Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2433 E., 2025/1274 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2433 E., 2025/1274 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2433
Karar No
2025/1274
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2433 E. , 2025/1274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/767 E., 2024/610 K. DAVA TARİHİ : 26.02.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/177 E., 2022/277 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; dava dışı Keskin Holding A.Ş. ile müvekkili arasında düzenlenen 31.01.2017 tarihli sözleşmeye istinaden, müvekkili tarafından Keskin Holding A.Ş.'ne 31.01.2018 tarihinde geri ödenmek üzere 200.000 USD ödünç para verildiğini, davalı borçlunun da sözleşmeyi ödünç alan Keskin Holding A.Ş. yanında kefil olarak imzaladığını, Keskin Holding A.Ş. hakkındaki takip işlemlerinin sonuçsuz kaldığını ve alacaklarını tahsil edemediklerini, çekin karşılıksız çıkması ve 200.000 USD borcun geri ödenmemesi üzerine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/16935 sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu hakkında takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu sözleşmenin kefalete ilişkin geçerlilik unsurlarını taşımadığını, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle başlatılan takibin dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmediği, ayrıca kefilin yükümlülük altına girdiği hususunu kefalet sözleşmesinde kendi el yazısında belirtmediği, davalının kefilliğinin geçersiz olduğu, geçersiz olan kefillik nedeniyle davacının davalıdan davaya konu icra takibi nedeniyle alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının icra takip dosyasına itiraz ederken sözleşmeye, sözleşmedeki kefalet kaydına ve altındaki imzasına itiraz etmediğini, davalının sözleşmenin kurulmasından yaklaşık 3,5 yıl sonra kefaletin geçersizliği savunmasında bulunmasının kötü niyetli ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davanın esasına girilmeden kefaletin geçersizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın açılış tarihinde tarafların haklılık durumlarının belirlenmesinden sonra yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine kefaletten kaynaklanan alacak talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle takibe dayanak yapılan sözleşmeyi davalının kefil sıfatı ile imzalamasına, 6098 sayılı Kanun'un 12/2 maddesinin atfıyla aynı Kanun'un 583. maddesinde kefalet sözleşmesi için öngörülen şeklin geçerlilik şekli olmasına, dava konusu sözleşmede borçlu lehine olan kefalette kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ile yükümlülük altına girildiğinin kefilin el yazısı ile belirtilmemesi sebebiyle kefaletin hükümsüz olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı