Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2670 E., 2025/2696 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2670 E., 2025/2696 K. (12.05.2025) – Nafaka

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2670
Karar No
2025/2696
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Nafaka

3. Hukuk Dairesi 2024/2670 E. , 2025/2696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1428 E., 2024/864 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI: 2020/259 E., 2022/352 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Ankara Etimesgut Askeri Hava Dikimevinde çalışmakta iken davalı Bankanın Ankara Şubesinden tüketici kredisi kullandığını, aynı şubeden çekmiş olduğu kredilerinin 14.02.2019 tarihinde yapılandırıldığını, ödemeleri devam ederken sağlık nedeniyle 15.10.2019 tarihinde emekli olduğunu,15.10.2019 tarihinden itibaren davalı banka tarafından yapılan bloke ve kesinti işlemi nedeniyle emekli maaşını alamadığını, hesaba yatan paranın emekli maaşı olduğunu bildirmesine rağmen haksız biçimde uygulamanın devam ettiğini, müvekkilinin emekli maaşından başka geliri olmadığını, emekli maaşından kesinti yapılmasına ilişkin muvafakati olmadığını ileri sürerek; müvekkilinin emekli maaşındaki kesintinin ve blokenin kaldırılmasını, emekli maaşından yapılan haksız kesintilerin şimdilik 2.000,00 TL'sinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 9.544,44 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının maaşından yapılan tahsilatın hukuk ve yasaya uygun olduğunu, imzalanan kredi sözleşmelerinde hesaptan tahsilat ve doğmuş veya doğacak her türlü borçların teminatını teşkil etmek üzere her türlü hesap bakiyeleri menkul kıymetleri, mevduat sertifikaları, kuponları, temettü gelirleri menkuller ve kiralık kasalar ile lehlerine gelmiş havale EFT tutarları üzerine mevzuatın izin verdiği şartlar dahilinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğu belirtildiğini, davacının davalı bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına göre ödemesi gerektiğini, kredi taksitlerinin emekli maaşından tahsili konusunda sözleşme maddesinin haksız şart niteliği taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlemiş olan ve davacının imzasını ihtiva eden kredi sözleşmelerinde davalı Bankanın rehin, takas, mahsup ve hapis hakkına ilişkin açık hükme yer verilmesine rağmen, sözleşmelerin anılı maddelerinde açıkça SGK-emekli maaşından yapılabilecek kesintiden bahsedilmemiş olduğu, kaldı ki kredi kullanırken kredi taksitlerinin SGK-emekli maaşından kesilmesine dair davacının ayrıca açık muvafakatinin alınmadığı, davalı tarafın savunmasına dayanak teşkil eden sözleşme hükmünün davacı tarafça müzakere edilmeden matbu şekilde düzenlendiği, bu nedenle haksız şart niteliğinde olduğu, ayrıca davalı bankanın ancak dava tarihi itibariyle temerrüdünden bahsedilebileceği, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı bankanın tacir olması sebebiyle de davacının ticari faiz talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı banka tarafından davacının emekli maaşına konulan blokenin kaldırılarak kesintilerin durdurulmasına, 9.544,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93. maddesinin birinci fıkrasında,"... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verildiği, bu hükmün 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, davacının imzalanan sözleşmenin 'rehin ,takas, mahsup ve hapis hakkı başlıklı 8. maddesi ile ek taahhütnamelerde kredilere ilişkin ödemelerinin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edilmiş olduğu, davalı bankanın borcun ödenmemesi üzerine davacının maaşına bloke konulacağına dair hükmüne dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinde bankanın rehin, takas, mahsup ve hapis hakkına ilişkin açık hükme yer verilmiş ise de sözleşmelerin anılan maddelerinde açıkça emekli maaşından yapılabilecek kesintiden bahsedilmediğini, müvekkilinin kredi taksitlerinin emekli maaşından kesilmesine dair açık muvafakatinin alınmadığını, sözleşmenin müzakere edilmeden düzenlendiğini, emekli maaşının teminat olarak kabulü ve rehin hakkı tanınmasının hukuka ve hakkaniyete olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, banka tarafından emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve bloke nedeniyle tahsil edilen tutarın iadesi istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesi; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e10238ccbaa5279d bc76f86dc9de1e0d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı