11. Hukuk Dairesi 2025/794 E. , 2025/6473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1939 Esas, 2024/1536 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/840 E., 2022/570 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 31.10.2014 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin malvarlığına haciz konulduğunu, maaşından kesinti yapıldığını, icra takibi nedeniyle işine son verildiğini, takip talebi ve ödeme emrinde ismi geçen "..."nun müvekkili olmadığını, çek borçlusu şirketin yetkilisinin adının da aynı olması nedeniyle isim benzerliğinden dolayı icra dosyasında borçlu olarak gösterildiğini, davalının bu durumu bilmesine rağmen icra takibine devam ettiğini, müvekkilinin Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E. sayılı dosyasında açtığı borca itiraz davasında, davalı vekilinin 22.10.2015 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin isim benzerliğinden kaynakladığını bildirerek maddi hatanın giderilmesini istediğini, bu beyanın müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığına dair ikrar niteliğinde olduğunu, buna rağmen davalının takipten vazgeçmediğini, davalının icra takibini başlatırken gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, müvekkilinin borçlu olmadığını ikrar etmesine rağmen icra takibinden vazgeçmeyip haciz ihbarında bulunmasının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın arabuluculuk sürecine başvurulmadan açılması nedeniyle reddi gerektiğini, takip 2015 tarihli olup zamanaşımının gerçekleştiğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, çek borçluları aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra müdürlüğüne sunulan çek aslı ile birlikte takip talebinde çek borçlularının isim ve soy isminin belirtildiğini, çek üzerinde borçluların T.C. kimlik numarasının bulunmaması sebebiyle T.C. kimlik numarasının icra müdürlüğünce araştırılması ve ödeme emrinin düzenlenmesi gerektiğini, ödeme emri düzenlenmesi görevinin icra müdürlüğüne ait olduğunu, ödeme emrinin düzenlenmesi konusunda müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, icra müdürlüğünce icra takibine sehven başka bir T.C. kimlik numaralı ...'nun eklendiğini, icra takibine konu şirketin ticaret sicil kayıtlarında yetkilisinin adının ... olarak geçtiğini, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E. sayılı dosyasına verdikleri 22.10.2015 tarihli dilekçe ile ... aleyhine başlatılan icra takibinde maddi hata varsa düzeltilmesinin talep edildiğini, ancak davacının anılan dosyayı takipsiz bıraktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından açılan Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E., 2016/110 K. sayılı dosyasında davalı/alacaklı vekilinin çekte cirosu bulunan ...'nun takip yapılan ... olmadığının açıkça kabul edildiği, isim benzerliği sebebi ile hata yapıldığının belirtildiği, işbu davada cevap dilekçesinde davacı ... ile çekte cirosu bulunan ...'nun aynı kişiler olmadığının kabul edildiği, bu durumun dosyaya sunulan Ticaret Sicil Gazetesi ile desteklendiği, icra takibinin dayanağını oluşturan çekte cirosu bulunan ...'nun, davacı ... ile aynı şahıs olmadığı, isim benzerliği bulunduğu, davalı tarafından takip talebinde mevcut dosya davacısının T.C. kimlik numarası girilerek takip talebinin hazırlandığı ve takibin yapıldığı, bu durumun davacının açtığı Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında davalı tarafından yanlışlığın açıkça kabul edilmesine rağmen, icra dosyasında yanlışlığın düzeltilmesi yönünde herhangi bir işlemin davalı tarafından yapılmadığı, aksine davalının söz konusu yanlışlığı bile bile davacının 2018, 20 19... yıllarında tapu kayıtlarına ve banka hesaplarına davaya konu icra dosyasından haciz koydurduğu, davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dosyası nedeni ile davacının, davalı/alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile 355.434,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/5 hükmünde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği öngörülmüştür. Menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata karar verilebilmesi için borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinde alacaklının haksız ve kötüniyetli olması gerekmektedir. Alacaklının icra takibinde sadece haksız olması yeterli olmayıp, yasa maddesindeki açık düzenleme uyarınca aynı zamanda takibin kötüniyetle yapılmış olması da zorunludur. Takibin haksızlığı, alacaklının hiç ya da talep ettiği miktarda bir alacağı bulunmadığı hâlde icra takibine girişmesi hâlinde söz konusu olur. Madde metninde yer alan kötüniyet ise alacaklının haksız olduğunu bildiği hâlde sırf borçluyu zarara uğratmak amacıyla takibe girişmesi hâlinde gerçekleşir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça kambiyo senedine dayalı olarak dava dışı borçlu ... A.Ş., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatılmış ve davalı alacaklı vekilince haciz talebinde bulunulmuştur. Mahkemece dosyaya celp edilen borçlu ...A.Ş.'nin Ticaret Sicil kaydında, şirketin kurucu ortaklarından birinin isminin ... olduğu görülmüştür. Davacı tarafından açılan Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E., 2016/110 K. sayılı dosyasında, davalı/alacaklı vekili tarafından, isim benzerliği nedeniyle ödeme emrinin çekin asıl borçlusu olan kişiye değil de çek ile ilgisi olmayan davacı ...'na gönderildiği, isim benzerliğinden kaynaklanan maddi hatada müvekkilinin kötüniyeti bulunmadığı belirtilmiş, söz konusu dava dosyası davacı ... tarafından takip edilmeme nedeniyle 03.11.2015 tarihinde işlemden kaldırılmış, 09.02.2016 tarihinde dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davalı alacaklı vekili, icra takibinde borçluda yanıldığını, isim benzerliği nedeniyle ödeme emri gönderildiğini kabul ettiğine göre davacıyı, işbu menfi tespit davasını açmaya zorlayan bir durumun bulunmadığının anlaşılması karşısında davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “...Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile, 355.434,33-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine...” ibarenin hükümden çıkarılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cb57a42d13f8bf4a f06492bf02693022 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/794 E. , 2025/6473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1939 Esas, 2024/1536 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/840 E., 2022/570 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 31.10.2014 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin malvarlığına haciz konulduğunu, maaşından kesinti yapıldığını, icra takibi nedeniyle işine son verildiğini, takip talebi ve ödeme emrinde ismi geçen "..."nun müvekkili olmadığını, çek borçlusu şirketin yetkilisinin adının da aynı olması nedeniyle isim benzerliğinden dolayı icra dosyasında borçlu olarak gösterildiğini, davalının bu durumu bilmesine rağmen icra takibine devam ettiğini, müvekkilinin Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E. sayılı dosyasında açtığı borca itiraz davasında, davalı vekilinin 22.10.2015 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin isim benzerliğinden kaynakladığını bildirerek maddi hatanın giderilmesini istediğini, bu beyanın müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığına dair ikrar niteliğinde olduğunu, buna rağmen davalının takipten vazgeçmediğini, davalının icra takibini başlatırken gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, müvekkilinin borçlu olmadığını ikrar etmesine rağmen icra takibinden vazgeçmeyip haciz ihbarında bulunmasının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın arabuluculuk sürecine başvurulmadan açılması nedeniyle reddi gerektiğini, takip 2015 tarihli olup zamanaşımının gerçekleştiğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, çek borçluları aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra müdürlüğüne sunulan çek aslı ile birlikte takip talebinde çek borçlularının isim ve soy isminin belirtildiğini, çek üzerinde borçluların T.C. kimlik numarasının bulunmaması sebebiyle T.C. kimlik numarasının icra müdürlüğünce araştırılması ve ödeme emrinin düzenlenmesi gerektiğini, ödeme emri düzenlenmesi görevinin icra müdürlüğüne ait olduğunu, ödeme emrinin düzenlenmesi konusunda müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, icra müdürlüğünce icra takibine sehven başka bir T.C. kimlik numaralı ...'nun eklendiğini, icra takibine konu şirketin ticaret sicil kayıtlarında yetkilisinin adının ... olarak geçtiğini, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E. sayılı dosyasına verdikleri 22.10.2015 tarihli dilekçe ile ... aleyhine başlatılan icra takibinde maddi hata varsa düzeltilmesinin talep edildiğini, ancak davacının anılan dosyayı takipsiz bıraktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından açılan Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E., 2016/110 K. sayılı dosyasında davalı/alacaklı vekilinin çekte cirosu bulunan ...'nun takip yapılan ... olmadığının açıkça kabul edildiği, isim benzerliği sebebi ile hata yapıldığının belirtildiği, işbu davada cevap dilekçesinde davacı ... ile çekte cirosu bulunan ...'nun aynı kişiler olmadığının kabul edildiği, bu durumun dosyaya sunulan Ticaret Sicil Gazetesi ile desteklendiği, icra takibinin dayanağını oluşturan çekte cirosu bulunan ...'nun, davacı ... ile aynı şahıs olmadığı, isim benzerliği bulunduğu, davalı tarafından takip talebinde mevcut dosya davacısının T.C. kimlik numarası girilerek takip talebinin hazırlandığı ve takibin yapıldığı, bu durumun davacının açtığı Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında davalı tarafından yanlışlığın açıkça kabul edilmesine rağmen, icra dosyasında yanlışlığın düzeltilmesi yönünde herhangi bir işlemin davalı tarafından yapılmadığı, aksine davalının söz konusu yanlışlığı bile bile davacının 2018, 20 19... yıllarında tapu kayıtlarına ve banka hesaplarına davaya konu icra dosyasından haciz koydurduğu, davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dosyası nedeni ile davacının, davalı/alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile 355.434,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/5 hükmünde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği öngörülmüştür. Menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata karar verilebilmesi için borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinde alacaklının haksız ve kötüniyetli olması gerekmektedir. Alacaklının icra takibinde sadece haksız olması yeterli olmayıp, yasa maddesindeki açık düzenleme uyarınca aynı zamanda takibin kötüniyetle yapılmış olması da zorunludur. Takibin haksızlığı, alacaklının hiç ya da talep ettiği miktarda bir alacağı bulunmadığı hâlde icra takibine girişmesi hâlinde söz konusu olur. Madde metninde yer alan kötüniyet ise alacaklının haksız olduğunu bildiği hâlde sırf borçluyu zarara uğratmak amacıyla takibe girişmesi hâlinde gerçekleşir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça kambiyo senedine dayalı olarak dava dışı borçlu ... A.Ş., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatılmış ve davalı alacaklı vekilince haciz talebinde bulunulmuştur. Mahkemece dosyaya celp edilen borçlu ...A.Ş.'nin Ticaret Sicil kaydında, şirketin kurucu ortaklarından birinin isminin ... olduğu görülmüştür. Davacı tarafından açılan Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/983 E., 2016/110 K. sayılı dosyasında, davalı/alacaklı vekili tarafından, isim benzerliği nedeniyle ödeme emrinin çekin asıl borçlusu olan kişiye değil de çek ile ilgisi olmayan davacı ...'na gönderildiği, isim benzerliğinden kaynaklanan maddi hatada müvekkilinin kötüniyeti bulunmadığı belirtilmiş, söz konusu dava dosyası davacı ... tarafından takip edilmeme nedeniyle 03.11.2015 tarihinde işlemden kaldırılmış, 09.02.2016 tarihinde dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davalı alacaklı vekili, icra takibinde borçluda yanıldığını, isim benzerliği nedeniyle ödeme emri gönderildiğini kabul ettiğine göre davacıyı, işbu menfi tespit davasını açmaya zorlayan bir durumun bulunmadığının anlaşılması karşısında davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “...Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile, 355.434,33-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine...” ibarenin hükümden çıkarılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cb57a42d13f8bf4a f06492bf02693022 ... ...