Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/3321 E., 2025/4066 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3321 E., 2025/4066 K. (16.09.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3321
Karar No
2025/4066
Karar Tarihi
16.09.2025
Konu
Dolandırıcılık, Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/3321 E. , 2025/4066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/673 E., 2024/1892 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 28. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/279 E., 2023/387 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... İlçesi, ... Mahallesi 5726 ada 9 parselde kayıtlı taşınmazı 5.500.000,00 TL bedel karşılığında tapuda satın aldığını, ancak daha sonra İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/67 E. sayılı dosyası ile satıcının, imza yetkilisini atayan yönetim kurulu kararının sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine satışın iptal edildiğini ve taşınmazı geri vermek zorunda kaldıklarını, davalı noter katibi ...'in İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/102 E. sayılı dosyasında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle ceza aldığını ve ilgili kararın kesinleştiğini, her ne kadar diğer davalı ... aleyhinde açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş ise de, davalı noterin 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 162. maddesi gereğince oluşan zarardan kusursuz sorumlu bulunduğunu, noter katibinin; eski karar defterini istemeden, imza kontrolü yapmadan, defteri onaya getiren kişileri sormadan işlem yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın geri verilmesinden dolayı taşınmaz için ödenen 5.500.000,00 TL bedelin, 67.908,26 TL çevre temizlik vergisinin, 97.791,10 TL belediye emlak vergisinin, 200.000,00 TL tapu alım satım masraflarının, 1.806,00 TL harita ölçüm hizmeti masrafının, 18.290,00 TL kentsel dönüşüm saha çalışması bedelinin, 493.604,00 TL kaybedilen 9. Ticaret Mahkemesi vekalet ücreti ve yargılama gideri masrafının, 23.706,00 TL tehiri icra teminat mektubu için ödenen komisyon giderinin, 3.700.000,00 TL haksız eylem tarihinden itibaren işlemiş faizin, 100.200,00 TL kaybedilen dava bakiye karar ilam harcı olmak üzere toplam 10.203.305,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; davaya konu 08.07.2015 tarihli noterlik işlemini yapan kişilerin İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/67 E. sayılı dosyası ile ceza aldıklarını, ilgili kişilerin o tarihte notere gelerek imzaya yetkili müvekkili davalı noter katibine şirketin Ticaret Sicil Tasdiknamesini sunarak şirket karar defterini tasdik ettirdiklerini, şirketlerin defter tasdiki için güvenilir bir personelin notere başvurmasının yeterli olduğunu, bunun için temsil belgesi gerekmediğini, dolandırıcıların sadece müvekkillerini değil ... Noterliği, ... Noterliği, ... Noterliğini ve Ticaret Sicil Müdürlüğünü de dolandırıcılık işlemlerine alet ettiklerini, bu sahte yollarla kendisini şirket yetkilisi kılan ...'nın dava konusu taşınmazı organize suç ortağı olduğu süreç içinde davacıya muvazaalı olarak sattığını, davacı şirketin fiili sahibinin dolandırıcı ... ile 10 yıl öncesine varan iş ilişkilerinin olduğunu, diğer dolandırıcıyla da önceden tanıştıklarını, satış ile birlikte ödenen para olmadığını, taşınmaz devrinin yapılmasından çok sonra para ödemelerinin olduğunu, bunun ise olağan olmadığını, müvekkillerinin haksız fiil sorumluluğundan ve davaya konu işlem ile ilgili oluşabilecek olası zarardan sorumluluğundan söz edebilmek için anılan zararı oluşturan davranış ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin bulunması gerektiğini, ilgili ceza dosyasındaki davacı şirket yetkilileri ile dava dışı üçüncü kişi olan şirket yetkilisi ...'nın beyanlarından illiyet bağının kesildiğinin anlaşılmakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra, satın alma işlemine esas olan ve noterlik onayı ile resmiyet kazanan belgenin sahte olduğunun ortaya çıktığı, bu kapsamda sahteliğin ... şirketinin hissedarlarının bilgisi dışında sahte olarak oluşturulan şirket defterinin, ... Noterliğinin 08.07.2015 tarihli ve ...yevmiye sayılı işleminde davalı noter katibi tarafından tasdik edilmesinden kaynaklandığı, davacı tarafın haksız fiilin; fiil, hukuka aykırılık ve kusur unsurlarını ispat ettiği, davalı tarafça getirilen delillerin tartışıldığı ceza soruşturma ve kovuşturma dosyalarında davacı şirketin fiili yetkilisi olduğu belirtilen ...'nin dava konusu olaya dahlinin bulunduğu ve aslında dava konusu olayın davacı şirketin de dahil olduğu bir organizasyon kapsamında gerekleştirildiği yönündeki iddialara itibar edilmediği, ceza kovuşturmasında sanıklar tarafından ikrarda bulunulmuş ise de, bunların ceza mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince suçtan kurtulmaya matuf beyanlar olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalı tarafça dayanılan işbu delillerin eldeki dava dosyamıza taraf olmayan ceza mahkemesi sanıklarının sübjektif yorum ve iddialarından ibaret olduğu, öte yandan davalı tarafça ve ayrıca ağır ceza mahkemesince yapılan suç duyuruları sonucunda savcılık makamlarınca adı geçen ...'nin ceza mahkemesi sanıkları ile iştirak halinde hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmaması sebebi ile takipsizlik kararları verildiği, eldeki dava dosyasına getirilen delil ve iddiaların ceza soruşturma ve kovuşturmalarında tartışılan delil ve iddialar olduğu, yeni bir delil getirilmediği, bu nedenle davalıların işbu yöndeki iddialarının illiyet bağının kesilmesine yeter kuvvette olmadığı, aksi durumda dahi davalı noter katibi tarafından gerekli özen gösterilip yapılması gereken araştırma tam olarak yapılsa ve ... Noterliğinin 08.07.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı tasdik işlemi hiç yapılmasa idi, taşınmazın ... ve ... aracılığı ile satışının hiç mümkün olmayacağı ve dolayısıyla dava konusu ihtilafın da hiç ortaya çıkmayacağının açık olduğu, bu sebeplerle dava konusu olay bakımından uygun illiyet bağının temelde noterlikçe yapılan tasdik işleminde vücut bulduğu, bu sebeple illiyet bağının kesilmediği ve davalıların davacının uğradığı zarardan sorumlu oldukları, taşınmazın 5.000.000,00 TL ödenerek satın alındığını, davacı şirketin taşınmaz için ödediği bedel ve yaptığı masraflar toplamının ise alınan bilirkişi raporuyla 5.838.283,46 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 5.838.283,46 TL asıl alacak ve 3.246.010,13 TL asıl alacağa dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.084.293,59 TL alacağın, asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; dosya kapsamında dava konusu karar defterini notere tasdik ettiren ve sahtecilikten dokuzar yıl ceza alan şahıslar ile davacı şirketin fiili sahibinin birlikte hareket ettiğine dair sayısız delil yer aldığını, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/67 E. sayılı ceza dosyasında davacı şirket yetkilisinin ayrıntılı beyanlarının bulunduğunu, kötüniyetli olan davacının somut olayda ağır kusurun bulunduğunu, satışın ise muvazaalı olduğunun durumun ceza dosyaları muhteviyatından anlaşıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 1512 sayılı Kanunun 162. maddesine dayalı noterin ve noter çalışanının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, dava dışı şirkete ait 5.580 metrekare arsa ve fabrika binası niteliğindeki dava konusu taşınmazın, şirket hissedarlarının bilgisi dışında sahte olarak oluşturulan şirket defterinin, davalı noter ve noter çalışanının görev yaptığı ... Noterliğinde 08.07.2015 tarihinde ... yevmiye nosu ile tasdik edilerek, sonrasında ticaret sicilindeki işlemlerin tamamlanması ile şirketle ilgisi olmayan ... tarafından 28.07.2015 tarihinde davacı şirketin işlem yetkilisine tapuda devir işlemi gerçekleştirilmesine, davalı noter katibinin eski karar defterini görmeden yeni karar defterini onaylayarak oluşan zarara sebebiyet vermiş olmasına, davalı noterin sorumluluğunun 1512 sayılı Kanunun 162. maddesine dayalı kusursuz sorumluluk olmasına, oluşan zarar ile davalı noter işlemi arasında uygun illiyet bağının kurulduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52/1 maddesi uyarınca; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." Açıklanan kanun hükmüne göre; müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için davacının zarar gören sıfatıyla zarara razı olması, doğmasına, artmasına etkili olması ya da davalının durumunu ağırlaştırması gerekmektedir. Somut olayda; davacı şirketin yapı ve gayrimenkul geliştirme şirketi olduğu, davacı şirket adına dava konusu işlemi gerçekleştiren fiili ortağın ise dosya kapsamındaki beyanlarından 40 yıldır inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği ve fiilen konut projeleri yapmakta olduğu, dava konusu taşınmazın da şirketin faaliyet konusu kapsamında konut ve işyeri projesi yapmak amacıyla satın alındığı, ne var ki dosya içerisinde mevcut davacı aleyhinde açılan tapu iptal ve tescil davasında alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın dava tarihi olan 10.09.2015 tarihi itibariyle arsa değerinin 13.950.000,00 TL olarak belirlendiği, yine dava konusu işlemin yapıldığı sırada mal sahiplerince satış için çıkarılan ilanda dava konu taşınmaz için 6.000.000 USD talep edildiği, satışın ise 5.000.000,00 TL karşılığında gerçekleştirildiği, her ne kadar davacı tarafça taşınmazın konut alanı olarak imarı bulunmadığı, alınabilmesi akabinde inşaata başlanabileceği, bu nedenle satış bedeli haricinde ayrıca konut ve işyeri inşaatlarının, hasılat paylaşımı usulü ile yapılması hususunda sözleşme imzalanarak satış gelirlerinin %33'ünün arsa sahibine ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı iddia edilmiş ise de; taşınmaz bedelinin mevcut hali ve halihazırdaki imar durumu ile birlikte belirlendiği, gerçek değer ile satış bedeli arasında olağan karşılanmayacak düzeyde orantısızlık bulunduğu, davacının tacir olup basiretli davranma yükümlülüğü karşısında satın aldığı tarihteki taşınmazın gerçek değeri ile tapuda bahçeli kargir fabrika binası olarak kayıtlı taşınmaz için konut alanı olarak imar izni verilemeyeceği ihtimali de bulunduğu hususlarını bilebilecek nitelikte olduğu dikkate alındığında, davacının müterafik kusurunun varlığının kabulü gerekir. Ne var ki söz konusu müterafik kusur, davalıların sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıracak mahiyette olmayıp, tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilmelidir. O halde İlk Derece Mahkemesince; davacının müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek, noter ve işlemi gerçekleştiren noter katibi olan davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarından hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! aa8d41350766990e 5da7f709cd75248d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı