Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2419 E., 2025/3093 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2419 E., 2025/3093 K. (28.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2419
Karar No
2025/3093
Karar Tarihi
28.05.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/2419 E. , 2025/3093 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1549 E., 2024/897 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/123 E., 2021/182 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; tarafların 25.03.2015 tarihli sözleşme ile dükkan ile onun yanında bulunan cafe işletmeciliği yapmak için adi ortaklık kurduklarını, işletmenin isminin ... Kafe olduğunu, adi ortaklık sözleşmesinin belirsiz süreli kurulduğunu, müvekkili ile davalının %50'şer oranda ortak olduklarını, ortaklık sermayesinin 50.000,00 TL olduğunu, davalının yönetici ortak olduğunu, tarafların ortaklığın idaresi konusunda son zamanda ciddi görüş aykırılıkları olduğu gibi davalının uzun zamandır yönetim yetkilerini suistimal ettiğini, ayrıca yaptığı diğer ticari faaliyetleri ile ortaklıkta rekabet yasağını ihlal ettiğini, ortaklığın muhasebe kayıtları ile fiili mali durumu arasında farklılıklar olduğunu, bunu müvekkilinin haricen tespit ettiğini, davalının yönetici ortak olarak bu hususta basiretli bir idareci gibi davranmadığını, idare konusunda özensiz davranmayı alışkanlık hale getirdiğini ileri sürerek; ortaklık yönetimi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek dava sonuçlanıncaya kadar davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 629/2 ve 629/3 maddeleri uyarınca yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, yönetim yetkilerinin öncelikle müvekkiline, Mahkeme aksi kanaatte ise kayyum veya tasfiye memuru sıfatı ile tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişiye verilmesine, netice olarak taraflar arasındaki adi ortaklığın haklı veya kanuni sebeplerle fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucunda oluşacak sermaye payı ve tasfiye alacağının davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin yönetim yetkisini hiçbir zaman kötüye kullanmadığını, davalının her şeyini koyarak bu işe girişip dava konusu kafeyi bir marka haline getirdiğini, yapılanların her aşamasında ve satın alınan her şeyde davacının bilgisi ve onayı olduğunu, işletmenin 50.000,00 TL sermaye ile oluşturulup kurulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kendi cebinden çok fazla para ve zaman harcadığını, müvekkilinin her zaman dava konusu işletmede bulunduğunu, tedavi için başka bir iş için ayrıldığında işletmede sorumlu müdür olarak devamlı duran ve çalışan dava dışı oğlu ve eşinin bulunduğunu, müvekkilinin başkaca ticari faaliyette bulunduğu ve rekabet yasağına aykırı davrandığı iddialarının gerçek olmadığını, muhasebe kayıtlarının her zaman davacıya sunulduğunu, istediği zamanda ulaşmasının mümkün olduğunu, gelir gider tablosunun her zaman davacı ile paylaşıldığını, davacının da bu tabloları raporları aldığını teyit ettiğini, davacının şahsi vergi ödemelerini müvekkilinin yaptığını, müvekkilinin davacının güvenini sarsacak ve ortaklığın devamını davacı için imkânsız hâle getirecek hiçbir davranışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 25.03.2015 tarihli ve %50'şer hisseli, davalının yönetici ortak olduğu, 50.000,00 TL sermayeli kafe işletmesine dair adi ortaklık sözleşmesine göre davacının 25.000,00 TL ödemesi gerekirken 34.664,00 TL ödediği, davalının ise defter ve banka kayıtlarına göre sermaye borcunu ödemediği, aksinin de davalıca ispat edilemediği, dosyaya yansıyan tanık beyanları, taraflar arasındaki ihtarnameler, dijital içerik ve taraf iddia ve savunmalarından, davalının kendisine ait bir kafe işletmesi bulunmasına rağmen başka bir iş yerinde organizasyon düzenlediği, ticari faaliyet içerisinde bulunduğu, buna göre ortaklık ile haksız rekabet içerisine girdiği, davaya konu adi ortaklıkta sigortalı olarak çalışan dava dışı oğlunun aynı zamanda ve mesai saatleri içerisinde başka bir işletmede çalıştığı, bu işletmenin sosyal medyadan tanıtımının yapıldığı, davalı yönetici ortağın davacı ile adi ortaklığı bulunan bir kafesinin bulunmasına rağmen sayılan davranışlarının ortaklığın zararına olduğu, davacının haberi olmaksızın tanıdıklarını sigortaları da yapılmak suretiyle ortaklıkta işçi olarak gösterdiği, bu durumun ortaklığı zarara uğrattığı, davalının eşinin de adi ortaklığın bir ortağı gibi ortaklığın banka hesaplarına dahlinin bulunduğu, hesaplarına çeşitli miktarlarda ve tarihlerde pek çok para havalesinin yapıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çeşitli ihtarnameler yoluyla giderilmeye çalışıldığı, ancak tarafların ortak bir noktada anlaşamadıkları, ortaklığının devamını taraflardan beklemenin mümkün olmadığı, buna göre davacının adi ortaklığın feshini talep etmesinin haklı olduğu, 15.09.2020 tarihli bilirkişi heyet tasfiye raporunun, tüm dosya kapsamı ve alınan raporların, muhasebe kayıtlarının ayrıntılı incelenmesinin yapılması, tespit ve değerlendirmelerin uygun bulunması ve raporun denetime elverişli olması hususları dikkate alındığında söz konusu rapora itibar edildiği, yönetici ortak olması nedeniyle adi ortaklığa ilişkin hesap ve bilgi verilmesi talep edilmesine rağmen davalı tarafından bu hususun yerine getirilmediği, adi ortaklığın feshi nedeniyle davacının ortaklıktan alacakları bulunduğu gerekçesiyle; davacının adi ortaklığın feshi davasının kabulü ile davacı ile davalı arasındaki 23.05.2015 tarihli adi ortaklığın fesih suretiyle sona erdiğinin tespiti ile 15.09.2020 tarihli bilirkişi heyet tasfiye raporuna göre tasfiyenin yapılmasına, 9.664,00 TL sermaye payı artanı alacağının ıslah tarihi olan 02.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ortaklığa olan borcunun, davalı yönetici ortaktan olan alacağından mahsubu ile bakiye 307.909,70 TL tasfiye alacağının, 50.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 257,909,70 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, adi ortaklığın devamını taraflardan beklemenin mümkün olmadığı, davacının adi ortaklığın feshini talep etmekte haklı olduğu, fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğu, aktif - pasif malvarlığı belirlenmek suretiyle tasfiye işlemlerinin gerçekleştirildiği ve davacının alacaklı oluğu miktarın tespit edildiği gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının haklı sebeplerle adi ortaklığın feshi ve alacaklı olduğuna dair tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, yapılan ortaklık teklifi ve devam eden anlaşma 2015 ve 2016 yıllarında sadece kafeden ibaret olmayıp, ... Apart işletmesini de kapsayan bir ortaklık olduğunu, ortaklık işletmelerinin ilk iki yılında 135.546,61 TL aktif değer elde ettiğini, bu tutarın yarısının da davacının kâr payı olarak aldığını iddia ettiği yaklaşık 69.000,00 TL’ye karşılık geldiğini, ancak davacı bu tutarın sadece kafe işletmesinden kaynaklı olduğu iddiasıyla, hem vaat ettiği ... Apart kaynaklı davalının alacağını ve kafenin dört yıllık toplam net zararı ortak olmakatan kaçındığını, davanın 2017 yılı başında, ortaklığın ilk iki yılında açıldığı göz önüne alındığında zarar ediyor iddiasının gerçekçi olmadığını, kafe işletmesinin bina inşaatı maliyetini karşıladıktan sonra dava açılmasına rağmen 2017 yılı Temmuz sonu kâra geçtiğini, karda olan işletmenin kayyum yönetimindeki son beş ayda 2017 yılını 3.906,90 TL zarar ile kapattığını, 2018 yılı yine yoğun sezon başında işletme Mahkeme kararıyla tasfiye memuruna devredilmiş 2018 yılı zararının 33.340,29 TL olarak tasfiye memuru tarafından raporlandığını, kafe işletmesinin muhasebe ve tasfiye memuru raporlarına göre, dört yıllık toplam net zararının 168.116,86 TL olduğunu, raporlar sırasında genel muhasebe kuralları göz ardı edilerek muhasebe hesaplarının manipüle edildiğini, müvekkilince ortaklığa verilen avansların yok sayıldığını, bu avanslardan kasten mahsup edilmeyen kasa tutarı ise adeta işletme kârı gibi gösterilmek suretiyle, işletmenin zararından davacıya düşen pay gölgelenmek istendiğini, ortaklık tarafından yaptırılmış binanın bedelsiz olarak davacının kullanımına verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının güncel bina bedelini ortaklığa ödemekle yükümlü olduğunu, işletmenin son bilançosu olmaksızın verildiğini, söz konusu raporda işletmenin faaliyet dönemlerine ait ne kâr ne de zarar belirtildiğini, davacı ortağın 2015 ve 2016 yıllarında işletmeye 127.782,25 TL avans verdiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, banka kayıtlarına göre davacının sermaye hariç ortaklığa sadece toplam 9.664,85 TL avans verdiğini, bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, rapora yönelik itirazların dikkte alınmadığını, davalının davacıdan talep edebileceği alacak tutarının faiz hariç toplamda 24.112,64 TL olduğunu, tasfiye memurunun raporuna göre ortaklık kafe işletmesinin dört yıllık toplam net zararının davacının payına düşen miktarın 168.116,86 TL olduğunu, aynı hesaplamaların tarafsız bir heyet tarafından yapılması durumunda faiz hariç müvekilinin ortaklıktan 336.051,62 TL alacaklı, davacının 306.554,97 TL borçlu olduğunu, bilirkişilerin müvekkilini 339.575,58 TL borçlu gösterdiğini, bu durumun davacı ile bilirkişi üyeleri arasında çıkar ilişkisi olduğu şüphesini güçlendirdiğinini, davacının bahsettiği yazar kasanın bağlı olduğu bankadaki hesaba dair tüm hareketler, maliye ve muhasebe kayıtlarında yer aldığını, bilirkişi heyetinin banka hesabına dair hiçbir inceleme yapmadığını, müvekkilinin ortaklığa verdiği avanslar karşılığında almış olduğu geri ödemelerin müvekkilinin ortaklıktan alacağı hesabından mahsup edilmek yerine kasa hesabına aktarıldığını, zararda olan işletmenin yönetici ortağı olarak müvekkilinin işletmenin devamı için ortaklığa verdiği avansların bir kısmını kasadan tahsil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, bilirkişi heyetinin Mahkeme talimatına aykırı davranarak ortaklık işletmesine ait son bilançoyu hazırlamak yerine davacının talepleri doğrultusunda banka ve muhasebe kayıtlarından aldığı bazı verileri manipüle ederek zarar eden bir işletmenin zarara ortak olmayan müvekkilini 339.575,58 TL borçlu gösterdiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kafe işletmeciliğine ilişkin adi ortaklık ilişkisinin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen 25.03.2015 tarihli yazılı adi ortaklık sözleşmesine göre %50'şer hisseli ortaklıkta davalının yönetici ortak olduğu, dosyaya yansıyan tanık beyanları, taraflar arasındaki ihtarnameler, dijital içerik ve taraf iddia ve savunmalarına göre, davalının kendisine ait bir kafe işletmesi bulunmasına rağmen başka bir iş yerinde organizasyon düzenlediği, ticari faaliyet içerisinde bulunup ortaklık ile haksız rekabet içerisine girdiği, davacının haberi olmadan dava dışı tanıdığı kişileri sigortalı yaptırarak ortaklıkta işçi olarak gösterdiği, bu durumların ortaklığı zarara uğrattığı, davalının dava dışı eşinin de ortaklığın bir ortağı gibi ortaklığın banka hesaplarına dahlinin bulunduğu, ortaklık hesabı olarak açtırılan banka hesabı dışında davalının şahsi hesabından işlemler yapıldığının alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davacının ortaklığın haklı nedenle feshini talep etmekte haklı bulunduğu, hükme esas alınan 15.09.2020 tarihli tasfiye raporunun muhasebe kayıtlarının ayrıntılı incelenmesinin yapılması, tespit ve değerlendirmelerin uygun bulunması suretiyle yapılan hesaplamalara dayandığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a414670e099e52c8 f85559e29c5c4a70

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı