3. Hukuk Dairesi 2024/3030 E. , 2025/2250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/197 E., 2022/549 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalılardan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; turizm teşvik belgesi sahibi olan dava dışı şirkete, davalı Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine indirimli tarife yerine normal tarife uygulanması nedeniyle dava dışı şirketin açtığı dava sonunda, normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkı ödemek zorunda kaldığını, bu suretle zarara uğradığını belirterek; dava dışı şirkete ödediği tutarın, ödemeye neden olan davalılardan rücu yolu ile alınmasını istemiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini dilemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.09.2014 tarihli kararıyla; davanın Hazine Müsteşarlığı yönünden kısmen kabulü ile 409.059,25 TL'nin 21.771,00 TL'sine 16.09.2010, 942,25 TL'sine 20.10.2010, 386.346,00 TL'sine 16.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine Müsteşarlığından alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Ekonomi Bakanlığı yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraflarca temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.03.2018 tarihli ilamıyla; “Eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan bu hüküm gereğince, Hazine Müsteşarlığı'nın her türlü borç ve alacakları hiçbir işleme gerek kalmaksızın Ekonomi Bakanlığı'na devredilmiş olduğuna göre, Hazine Müsteşarlığı tarafından ödenmesi gereken elektrik enerjisi desteğinin 16.07.2009 tarihinden önceki 2008 yılı içerisindeki dönemi kapsayan faturalar için olan kısmından dahili davalı Ekonomi Bakanlığının sorumlu olduğu, Ekonomi Bakanlığının yasal düzenleme gereğince davaya dahil edilmiş olması nedeniyle hakkında hüküm kurulmasının mümkün bulunduğu gözetilerek ve bilirkişiden bu döneme ilişkin hesaplamayı içerir rapor alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması ve Hazine Müsteşarlığı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile dahili davalı Ekonomi Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine Müsteşarlığı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.05.2019 tarihli kararla; davalı Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Bakanlık yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalı Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 20.10.2020 tarihli ilamla; "a) Davacı, müteselsil sorumlu sıfatıyla üçüncü kişiye ödediği paranın haleflik esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı sıfatıyla bulunmadığına göre; iadenin kapsamı, kural olarak davacının mahkum olup ödediği para ile kendisi hakkında açılan davanın sonunda verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi ve önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ile yargılama giderleri ve bir de davacı aleyhine ödetme kararı alan üçüncü kişinin hüküm kesinleşmeden önce alacağını tahsil için ilamı icraya koymuş olması halinde hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücreti ile aynı güne kadar gerçekleşen faiz toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile icranın sürüp gitmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle artan icra giderlerinin ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürenin faizini isteyemez. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle isteğin tümünün hüküm altına alınmış bulunması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b) 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, gerçek ve tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur. Eldeki davada davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tacir olmadığı gibi uyuşmazlık da ticari işlemden kaynaklanmadığından davada uygulanacak olan yasal faizdir. Mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek davalının yasal faiz yerine avans faizi ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 338.471,21 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından alınarak davacıya ödenmesine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ile davalılarda Bakanlık vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükmedilen bedele avans faiz işletilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili; davalı Bakanlık yönünden davanın tümden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesini hatalı olduğunu belirterek, kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, indirimli tarifeden faydalanan dava dışı 3. kişi tarafından açılan davada kabul edilip ödenen paranın rücu yolu ile geri alınması istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, son bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 473c190e5f941d4a 435a5006defeba6b