Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/6166 E., 2025/4216 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/6166 E., 2025/4216 K. (22.04.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6166
Karar No
2025/4216
Karar Tarihi
22.04.2025
Konu
Boşanma

2. Hukuk Dairesi 2024/6166 E. , 2025/4216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/188 E., 2024/175 K. DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile karşı taraf davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı kadın vekilinin eklenecek değer iddiasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK md. 229) ve denkleştirmeden (TMK md. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK md. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK md. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK md. 236/1). Katılma alacağı, kanundan kaynaklanan bir hak olup bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Kural olarak, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK md. 235/1). Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" de göz önünde bulundurulur. TMK'nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından TMK'nin 229. maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı-davalı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı-davacı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır. Somut olayda, taraflar 28.04.2008 tarihinde evlenmiş, 11.06.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 13.09.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK md. 202/1). Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca; Mahkemece, sadece mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinde bulunan banka hesabındaki para yönünden katılma alacağı hesaplanmış ise de, karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacının dava dilekçesinde davalının evlilik birliği içinde kazandığı tüm paralar yönünden tasfiye talep ettiği, Denizbank A.Ş. gelen banka kaydı dökümlerinin incelemesinde davalı erkeğin özellikle tarafların ayrı yaşadığı dönemde vadeli hesaplarını kapatarak yakın akrabalarına ve başka banka hesaplarına toplu miktarda paralar gönderdiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davalı erkek tarafından yakın akraba ve başka banka hesaplarına gönderilen toplu paraları taraflar arasında geçimsizlik olduğu dönemde gönderdiği ve gönderilen paraların gönderildiği yıllardaki satın alma gücü gözetildiğinde azımsanamayacak miktarda olduğu gözetildiğinde, işbu paraların eklenecek değer olduğu kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Davacı kadın vekilinin tasfiye konusu malın değerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilke uyarınca; somut olayda, tasfiye konusu banka hesabındaki paranın tasfiyede esas alınacak değeri belirlenirken, yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, tasfiye tarihi itibariyle güncel değeri belirlenmeden katılma alacağının belirlenmiş olması doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece, tasfiye konusu paranın tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değeri belirlendikten sonra, katılma alacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, hükmün (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 2. Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ...'dan alınarak ...'ya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f3fcba7bc650d809 2a257dab72d48bdc This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 2. Hukuk Dairesi 2024/6166 E. , 2025/4216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/188 E., 2024/175 K. DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile karşı taraf davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı kadın vekilinin eklenecek değer iddiasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK md. 229) ve denkleştirmeden (TMK md. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK md. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK md. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK md. 236/1). Katılma alacağı, kanundan kaynaklanan bir hak olup bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Kural olarak, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK md. 235/1). Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" de göz önünde bulundurulur. TMK'nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından TMK'nin 229. maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı-davalı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı-davacı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır. Somut olayda, taraflar 28.04.2008 tarihinde evlenmiş, 11.06.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 13.09.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK md. 202/1). Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca; Mahkemece, sadece mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinde bulunan banka hesabındaki para yönünden katılma alacağı hesaplanmış ise de, karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacının dava dilekçesinde davalının evlilik birliği içinde kazandığı tüm paralar yönünden tasfiye talep ettiği, Denizbank A.Ş. gelen banka kaydı dökümlerinin incelemesinde davalı erkeğin özellikle tarafların ayrı yaşadığı dönemde vadeli hesaplarını kapatarak yakın akrabalarına ve başka banka hesaplarına toplu miktarda paralar gönderdiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davalı erkek tarafından yakın akraba ve başka banka hesaplarına gönderilen toplu paraları taraflar arasında geçimsizlik olduğu dönemde gönderdiği ve gönderilen paraların gönderildiği yıllardaki satın alma gücü gözetildiğinde azımsanamayacak miktarda olduğu gözetildiğinde, işbu paraların eklenecek değer olduğu kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Davacı kadın vekilinin tasfiye konusu malın değerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilke uyarınca; somut olayda, tasfiye konusu banka hesabındaki paranın tasfiyede esas alınacak değeri belirlenirken, yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, tasfiye tarihi itibariyle güncel değeri belirlenmeden katılma alacağının belirlenmiş olması doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece, tasfiye konusu paranın tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değeri belirlendikten sonra, katılma alacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, hükmün (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 2. Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ...'dan alınarak ...'ya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f3fcba7bc650d809 2a257dab72d48bdc ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı