Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/3474 E., 2025/3905 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3474 E., 2025/3905 K. (09.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3474
Karar No
2025/3905
Karar Tarihi
09.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3474 E. , 2025/3905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1180 E., 2024/1209 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1633 E., 2022/1567 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında, çeşitli ebatlarda ve sayılarda reklam amaçlı kullanılan kent mobilyalarının kiralanmasına ilişkin 12.06.2014 tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, davalının 2019 yılının nisan ayından itibaren kira bedellerini ödemediğini, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalının kira sözleşmesine konu kent mobilyalarından tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkiline gönderilen ödeme emrinin tahliye ihtar ve talebini içermediğini, tahliye için gerekli usuli şartları taşımadığını, müvekkili tarafından söz konusu kira sözleşmesine ilişkin 2019, 2020, 2021 yılları kira bedellerinin tespiti ve %54 oranında tenzilatı talebi ile açılan kira uyarlama davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kötüniyetli olarak takip başlattığını savunarak; davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinden olduğu ve yıllık kira artışının sözleşmede belirlenen oranda yapılması gerektiği, kira sözleşmesinde; kira bedellerinin aylık, nakden ve peşin olarak ödeneceğinin kabul edildiği, bilirkişi tarafından davacının takip tarihi itibariyle alacağının hesaplandığı, takipte kira bedellerinin ödenmesi için kiracıya 7 gün süreli ödeme emri gönderildiği, en az 10 gün süre verilmesi gerekirken kanunda belirtilen asgari ödeme süresinin kiracıya verilmemiş olduğu, davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de bu hususta dosyaya herhangi bir belge sunmadığı ve iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle; tahliye yönünden açılan davanın reddine, alacak yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile 3.164.081,65 TL asıl alacak, 2.164,66 TL karar harcı, 292.137,21 TL işlemiş yasal faiz üzerinden takibin devamına, kabul edilen asıl alacağın %20’si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; Mahkemece, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu ve sözleşme hükümleri esas alınmak sureti ile davacının alacağının hesaplandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 315. maddesi uyarınca asgari ödeme süresinin kiracıya verilmemiş olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; kira bedelleri artışına ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklarının eksik hesaplandığını, takip talebinde açık bir şekilde tahliye talebine yer verildiğini, ödeme emrinde de tahliye talep edildiğinin açıkça belirtildiğini, ödeme emrinde usul hatasının icra müdürlüğünden kaynaklandığını, davalının kira borçlarını ödemediği, temerrüte düştüğü ve bu sebeple tahliye davasının kabulüne ve tahliye talebi esastan incelenmediğinden davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekçesi ile yargılama giderlerinin paylaştırılmasının doğru olmadığını, yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulmasına gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; müvekkili tarafından dava konusu kira dönemlerine ilişkin olarak açılan kira tespit ve uyarlama davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafından kira artışlarının hatalı olarak yapıldığını, davaya konu yerlerin reklam asım ve yayımı amaçlı kent mobilyaları olup taşınır olarak değerlendirilebilmesinin mümkün olmadığını, yapılan alacak hesabının hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru ve hakkaniyetli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin genel hükümlere tabi olduğu, kira sözleşmesinde yeniden değerleme oranında artış yapılacağının kararlaştırıldığı, kiralananın konut ve çatılı işyeri vasfında olmaması nedeniyle artış şartının tarafları bağlayacağı, kira alacağının artış şartına uygun olarak hesaplandığı, davalının takibe konu kira bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, kira alacağının likit olduğu, ödeme emrinde 6098 sayılı Kanun’un 315. maddesi uyarınca ödeme için yasal süre verilmediğinden tahliye davasının reddine karar verilmesine bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına ve özellikle ileri sürülen temyiz sebeplerine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Kamu düzeni nedeniyle resen yapılan incelemede; tahliye davası niteliği itibariyle ayrı harca tabi olduğu halde, Mahkemece tahliye davası yönünden harcın hüküm altına alınmaması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının altıncı bendine “tahliye davası için alınması gerekli 80,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 893c8abcbc94d566 d9cbee54aad5ca59

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı