3. Hukuk Dairesi 2024/3692 E. , 2025/2838 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/610 E., 2024/383 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/45 E., 2021/186 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, 22.04.2024 tarihli ek karar ile kesin olan karara ilişkin verilen temyiz dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.02.2024 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş ise de, mevcut davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kısmi davada kesinlik sınırının dava edilen miktara göre değil alacağın tamamına göre belirleneceği, bu durumda dava dilekçesinde belirtilen toplam alacak miktarı 75.000,00 Euro'nun dava tarihinde Türk Lirası karşılığının Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle öngörülen temyiz sınırının üstünde olduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; mülkiyeti davalıya ait olan dava konusu taşınmazın davacı tarafından iş yeri olarak kullanılmak üzere 15.01.2015 tarihinde 10 yıl süre ile kiralandığını, 10 yıllık kira bedeli karşılığı 250.000,00 TL'nin davalıya peşin olarak ödendiğini ancak kısa bir süre sonra ailevi sebeplerle davacının işletmesini kapatmak zorunda kaldığını ve taşınmazın tahliye edilerek teslim edildiğini, bunun üzerine davalı tarafça, peşin ödenen kira bedelinin iadesi için 25.05.2015 vade tarihli ve 250.000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini, yine senet bedelinin ödenmemesi halinde borç senedi haricinde 75.000,00 Euro cezai şart ödeneceğinin taahhüt edilmesine rağmen senet bedelinin tahsil edilemediğini ileri sürerek; 15.02.2015 tarihli protokol kapsamında belirlenen 75.000,00 Euro cezai şart bedelin şimdilik 10.000,00 Euro'luk kısmının tahsilini talep etmiş, 05.05.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 25.000,00 Euro'ya artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili; haksız çıkar sağlamak için evrakta sahtecilik yapılarak hazırlanmış bir takım evraklara dayanılarak dava açıldığını, bahsi geçen senet ve sözleşmedeki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, yine davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesi ile sunulan sözleşmedeki şartlar arasında çelişki bulunduğunu, sözleşmede yazılı cezai şartın ve ilgili protokolün geçersiz olduğunu, cezai şartın geçerli olabilmesi için tarafların tacir olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 15.01.2015 tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesinin imzalandığı, kira sözleşmesinin hususi şartlar başlıklı (3.) maddesinde on yıllık kira bedeli olan 250.000,00 TL'nin elden ödendiğinin yazılı olduğu, ancak kira ilişkisinin kurulmasından kısa bir süre sonra davacının taşınmazı tahliye edeceğini bildirerek peşin ödediği kira bedelini istemesi üzerine, davalı kiraya verenin imzasını taşıdığı ATK raporu ile de sübut bulan cezai şarta ilişkin anlaşmada, davalı kiraya verenin, kiracı tarafından peşin ödenen 250.000,00 TL kira bedelini 25.05.2015 tarihinde davacı kiracıya ödenmek üzere senet verdiği, ayrıca bu borç senedindeki alacağın mahkemelere ve icra dairelerine taşındığı takdirde 75.000,00 Euro cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiği, nitekim paranın iade edilmemesi üzerine peşin ödenen kira bedelinin iadesi için davacının Bakırköy 14. İcra Müdürlüğünün 2017/4427 E. sayılı dosyası ile davalı kiraya veren aleyhine icra takibi başlattığı, davalının imza itirazında bulunduğu, ancak imza itirazının Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/400 E., 2018/723 K. sayılı kararı ile reddedildiği, kira sözleşmesi ve cezai şarttaki imzaların davalının kendisine ait olduğu, konulan cezai şarta rağmen davalının halen on yıllık kira bedelini iade etmediği, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdığı sözleşme hükümleri ile bağlı oldukları, 15.02.2015 tarihli anlaşmada 75.000,00 Euro cezai şartın öngörüldüğü, hakimin fahiş bulduğu cezai şarttan resen indirim yapabileceği, ancak kısmi dava açılarak 25.000 Euro cezai şartın istendiği, kısmi dava ile belirlenen cezai şarttan indirim yapılmaması gerektiği, bakiye cezai şart alacağı talep edildiği takdirde indirim hususunun nazara alınabileceği gerekçesiyle; davacının cezai şart alacağına yönelik açmış olduğu kısmi davanın kabulü ile 25.000,00 Euro'nun 10.000,00 Euro'sunun dava, 15.000,00 Euro'sunun ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin (3.) maddesine göre, taşınmazın kiraya veren davalı tarafından başkasına satılması, satış vaadinde bulunulması veya sözleşmenin hükümsüz kılınması yoluna gidilmesi halinde, tahsil edilen kira bedeli ile birlikte 75.000,00 Euro cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, yine sözleşmenin (7.) maddesinde, taşınmazın kiraya veren tarafından istenmesi halinde, almış olduğu 10 yıllık kira bedeli olan 250.000,00 TL'nin iadesi ile birlikte 75.000,00 Euro tazminatı da ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme kurulduktan sonra davacı kiracının çocukları ile birlikte Almanya'ya dönmek istediğini belirterek peşin olarak vermiş olduğu 250.000,00 TL kira bedeli için ayrı takip yaptığı, sözleşmede belirtilen cezai şart alacağından dolayı 10.000,00 Euro'nun tahsili için somut davayı açtığı, daha sonra ıslahla talebinin 25.000,00 Euro cezai şart alacağına çıkardığı, tacir araştırmasına göre davalının tacir olmadığı, sözleşme kurulduktan sonra kiraya verenden kaynaklı bir kusur olmadığından davacı kiracının sözleşmenin (1.) ve (7.) maddelerinde düzenlenen cezai şartı talep edemeyeceği, davacının dayanak yaptığı 15.02.2015 tarihli ikili protokol başlıklı belgenin davalı tarafından reddedildiği, bu belge geçerli olsa bile emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlenmiş tahliye şartının geçersiz olduğu ve bu şarta bağlı olarak öngörülen cezai şarttın da geçersiz olduğu, Mahkemece davanın reddine karar vermesi gerekirken kabulüne karar vermesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın esas dayanağı olan cezai şart protokolünün değerlendirmeye alınmadığını, dava konusu olmayan kira sözleşmesi üzerinden değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olmasının bozma nedeni olduğunu, yine dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kira ilişkisinden kaynaklanan cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi (Ahde Vefa- Pacta Sunta Servanda) yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu kurala göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet edilmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge şartlarının sözleşmenin tümü, birlikte yorumlanarak değerlendirilmelidir. Borçlar Kanunundaki genel kural; tarafların bu sözleşme ile gerçek ve ortak amacın varlığını ortaya koyabilecek şekilde bir düzenleme ve yorum, tüm sözleşmede belirlenen amaç da gözönüne alınarak yapılmalıdır. Taraflar arasında 15.01.2015 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında 10 yıllık kira bedeli karşılığı 250.000,00 TL'nin peşin olarak davalıya ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, davalı tarafça hazırlanıp imzalanan 15.02.2015 tarihli "İkili Protokol" başlıklı belgeye dayanarak, 75.000,00 Euro olarak kararlaştırılan cezai şart alacağından şimdilik 10.000,00 Euro'nun tahsili talebiyle dava açmış, ıslah dilekçesi ile de talebini 25.000,00 Euro olarak belirlemiştir. Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesince; ilgili protokolün davalı tarafından reddedildiği, bu belge geçerli olsa bile emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlenmiş tahliye şartının geçersiz olduğu ve bu şarta bağlı olarak öngörülen cezai şarttın da geçersiz olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak yapılan 15.02.2015 tarihli "İkili Protokol" başlıklı belge içeriğinde, davalı tarafça verilen 15.02.2015 düzenleme, 25.05.2015 ödeme tarihli ve 250.000,00 TL bedelli senedin mahkemelere ve icraya taşınması halinde davalının borç senedi haricinde 75.000,00 Euro cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, işbu taahhüdün tahliye şartına bağlı olmayıp senedin zamanında tahsil edilmeme ve mahkemelere ve icraya taşınması koşuluna bağlı olduğu, söz konusu hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 vd. maddelerinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, özgür irade ile belirlenen bu şartın geçerli olup tarafları bağladığı, yine Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile de ilgili protokol altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un cezai şartı düzenleyen 179/1 maddesi; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 182/1 maddesinde; "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler." denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; "Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmü gereğince, hakim taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olup olmadığını re'sen incelemek, fahiş ise ceza miktarını tenkis etmekle ( indirmekle) görevlidir. Bunun sonucu olarak aşırı görülen cezai şartın indirilmesinde tazmin ve ceza dengeli olarak korunmalıdır. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır. Bir davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı; tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, sözleşmenin süresi, alacaklının asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul (adil) ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı esas alınarak belirlenmelidir. Hakimin, bu kuralı uygularken kullanacağı takdir hakkının, Yargıtay denetimine elverişli esaslara dayanması da zorunludur. Cezai şartın indirilmesini gerektiren hallerde, hakim her şeyden önce alacaklının menfaatini gözönünde tutmalı, menfaatlerin ne dereceye kadar ihlal edildiğini araştırmalı, davalının kusurunun ağırlığını ve tarafların içinde bulunduğu durum gözönünde tutmalıdır. Ceza, alacaklının uğradığı zarar ile ihlal edilen menfaatlerle makul bir surette mütenasip olmalıdır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; davalının serbest iradesi ile imzaladığı anlaşılan dava konusu protokol hükmü ile bağlı olduğu, işbu protokol gereği ilgili senet bedelinin ödenmemesi üzerine davacı tarafça 21.03.2017 tarihinde Bakırköy 14. İcra Müdürlüğünün 2017/4427 E. sayılı dosyası ile davalı kiraya veren aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının imza itirazında bulunduğu ancak imza itirazının Bakırköy 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/400 E., 2018/723 K. sayılı kararı ile reddedildiği, buna bağlı olarak cezai şartın bağlı olduğu koşulun gerçekleştiği ve davalının kararlaştırılan cezai şart bedelinden sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmesi, ayrıca davalının tacir olmadığı, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 182/son maddesi gereği cezai şartın aşırı olup olmadığı tartışılarak, davalının sorumlu olacağı miktarın işbu dava ile belirlenmek suretiyle ve davanın kısmi dava olarak açıldığı hususu da dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile istemin tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.04.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 05089ff558816318 463021add12420fa