11. Hukuk Dairesi 2025/828 E. , 2025/5557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1724 Esas, 2024/2212 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/174 E., 2024/300 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, 25.05.2022 tanzim, 30.06.2022 vade tarihli, 1.300.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, takip dayanağı bononun müvekkili tarafından imzalanmadığını, bono ön yüzündeki imzanın "el ürünü" (ıslak imza) olmayıp kaşe şeklinde basıldığını, kambiyo senedi vasfını taşımayan belgeye dayanarak açılan takibin iptali gerektiğini, müvekkilinin gerek takip alacaklısı davalıya gerekse lehdar olarak görünen ...'a herhangi bir borcu bulanmadığını, imza yerine müvekkilinin imzasının kopyalandığı kaşenin basılı olduğu belge ile icra takibi başlatan davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davacının, davalıya takip konusu borcunun bulunmadığının tespitine; takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfı taşımadığından takibin iptaline; davalının, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu 25.05.2022 tanzim, 30.06.2022 vade tarihli 1.300.000,00 TL bedelli senedin müvekkili tarafından usul ve yasaya uygun olarak ciro edilmesi suretiyle edinildiğini, senede konu ödemenin yapılmaması sonucu başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, takip işlemleri devam ederken, takip başladıktan yaklaşık 8 ay sonra imza incelemesi ve borcun tespitinin talep edilmesinin, borcun ödenmesinin ertelenmesine yönelik, haksız ve kötüniyetli bir talep olduğunu, senet üzerinde herhangi bir oynama yapılmadığının senedin kendisinden de açıkça görüldüğünü, senetteki imzanın borçlu-davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini, haksız itiraz sebebiyle davacının %20'den az olmamak şartıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet aslındaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda aldırılan bilirkişi raporuna göre, takibe ve davaya konu senetteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davanın ispat edilemediği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4 hükmüne göre davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde tazminata hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağa kavuşmasının geciktirilmiş olması şartının gerçekleşmesi gerektiği, uyuşmazlığa konu menfi tespit davasında yargılama sırasında ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak tedbirin uygulanmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Yerel Mahkeme tarafından toplanması gerekli tüm delillerin toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı alacaklının takibe konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ispat etmesi gerektiği, Mahkemece davacının imza incelemesine esas imza örnekleri temin edilerek takibe konu senetteki imzanın ıslak imza olup olmadığı, imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi amacıyla grafoloji alanında uzman bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alındığı, alınan bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Adli Tıp Kurumunun imza incelemesinde son merci olmadığı, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/2174 E. 2016/338 K. 20.01.2016 tarihli K. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/1048 E. 2016/13844 K. sayılı 11.05.2016 tarihli K.) verilen kararın usul ve yasaya uygun görüldüğü, gerekçede hata edilmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6c8e3a3b847257fa 9d2f5a3af584ed78 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/828 E. , 2025/5557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1724 Esas, 2024/2212 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/174 E., 2024/300 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, 25.05.2022 tanzim, 30.06.2022 vade tarihli, 1.300.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, takip dayanağı bononun müvekkili tarafından imzalanmadığını, bono ön yüzündeki imzanın "el ürünü" (ıslak imza) olmayıp kaşe şeklinde basıldığını, kambiyo senedi vasfını taşımayan belgeye dayanarak açılan takibin iptali gerektiğini, müvekkilinin gerek takip alacaklısı davalıya gerekse lehdar olarak görünen ...'a herhangi bir borcu bulanmadığını, imza yerine müvekkilinin imzasının kopyalandığı kaşenin basılı olduğu belge ile icra takibi başlatan davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davacının, davalıya takip konusu borcunun bulunmadığının tespitine; takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfı taşımadığından takibin iptaline; davalının, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu 25.05.2022 tanzim, 30.06.2022 vade tarihli 1.300.000,00 TL bedelli senedin müvekkili tarafından usul ve yasaya uygun olarak ciro edilmesi suretiyle edinildiğini, senede konu ödemenin yapılmaması sonucu başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, takip işlemleri devam ederken, takip başladıktan yaklaşık 8 ay sonra imza incelemesi ve borcun tespitinin talep edilmesinin, borcun ödenmesinin ertelenmesine yönelik, haksız ve kötüniyetli bir talep olduğunu, senet üzerinde herhangi bir oynama yapılmadığının senedin kendisinden de açıkça görüldüğünü, senetteki imzanın borçlu-davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini, haksız itiraz sebebiyle davacının %20'den az olmamak şartıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet aslındaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda aldırılan bilirkişi raporuna göre, takibe ve davaya konu senetteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davanın ispat edilemediği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4 hükmüne göre davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde tazminata hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağa kavuşmasının geciktirilmiş olması şartının gerçekleşmesi gerektiği, uyuşmazlığa konu menfi tespit davasında yargılama sırasında ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak tedbirin uygulanmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Yerel Mahkeme tarafından toplanması gerekli tüm delillerin toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı alacaklının takibe konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ispat etmesi gerektiği, Mahkemece davacının imza incelemesine esas imza örnekleri temin edilerek takibe konu senetteki imzanın ıslak imza olup olmadığı, imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi amacıyla grafoloji alanında uzman bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alındığı, alınan bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Adli Tıp Kurumunun imza incelemesinde son merci olmadığı, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/2174 E. 2016/338 K. 20.01.2016 tarihli K. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/1048 E. 2016/13844 K. sayılı 11.05.2016 tarihli K.) verilen kararın usul ve yasaya uygun görüldüğü, gerekçede hata edilmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6c8e3a3b847257fa 9d2f5a3af584ed78 ... ...