3. Hukuk Dairesi 2024/2296 E. , 2025/3241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1892 E., 2024/693 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/295 E., 2023/54 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin icra müdürlüğü dosyasında yapılan ihaleye konu taşınmazı satın aldığını ve ihale bedeli olan 6.580.000,00 TL'yi ödediğini, ihalenin feshi davası açılması nedeniyle, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2013/301 talimat dosyasından 21.03.2016 tarihinde ihale bedeli olan 6.580.000,00 TL'nin en yüksek mevduat fazili nemalandırılmak üzere bankaya yazı yazıldığını, ihalenin feshi sonucunda 722.579,00 TL faiz bedelinin müvekkiline ödendiğini, ihale bedelinin çok düşük bir faiz oranı üzerinden nemalandırıldığını, icra takip işlemlerinden icra dairesinin sorumlu olduğunu, davacı tarafından 17.08.2018 tarihli dilekçe ile başvuru yapılarak dava yoluna gidilmeksizin eksik ödenen faiz bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak talebin reddedildiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 700.000,00 TL'nin davalı Kuruma başvuru tarihi olan 17.08.2018 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmek suretiyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, icra müdürlüğünce yapılan tüm işlemlerin yasal mevzuata uygun bulunduğunu, Adalet Bakanlığının 06.05.2018 tarihli ve 104/1 sayılı genelgesi gereğince Mahkeme emanet paraları ile İcra İflas Dairelerince tahsil olunan paraların ... Bankasından açılacak hesaplara yatırılmasının zorunlu hale getirildiğini, dosyaya yatırılan ihale bedelinin ... Bankası ... şubesine açılan vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verildiğini, ihale bedelinin en yüksek mevduat faizi uygulanarak 1'er aylık vadeler ile nemalandırılması ve her dönem başında faiz oranının en yüksek mevduat faizi oranı olmasına dikkat edilmesi yönünde 21.03.2016 tarihli müzekkerenin yazıldığını, icra müdürlüğünün ve bankanın ihmalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesince 20.12.2019 tarihli kararıyla; davacı tarafça, söz konusu teminata işletilen faize ilişkin olarak 25.08.2016 tarihli talebi kapsamında bilgi sahibi olduğu halde herhangi bir talepte ya da itirazda bulunulmadığı gibi bir yıllık süre içerisinde de zarar ve ziyana ilişkin bir talepte bulunulmadığı gerekçesiyle, süresi içerisinde yapılmayan talebe konu davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli kararıyla; ihale bedelinin eksik nemalandırılmasından doğan zararın öğrenildiği tarihinin davacı şirkete ihale bedelinin faiziyle beraber iade edildiği 25.06.2018 tarihi olduğu 19.12.2018 tarihinde açılan işbu dava yönünden kanuni düzenlemelerde belirtilen zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı, bu nedenle davanın esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... 2. İcra Müdürlüğünce 2013/301 talimat sayılı dosya kapsamında yazılan 21.03.2016 tarihli müzekkere ile verilen talimatın "en yüksek mevduat faizi uygulanarak 1'er aylık vadeler ile nemalandırılmasına ilişkin olduğu, dava dışı banka tarafından söz konusu müzekkereye karşı bir işlem ya da itiraz da bulunulmadığı, bilirkişi raporunda TCMB tarafından yayınlanan Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz Oranları ile hesaplanan faizin 1.969.519,83 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulü, 700.000,00 TL faizin 17.08.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 134/5 maddesinde; icra müdürünün, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak ihalenin feshine yönelik şikayet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar paranın bankalarda nemalandıracağının belirtildiği, paranın hangi bankada ve hangi faiz oranında nemalandırılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu hususta yürürlükte ve mevcut olan düzenleme ... Personel Genel Müdürlüğünün, 82084579/7176 sayılı "nemalandırma" konulu, 22.09.2017 tarihli genelgesi olup, bu genelgeye göre; İcra İflas Dairesince ihalenin feshi davası açılması veya sıra cetveline itiraz veya şikayet halinde bedelin Bakanlığın ekli 104/1 sayılı genelgesi gereğince kamu bankası olarak hizmet veren ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankasının ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının "mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu" ile bildirilen ve şubelerinde ilan edilen 1 aylık mevduata uygulanacak "tabela faizi (cari faiz)" oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılma yapılmasına işaret edildiği, bilirkişi tarafından sunulan ek raporda; davacıya %5,50 faiz oranıyla hesaplanarak ödenen faiz miktarının 722.549,95 TL olduğu, yürürlükteki genel uygulama çerçevesinde Devlet Bankalarının tabela faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre ödenmesi gerekli faiz miktarının 593.362,71 TL olduğu, dolayısı ile ilan edilen faizle hesaplanan tutardan daha yüksek bir net faiz ödemesi yapıldığının tespit edildiği, bu durum karşısında davacı düşük faiz uygulaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş ise de hukuki denetime elverişli 2. ek bilirkişi raporuna göre herhangi bir zararın oluşmadığından hareketle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; tabela faiz oranları üzerinden gerçekleştirilen hesaplamanın dava konusu ile örtüşmediğini, davalı ... ile ... arasında imzalanan sözleşmeye dayanılarak çıkarılan genelgenin, üçüncü taraf konumundaki müvekkil şirketi bağlamadığını, tabela faizi diğer bir deyişle cari faiz olarak adlandırılan ve müzekkere yazılan bankalar tarafından dosyaya sunulan faiz oranlarının bankalarca uygulamaya konu edilen en düşük faiz oranları olduğunu, uygulamada düşük faiz uygulanacağı durumlarda tabela faizinin referans gösterildiğini, zarar ile Adalet Bakanlığının fiili arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunu, dava konusu nemalandırma işleminin ve ... 2. İcra Müdürlüğünce bankaya yazılan yazı vb. işlemlerin de icra memurlarının sorumluluğunda olan icra takip işlemi olduklarının kabulü gerektiğini, bankalar tarafından da genel itibariyle enflasyon oranının çok az üzerinde faiz uygulandığını, icra dairesince yapılan işlemin ... genelgesine uygun olduğu iddia edilmişse de, bahsi geçen genelgenin bir özel hukuk sözleşmesi gereğince yayınlandığını, alacağa uygulanacak faiz türüne ilişkin istinaf taleplerinin değerlendirmediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davalı İdare lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin eksik ve yanlış hesaplandığını, dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, hükmün bu yönden bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra memurunun kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2004 sayılı Kanunun 5. maddesinde; İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak İdare aleyhine açılabilir. Aynı Kanunun 134/5 maddesinde; "Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir." hükmü yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın ihale ile davacıya satıldığı, ihalenin feshi davası açılması üzerine satış bedelinin vadeli hesaba aktarıldığı, ihalenin feshine dair Mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte bu bedelin nemasıyla davacıya ödendiği, icra memuru tarafından 2004 sayılı Kanuna uygun olarak ihale bedelinin karar kesinleşinceye kadar davalı İdare tarafından çıkartılan Genelgede bildirilen bankada nemalandırıldığı, dolayısıyla icra memuru tarafından mevzuata uygun olarak işlem yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.