Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/3679 E., 2025/4246 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3679 E., 2025/4246 K. (23.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3679
Karar No
2025/4246
Karar Tarihi
23.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3679 E. , 2025/4246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1228 E., 2024/1284 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/142 E., 2024/47 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalının aile şirketi ... İnş. Taah. Ltd. Şti. arasında Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. 949 Ada 10 parselde müvekkilleri adına kayıtlı olan 8.276,00 m² taşınmaz için ... Noterliğinde 14.10.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ''Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'' imzalandığını, akabinde .... Noterliğinin 14.10.2016 tarihli ve ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı ile dava dışı aile bireylerinin vekil tayin edildiğini, davalının bu vekaletname ile Kocasinan Belediyesine başvurarak imar çalışması yaptırdığını, yapılan müzakereler sonrası teknik hataların düzeltildiğini, yapılan çalışma ile taşınmaz alanının 8.726,00 m² iken 8.604,53 m² olarak düzeltilerek Kocasinan Belediye Encümeninin 18.07.2017 tarihli ve 297426 nolu kararı gereğince 7 kısma ifraz olduğunu, taşınmazın ifraz çalışması sonucunda DOP kapsamında 2.910,00 m²'sinin yola, 759,00 m² ve 626,00 m²'sinin parka terk edildiğini, neticeten parsel çalışması yapıldıktan sonra müvekkillerine 4.309,00 m² arsa kalması gerekirken Kocasinan Belediyesinin 745,00 m² ve 1.232,00 m² olmak üzere toplam 1.977,00 m²'sini 18.07.2017 tarihli ve 29/426 nolu kararıyla; 1,00'er TL bedelle satın aldığını, davalıya işlemlerin hızlanması, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmesi için vekaletname düzenlenip verilmesine rağmen davalının 07.02.2017 tarihinde işbu vekaletnamedeki yetkilerini kötüye kullanarak davaya konu taşınmazı annesi ... adına kayıtlı olan taşınmaz ile trampa ettiğini, bunun öğrenilmesinden sonra müvekkillerinin ... Noterliğinin 05.01.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu azilnamesi ile vekillikten azlettiğini, davalının parsel çalışması yaptırmak adı altında vekalet tanzim ettirdiğini fakat bu vekaletnamedeki yetkilerini aşarak yetkilerini kötüye kullandığını, halihazırda 8.604,53 m² olan taşınmazın müvekkillerine 2.330,00 m² olarak teslim edildiğini, müvekkillerin bu işlem sonucu maddi zarara uğradığını, ihtarname ile davalıdan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 2.567.646,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının taşınmazı ...'ya devri sonrasında birleştirme, ayırma, DOP kesintisi vb. işlemler yapıldıktan sonra yeniden davacılar adına tescil ettirdiği, yapılan devrin bu işlemlerin kolaylaştırılması için yapıldığı kanaatinin oluştuğu, Belediyenin yapmış olduğu DOP kesintisinin yasal sınır olan %45'in üzerinde olmasından dolayı da davalıya yüklenebilecek bir sorumluluğun olmadığı, Belediye tarafından kamu gücü kullanılarak yapılan bu işleme karşı belediye hasım gösterilerek dava açılabileceği, yine yaklaşık 2.000 m²'lik kısmın 1,00'er TL'den 2,00 TL gibi sembolik bir rakamla Belediyeye satış gösterilerek bağışlanması işleminin de yapılan imar uygulaması ve ruhsatlandırma sürecinde Belediyenin isteği üzerine yapıldığı kanaatinin oluştuğu, yapılan bu işlemde davalının da herhangi bir kazancı veya menfaati olmadığı anlaşılmakla davalının davacılar tarafından kendisine verilen vekalet kullanılarak davacıları zararlandırıcı herhangi bir eylemde bulunduğu yönünde kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından davacılar ile dava dışı yüklenici şirket arasındaki sözleşmeye istinaden davalıya verilen vekaletnamede mevcut bulunan yetkiler, mahkemece konusunda uzman bilirkişilerden aldırılan raporlardaki tespit ve değerlendirmeler bir bütün olarak nazara alındığında yargılamaya konu olayda vekaletnamenin kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davanın tazminat davası olduğu gözetilerek karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT)13. maddesine göre müvekkilleri aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak ham hali 8.604,53 m² olan taşınmazı annesine devrettiğini, taşınmaz annesinin adına kayıtlı iken %49 DOP kesintisi ve Belediyeye 1,00'er TL bedelle devredilen 1.977,00 m² yer çıktıktan sonra taşnımazı 2.330,00 m² olarak geri müvekkile devrettiklerinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, yine söz konusu 2.000 m² taşınmazın 2,00 TL bedelle belediyeye devredilmesine ilişkin işlemin hiçbir hukuki dayanağının olmadığının yerel mahkeme tarafından da zımmen kabul edildiğini, davalının taşınmazı çok düşük bir bedelle 3. kişiye devretmesinin de vekalet görevini kötüye kullanma niteliğinde olduğunu, davalının savunmasını ispatlayamadığı ve müvekkillerin zarara uğradığı açık olup buna rağmen zararın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 505. maddesine göre; Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz. Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına, davacıların vekaletin kötüye kullanıldığını ve bu nedenle zarara uğradıklarını ispatlayamamış olduklarının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesine göre; maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Dava konusu uyuşmazlık vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklı uğranılan maddi zararın tazminine ilişkin olup, davanın tamamen reddi nedeniyle davacılar aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine ''Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesi gereği 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9ce0dec9f45c107a 9113114825695c93

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı