkilinın, yükleniciye açtığı ve düşürülen davayı yeniden açma imkanının kalmadığı, müvekkilinin maddi zarara uğradığını, davacı ve dava dışı yüklenici arasında danışıklı eylem birliği olduğu, sözleşmenin karma nitelik taşıdığını, zamanaşımı itirazının gözetilmediğini, cezai şarta ilişkin hükmün dikkate alınmadığını, müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini, şekle aykırılığın ileri sürülmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, aynen ifaya karar verilmesi gerektiğini, bozma kararı öncesi İlk Derece Mahkeme kararına karşı davacı tarafça istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığı halde, davacı lehine yeniden 2024 tarihli AAÜT üzerinden 320.918,80 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde yapılan inceleme sonucunda, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden incelenemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden Türk lirası karşılığının dikkate alınarak 111.952,40 TL vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, hangi tarihteki kur üzerinden hesaplandığı açıklanmayan 320.918,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmesi usule ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi hükmü gereğidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alıp "320.918,80 TL vekalet ücretinin" ibaresinin çıkartılarak yerine "111.952,40 TL vekalet ücretinin" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9791e820d7c02110 fb7018e60ec3f4da