Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3518 E., 2025/2691 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3518 E., 2025/2691 K. (08.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3518
Karar No
2025/2691
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3518 E. , 2025/2691 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/933 E., 2024/1192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI: 2021/31 E., 2021/607 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murislerinden intikal eden taşınmazların tespiti ve bu taşınmazlar hakkında idarece yapılan kamulaştırmasız el atma bedellerinin tahsili amacıyla, dava açılması ve dava sürecinin takip edilmesi için davalıya vekalet verildiğini, açılan dava sonucunda müvekkilleri lehine hükmedilen alacağın icra takibi neticesinde tahsil edildiğini, alacağın tahsil edilmesinden yaklaşık 2-3 yıl sonra İdare tarafından mükerrer ödeme olduğu bildirilerek icra takibinin iptaline yönelik açılan dava sonunda müvekkillerinin tahsil ettikleri bedeli iade etmek zorunda kaldıklarını, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak müvekkillerinden habersiz bir şekilde kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminata konu alacakları müvekkillerinin bilgisi ve rızası olmaksızın temlik ve hibe yetkisi verilmemesine rağmen ... isimli şahsa temlikname adı altında bağış yaptığını öğrendiklerini, temlik yapma yetkisi olsa dahi aldığı bedeli müvekkillerine ödemek zorunda olduğunu, müvekkillerinin ...'nu tanımadıklarını ve müvekkillerine bir ivaz ödenmediğini, davalının vekil olarak tahsil ettiği bedeli ödemediğinden tahsil tarihinden itibaren faizi ile birlikte icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacıların dava dilekçesinde belirttikleri taşınmazları 17.04.2006 yılında satış vaadi sözleşmesi ile sattıklarını, bedellerini aldıklarını, satış vaadi sözleşmesinde bir tek kişinin adının yer alması nedeniyle dava dışı alıcı olarak ...'in adının yer aldığını, aslında alıcının ... ile birlikte müvekkilinin de olduğunu, bu satış işleminden hemen sonra aynı gün ve aynı saatte satış vaadi sözleşmesinin bir üstü yevmiye numarası ile sattıkları taşınmazlar için dava dışı ... ile davalıya geniş yetkili vekaletname verdiklerini, bu taşınmazların davacılara ait olmadığını, hiçbir şekilde taşınmazlar üzerinde hak iddiaları kalmayan davacılar adına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davası açıldığını, davanın 18.05.2010 yılında sonuçlandığını, bu dava devam ederken müvekkilinin kendi tasarrufunda olan taşınmazları dava dışı ...'na 03.07.2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 185.000,00 TL bedel ile sattığından taşınmazdan kaynaklı hakları yeni malike temlik ettiğini, davacıların verdikleri vekaletnamede azletmeme kaydı olmasına rağmen davalıyı azlettiklerini savunarak, davanın reddini istemiş; davalı vekili ıslah dilekçesi ile, davanın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli kararıyla; taraflar arasında vekalet sözleşmesi düzenlendiği, vekalet ilişkisinden doğan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davalı tarafından dava dışı kişi ile temlik sözleşmesi yapılmış ise de gerek bu tarihten itibaren gerekse azil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar karşı, süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki asıl sözleşmesel ilişkinin taşınmazların satışına yönelik satış vaadi sözleşmesi olduğu, akabinde yapılan vekaletname ise sözleşmenin satış tarihi itibarıyla objektif ifa imkansızlığı bulunan satılan taşınmazlar açısından hukuki ve resmi işlemlerde alıcıya geniş tasarruf imkanı sağlamak amacı güttüğü, vekalet akdine ilişkin zamanaşımı sebebiyle davanın reddi yönünde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, eldeki davanın vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı hukuki gerekçe ile incelenemeyeceği, davanın tarafları arasındaki temel ilişkinin gerçekte satış akdi olup, vekalet akdi olmadığı, buna bağlı olarak davanın esastan reddi gerekirken, vekalet akdinden kaynaklanan zamanaşımına dayalı olarak ret kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine oy çokluğu ile karar verilmiş; karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairece verilen 13.02.2024 tarihli ilamla; Mahkemece, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin dava dışı üçüncü kişi ile yapıldığı gözetilmeden taraflar arasında satış ilişkisi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, olayda vekilin hesap verme yükümlülüğü bulunduğundan, davada ispat yükü vekil olan davalıda olup, davalının vekaleten aldığı bedelleri davacılara ödediğini ispatlaması gerektiği, vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlayacağı, tarafların zamanaşımına yönelik iddia ve itirazlarının da değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu, zamanaşımının vekilin hesap verme borcunun sona ermesi ile başlayacağından zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların icra takibine asıl alacak adı altında talep ettikleri temlike konu 590.000,00 TL'nin davacılar tarafından talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2016/16194 E. sayılı takip dosyasında davacıların davalıdan takip tarihi itibariyle 590.000,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, bu miktara takipten itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, likit olan alacak nedeniyle davanın hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden takdiren %20 oranına isabet eden 118.000,00 TL icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin muhalefet şerhine aynen katıldıklarını, vekalet ilişkisi olduğu varsayılsa dahi davanın itirazın iptali davası olduğunu, davacıların taleplerinin takip talebine aykırı olduğunu, takip talebinde dayanılmayan bir belgeye göre karar verilemeyeceğini, davaya konu temlik sözleşmesinin bedelsiz olduğunu, takip talebine kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davası sonucu elde edilen bedelin iadesi yazılmadığını, bu bedelin temlik alacaklısından talep etmesi gerektiğini, davanın alacak davası olarak nitelendirildiğini, zarar miktarının 185.000,00 TL olduğunu, başka bir bedel tahsil edilmediğini, tahsilatı dava dışı üçüncü kişinin yaptığını, icra dosyasından tahsil edilen bedelin 531.472 TL olduğunu, icra dosyasından davalı hiç tahsil etmediğini, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinin kötüye kullanılmasından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesine, davaya konu taşınmazlar nedeniyle İdareden icra kanalıyla 590.000,00 TL tahsil edildiğinin anlaşılmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmek gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a0cbcdc08a2e76ff 3b5827796e45d3d1

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı