3. Hukuk Dairesi 2024/3762 E. , 2025/3140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/588 E., 2024/705 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/2005 E., 2022/904 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava konusu ... sayılı uranyum sahası içinde yer alan demir lokal alanında tespit edilen satılık ürünün en az %15'i ürün olarak veya değer karşılığı işletilmesiyle ilgili davalı tarafça yapılan ihalenin müvekkili uhdesinde kalması üzerine davalı ile 24.07.2012 tarihli sözleşme imzalandığını ancak davalının açıkça kabulünde olduğu üzere ilerleyen süreçte rezerv hesaplamalarının hatalı olduğu, cevherleşmenin rezerv oluşturacak miktarda ve demir-çelik satışına uygun nitelikte olmadığı hususunun anlaşıldığını, bu nedenle sözleşmenin 23.01.2018 tarihli ve 713/15 sayılı kararla davalı tarafça sonlandırıldığını, herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin menfi ve müspet zararları bulunduğunu ileri sürerek; uğranılan zararın tespiti ile şimdilik 250.000,00 TL menfi, 10.000,00 USD karşılığı 74.500,00 TL müspet zararlarının davalıdan ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; açık ihale usulüyle yapılan ihale dokümanının hiçbir yerinde rezerv taahhüdü bulunmadığını, ihale şartnamesi gereği ihale katılımcılarının sahayı, madeni ve teklifine etki edebilecek tüm diğer hususları yerinde inceleme hakkına sahip olduklarını, dolayısıyla ihale katılımcıların tekliflerini vermeden önce sahaya ilişkin her türlü incelemelerini yapmak yükümlülüğü ve görevleri bulunduğunu, katılımcıların yaptıkları incelemeye göre tekliflerini oluşturduklarını, buna göre buradaki tüm sorumluluğun ihale katılımcısı ve ihaleyi kazanıp sözleşmeyi imzalayan davacıya ait olduğunu, davacının ihale öncesi sahayı görüp incelediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu idari şartname ve mevcut sözleşmede herhangi bir rezerv bilgisine yer verilmediği, yine incelenen teklif mektubu ve yer teslim tutanağında da rezervle ilgili bir bilgiye rastlanılmadığından davalı tarafın kusurlu davrandığı sonucuna ulaşılmadığı gibi davaya konu olabilecek herhangi bir menfi veya müspet zararın varlığı da tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, derece mahkemelerince rezerv taahhüdü kavramının yanlış değerlendirildiğini, dava konusu ihalenin ve sözleşmenin adının dahi "... Genel Müdürlüğüne Ait Aydın İli ... İlçesi dahilindeki ... (sicil no:...) sayılı uranyum sahası içinde yer alan demir lokal alanının satılık ürünün yüzdesi ürün olarak veya değer karşılığı işletilmesine ait sözleşme" şeklinde olup, davalı Kurumun ihale kapsamındaki sahada rezerv olduğu yönünde taahhütte bulunmadığı şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, olmayan bir rezervin işletilmesine ilişkin asgari üretim şartıyla rödovans ihalesi açılmasında davalı Kurumun kusuru ve bu sebeple oluşan zarar-ziyan hususunda tazmin sorumluluğu bulunduğunu, keza davalı Kurumun 25.08.2015 tarihli yazısında, ihale öncesinde sahada rezerv varlığının tespit edildiği ve yıllık en az 250.000 ton asgari üretim yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, bu nedenle davalının ihale öncesi yaptığı çalışmalarda rezerve ilişkin hatalı tespitlere dayanarak dava konusu ihaleyi açtığı ve müvekkil şirketi zarara uğrattığı hususlarının tartışmasız olduğunu, keza davalı tarafça sözleşmenin sonlandırılmasına ilişkin 23.01.2018 tarihli kararda bu hususların kabul edildiğini, dava konusu sözleşmenin tamamen davalı kurumun kusuruyla sonlandırılması nedeniyle hem menfi, hem müspet zarara uğranılmış olup, menfi zararlara ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, tüzel kişi tacir olan davacı şirketin basiretli davranma yükümlülüğü bulunmasına, söz konusu işletme izin alanını mevcut hali ile kiraladığı ve faaliyet alanı bakımından gerekli araştırmaları sözleşmenin kurulmasından önce yapması gerekmesine, kiralanan alanda ekonomik işletilebilir bir cevher bulunmaması hususundaki işletme riskinin davacı şirkete ait olmasına, sözleşmede davalı kiraya verene rezerv taahhüdü hususunda bir yükümlülük getirilmemiş olmasına ve davacı tarafın talebinin ahde vefa ilkelerine uygun olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 68a6884f8956658b 91da6c7fa77183b7