3. Hukuk Dairesi 2024/1387 E. , 2025/518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1011 E., 2024/20 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/276 E., 2021/87 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl davada; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurumun 11.02.2019 tarihli yazısı ile müvekkiline ait hastanede sağlık hizmeti verilen 9 hasta yönünden yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle, müvekkilinin hak edişlerinden toplam 509.768,43 TL kesinti yapılacağının bildirildiğini; birleşen 2019/639 E. sayılı davasında ise; dava dışı B.S. isimli hastanın müvekkiline ait hastanede almış olduğu sağlık hizmetine karşılık 53.647,37 TL'nin 07.02.2017 tarihinde davalı Kuruma fatura edildiğini, Kurum tarafından bu tutarın 5.724,00 TL’lik kısmı uygun bulunarak ödemesinin yapıldığını, kalan 45.360,00 TL'nin ise söz konusu faturanın örnekleme kapsamına alınması nedeniyle ödenmediğini ve örneklemeye yansıyan tutarı 117.389,51 TL'nin müvekkilinin Kurum alacaklarından mahsup edileceğinin bildirildiğini, ancak B.S. isimli hastanın da aralarında bulunduğu 9 hasta yönünden yersiz ödeme nedeniyle müvekkilinin alacaklarından daha önce kesinti yapılmış olup bu hasta yönünden yapılan kesintinin mükerrer olduğu gibi yapılan tüm kesintilerin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek, kesinti işleminin iptali ile müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum uzmanlarınca davacı şirket tarafından düzenlenen 2014 ilâ 2018 yıllarına ait tüm faturaların incelendiğini, inceleme neticesinde tesis edilen kesinti işlemlerinin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 11.02.2019 tarihli yazıyla bildirilen kesinti işleminden dolayı davalı Kuruma 112.868,43 TL borçlu olmadığının tespitine, söz konusu kesinti bedelinin davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine; birleşen davada ise, davalı Kurumca dava konusu bakiye fatura bedelinin davacıya ödendiği anlaşıldığından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, davacıya ait hastane tarafından dava dışı hastalara uygulanan tedavilerde GR 1105 kodlu malzemeler dışında kullanılan malzemelerin ve yapılan tıbbi işlemlerin mevzuata ve tıbbi uygulamaya uygun olduğu, GR 1105 kodlu malzemelerin kullanıldığı tedaviler yönünden ise yapılan kesintilerin yerinde olduğunun açıklandığı, söz konusu raporun ihtilaf giderici ve denetime elverişli olduğu, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, beyin ve sinir cerrahisinde işlemi yapan hekim tarafından beyan edilen koil miktarının hesaplamaya esas alınması gerektiği belirtilmesine rağmen, bu husus göz ardı edilerek anılan branşta işlemi yapan hekim tarafından beyan edilen koil miktarının da davalı Kurumca kesilmesi gereken tutar kapsamına dahil edildiğini, yine tedaviye ilişkin fatura bedelleri dikkate alındığında, yalnızca kullanılan koil malzemesi nedeniyle kesinti yapılmasının uygun olduğu belirtilmesine rağmen, aksi şekilde beyin ve sinir cerrahisi işlemlerindeki tüm tedavi malzemesi ve giderlerinin hesaplamaya dahil edilerek hatalı şekilde bedel tespiti yapıldığını, müvekkili hastanece uygulanan tedavilerde ve malzeme kullanımında hastaların yararı ve hayatta kalma avantajı gözetilerek hareket edildiğini, bilirkişilerin hastanın bireysel durumunun önem taşıdığı tedavilere ilişkin genel bir görüş bildirmekte olup bunun kabul edilemez olduğunu, davalı Kurumca yapılan tüm kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine dayalı olarak davacının hak edişlerinden yapılan kesintiden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kesinti işleminin iptali istemine ilişkindir. Kalp ve damar cerrahisi uzmanı, radyoloji uzmanı, sosyal güvenlik uzmanı, uzman eczacı ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinin 19.11.2019 tarihli kök raporunda; koil malzemesi, vücutta genellikle önceden yapılmış bir girişimsel işlemin komplikasyonu sonucu gelişmiş belirli sınırları olan patolojik oluşumlarda, özellikle kafa içi (intrakranial) atar damarlardan köken alan anevrizma olarak tanımlanan genişlemeleri doldurmak için kullanılan, çeşitli çaplarda olan tıbbi bir gereç olarak tanımlanmış; kullanımı için gerekli yasal ve tıbbi kuralların belirli olup girişimsel (damar içinden, açık cerrahi olmadan) yöntemlerle, ancak bu işte deneyimi olan hekimlerce kullanılması gereken bir malzeme olduğu, kullanıldığı anatomik oluşuma göre kullanım sayısı ve boyutlarının belirleneceği belirtilmiştir. Söz konusu raporun sonuç ve kanaat kısmında da, davacıya ait hastanede tedavi gören 9 hastanın epikriz ve diğer tedavi belgeleri üzerinden yapılan tıbbi incelemeler neticesinde; kesinti işlemine dayanak olan B.S., M.G., B.Y., S.G., H.Ç. isimli kalp ve damar cerrahisi kliniğinde tedavi edilen hastalara ilişkin işlemlerin girişimsel radyoloji uzmanı tarafından yapıldığı, ... Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporlarda da, yapılan tespitlerin bilimsel açıdan doğru olduğu, ancak bu hastalarda kullanılan GR 1105 kodlu malzemenin kullanım endikasyonunun olmadığı, bunun dışında kullanılan diğer kateter, stent greft ve benzeri diğer malzemelerin geri ödemesinin yapılabileceği, aynı şekilde beyin ve sinir cerrahisi kliniğinde takip edilen S.G., A.Ç., E.T. ve B.G. isimli hastalarda rutin dışı fazla miktarda GR 1105 kodlu koil malzemesinin kullanıldığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre davacı hastanede tedavisi yapılan 9 hastanın faturasında yer alan GR 1105 SUT kodlu "Embolizan, Koil, Nörovasküler, Anında Ayrılan, Tüm Şekil Özellikleri" adlı malzeme bedellerinden davalı Kurumca yapılan kesintinin yerinde olduğu mütalaa edilmiş; taraf vekillerinin rapora itirazları üzerine düzenlenen 20.03.2020 tarihli ek raporda ise; kalp ve damar cerrahisi branşından faturalandırılan B.S., M.G., B.Y., S.G., H.Ç. isimli hastalar için GR 1105 kodlu malzeme kullanımı dışında yapılmış olan tıbbi işlemler ve kullanılan malzemelerin mevcut mevzuata ve tıbbi uygulamaya uygun olup sadece bu kalemde kesinti yapılması, diğer kalem ve işlemlerde ise geri ödemenin yapılmasının uygun olacağı; beyin ve sinir cerrahisi branşında yapılmış olan işlemlerde kullanılan GR 1105 kodlu koil malzemesinde ise fazla miktarın belirlenip net miktar verilmesi gerektiğine ilişkin davacı itirazının karşılanmasının imkansız olduğu, zira girişimsel işlemlerde koil, kateter, yapıştırıcı vb. gibi sarf malzemelerin kullanım miktarını ancak işlemi yapan hekimin belirleyebileceği, bu işlemlerin anlık ve dinamik prosedürler olduğundan damar içinde elastise ve damar katman durumları gibi o anda saptanabilen mekanik olaylar olduğundan tam rakam verilmesinin mümkün olmadığı, bu işlemler için istenilen miktarın tespitinde tıbbi ve yasal açıdan kabul edilen kuralın işlemi yapan hekimin beyanının doğru kabul edilmesi esasına dayandığını, bu nedenle beyan edilen koil miktarı ile kalp ve damar cerrahisi hastalarında olduğu gibi GR 1105 kodlu malzeme dışındaki malzeme ve tedavi ücretlerinin geri ödemesinin yapılmasının uygun olacağı, sonuç olarak davacı hastanede tedavisi yapılan 9 hastanın faturasında yer alan GR 1105 SUT kodlu “Embolizan, Koil, Nörovasküler, Anında Ayrılan, Tüm Şekil Özellikleri“ adlı malzeme bedellerinden yapılan toplam 396.900,00 TL kesintinin yerinde olup 112.868,43 TL kesintinin ise yerinde olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bahsi geçen ek raporda, beyin ve sinir cerrahisi branşında işlemi yapan hekim tarafından beyan edilen koil miktarının doğru kabul edilerek geri ödemesinin yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, bu branşta yapılan işlemlerde kullanılan koil malzemesi bedelinin geri ödenmesi gereken kesinti bedeline dahil edilmeden hesaplama yapıldığı, bu nedenle raporun açıklama ve sonuç kısımları arasında çelişki bulunduğu, davacı vekilinin de rapora bu yönüyle itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; içerisinde beyin ve sinir cerrahisi konusunda uzman bir hekimin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden, davacıya ait hastanenin beyin ve sinir cerrahisi kliniğinde takip edilen 4 hasta yönünden rutin dışı fazla miktarda GR 1105 kodlu koil malzemesi kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise miktarının ve bu işlemler için istenilen miktarın tespitinde tıbbi ve yasal açıdan kabul edilen genel kuralın ne olduğu ve davalı Kurumca anılan branşta takip edilen hastaların tedavisinde fazla miktarda GR 1105 kodlu koil malzemesi kullanıldığı gerekçesiyle davacının hak edişlerinden yapılan kesintinin yerinde olup olmadığı hususlarında açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ve davacı vekilinin itirazlarını da karşılar şekilde düzenlenmiş bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklandığı üzere kendi içinde çelişkiler barındıran bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1587c22c89252cc0 1626afd3cba770c8