Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3683 E., 2025/3243 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3683 E., 2025/3243 K. (11.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3683
Karar No
2025/3243
Karar Tarihi
11.06.2025
Konu
Tazminat, Miras

3. Hukuk Dairesi 2024/3683 E. , 2025/3243 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/509 E., 2024/234 K. Mahkeme kararı davacı vekili ile dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilip, davalılar vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı asil ... ile bir kısım davalılar vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'de Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...’ın vekili olarak Kadastro Mahkemesinde görülen dava dosyasını takip ettiğini, taraflar arasındaki 01.07.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine göre bu dosya için 500.000 USD vekâlet ücretinin 10.12.2006 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin on yıl boyunca davayı kesintisiz olarak takip ederek lehe sonuçlandırdığını ve kararın kesinleşerek infaz edildiğini, buna rağmen vekâlet ücretinin ödenmediğini, ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde davalının hem imzaya hem de borca haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; avukatlık ücret sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşme içeriğinin sonradan doldurulduğunu, davalının vekillik görevini kesintisiz olarak ifa etmediğini, sıklıkla mazeret vererek temsil vazifesini yerine getirmediği gibi ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/5 E. sayılı dava dosyasında müvekkilinin avukatı olarak görev yapmaktayken vekillikten istifa ederek menfaat çatışması bulunan karşı taraf vekili olarak görev yapmaya başladığını, avukatlık mesleği kurallarına aykırı bu durumla ilgili idari ve adli yönden soruşturma yapıldığını, davacının vekâlet ücretine hak kazanmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; yargılama devam ederken davalı ...’ın vefatı sonrası mirasçıları davaya dâhil edilmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.06.2014 tarihli kararıyla; davacının sarf ettiği emek, mesai, üstlendiği işi getirdiği durum ve sözleşmede belirlenen bedel dikkate alınarak avukatın hak edeceği vekâlet ücretinden takdiren 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle uygun bir ücretin takdir ve tayin edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin 250.000 USD+KDV üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak 250.000 USD bedele sözleşmede belirtilen %15 sözleşme faizi yürütülmesine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.11.2015 tarihli kararıyla; Mahkemece davacının vekillikten istifasının haklı olup olmadığı ve dolayısıyla ücrete hak kazanıp kazanamadığı konusundaki çelişki giderilecek şekilde yeniden karar verilmesi, davalılardan ...’in ...’ın mirasını reddettiğinin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozma kararı verilmiştir. 2. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 22.01.2019 tarihli kararıyla; istifanın haksız olduğu ve istifa anına kadar takip edilen iş kesinleşmemiş olduğundan herhangi bir vekâlet ücretine hak kazanılmadığı, dâhili davalı ... mirası reddettiğinden onun hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ile dahili davalı ... vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır. 3. Dairenin 23.09.2020 tarihli kararıyla; davalı ...’ın temyiz itirazları reddedilerek, dosya kapsamından ücret sözleşmesine dayanak ... Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dava dosyasının davacı avukat tarafından takip edilerek sonuçlandırıldığı, ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vadede davacıya ücretinin ödenmediği hususları dikkate alındığında davacı avukatın sırf bu dosyaya (... Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E.) mahsus olmak üzere vekaletten istifasının haklı olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemece davacı avukatın haklı istifanın sonucu olarak ... Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. 4. Mahkemenin 21.12.2021 tarihli kararıyla; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. 5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2023 tarihli ilamıyla; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinde kadastro mahkemesinde görülen dava için 500.000 USD vekâlet ücretinin 10.12.2006 tarihinde ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı ve belirlenen vadede ücretin ödenmediği, tarafların sözleşmeyle yüklendikleri edimlerle bağlı bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan tarihte davalının avukatlık ücretini ödeme borcunun muaccel hâle geldiği, sözleşmeye uygun şekilde ücretin ödenmemesi nedeniyle istifanın haklı olduğu, istifadan sonraki dönemde tezahür eden hususlar muaccel olmuş dava konusu alacağa tesir etmeyeceği gibi aynı davada karşı tarafın vekilliğinin üstlenildiği 2008/5 E. sayılı dosya yönünden davacının vekâlet ücretine hak kazanıp kazanamadığı hususunun eldeki davanın konusu olmadığı, hâl böyle olunca Özel Daire kararında da belirtildiği üzere kadastro Mahkemesindeki dava yönünden istifanın haklı olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, direnme kararının bozulmasını karar verilmiştir. 6. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın haklı istifanın sonucu olarak ... Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı, istifa tarihinin 22.04.2009, kararın kesinleşme tarihinin 29.12.2009 tarihi olduğu, istifa tarihi itibariyle henüz kararın kesinleşmediği dikkate alınarak, her ne kadar ücret sözleşme ile belirlense de, erken istifa nedeniyle ücretin tamamına hak kazanılamayacağı, işin geldiği aşama ve kesinleşme için salt tebligat ve sürelerin beklendiği nazara alınarak belirlenen ücretten %15 hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle, davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile; davalılar tarafından ... 27. İcra Müdürlüğünün 2011/29479 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 501.500 USD üzerinden devamına, takibe konu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca belirlenecek faiz oranının % 100 fazlası üzerinden (%15 oranını geçmemek kaydı ile) faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı ile davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile bir kısım dahili davalılar vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkilinin haklı nedenle istifa ettiği Yargıtay kararları ve Mahkeme kararı ile sabit olduğundan, hak kazandığı vekalet ücretinde herhangi bir indirim yapılmaksızın vekalet ücret sözleşmesinde belirlenen alacağın tamamına hükmedilerek bu bedele yıllık %15 oranında faiz uygulanması ve davalılar aleyhine %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, lehe hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Dahili davalılar vekili; avukatlık ücret sözleşmenin davacı avukatça genel uygulamaya aykırı surette tek suret olarak düzenlendiğini ve sözleşmenin bir suretinin sözleşmenin tarafı olan müvekkillerin murisine verilmediğini, gerçekte böyle bir sözleşme olmadığını, murisin imzasının hile ile ele geçirildiğini ve murisin ölümü üzerine sözleşmenin tanzim ve vade tarihleri ilave edilerek sahte şekilde takibe konulduğunu, bu nedenle borcun vadesinin ve istifanın haklılığının, davacı avukatın istifa tarihine kadar vekalet ilişkisini sürdürmesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının muris ... vekilliğinden hiçbir yasal ve gerektirici sebep yokken haksız olarak istifa ettiğini, savcılık soruşturma dosyaları incelenmeden karar verildiğini, davacının gerçekte müvekkillerinin murisinin vekili olmadığını, baştan beri dava dışı ... adına hareket ettiğini ve vekalet ilişkisi kapsamında davacının kusurlu davrandığının soruşturma dosyasının münderecatı ile sabit bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; davacı avukatın istifasının haklı olması halinde dahi sözleşme ile kararlaştırılan avukatlık ücretinin dava konusunun %25'ini aşamayacağı yönündeki 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 164. maddesindeki yasal düzenleme uyarınca ücreyin %25 sınırını aşıp aşmadığı yönünde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan ve bu husustaki talepleri gözardı edilerek karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. 1. Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacı 01.07.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan 500.000 USD vekâlet ücretinin tahsili için başlattığı icra takibine davalıların murisinin haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, icra takibine vaki itirazlarının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı ile davalıların murisi arasında yazılı ücret sözleşmesi imzalandığı hususu çekişmesiz olup davacı avukatın istifasının haklı olduğu ve ücrete hak kazandığı hususları sabit hale gelmiştir. Sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesine göre; avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Aynı Kanun'un 1136 sayılı Kanun'un dava konusu hukuki yardımın başladığı 2003 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 164.maddesinde; yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un koyduğu kural bu olmakla birlikte sözleşme hükümleri, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 19. maddesine aykırı düşmemelidir. Somut olayda ücret maktu olarak kararlaştırılmış olmakla kural olarak sözleşme geçerlidir. Ancak sözleşmenin yapıldığı tarihte tarafların amaçladıkları çıkarların dengede olduğu kabul edilmelidir. Sözleşme ile bir taraf için sağlanan hak ve menfaate denk düşmeyen ve fahiş olan menfaatin karşı tarafa sağlanmış olması iyiniyet (M.K 2. maddesi) kurallarına, hak ve nesafete, ahlak kurallarına aykırıdır. Hal böyle olunca mahkemece davacı avukatın yaptığı hukuki yardımın 2003 yılında başladığı hususu da dikkate alınarak 2003 yılı itibariyle davacı avukatın takip ettiği dava dosyasında müddeabihlerin toplamı ile avukatlık ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vekalet ücretinin (2003 yılındaki kur üzerinden) tespit edilmesi ve davacının vekalet ücretinin 2003 yılında yürürlükte bulunan 1136 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 164. maddesinde belirtilen oranı aşıp aşmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre de; Mahkemece davacı avukatın haklı istifasının sonucu olarak ... Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı belirtildikten sonra, sözleşmede kararlaştırılan ücretten hakkaniyet indirimi yapılması hatalı olup, karar başka nedenle bozulduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamış eleştirmekle yetinilmiştir. 4. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6d937a04231d6e86 b240fd8175084ee9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı