Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/744 E., 2025/5498 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/744 E., 2025/5498 K. (18.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/744
Karar No
2025/5498
Karar Tarihi
18.09.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/744 E. , 2025/5498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1354 Esas, 2024/1141 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/509 E., 2024/374 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ün davalı ... İnşaat Anonim Şirketi'nin ortağı olduğu, müvekkilinin davalı şirketten kar payı alacakları bulunduğunu, söz konusu kâr payı ödemesinin 02.06.2023 tarihinde diğer ortaklara yapıldığını, ancak müvekkiline kâr payı ödemesi yapılmadığını, davalı şirkete buna dair gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibinin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; kâr paylarının ödenememesinin tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, davacı banka hesap numarası bildirmediği gibi, çekilen ihtarnamede "davacının banka hesabına para yatırılmamasının bu hesapları kullanamayacağı"nın belirtildiğini, müvekkili şirkete Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünden 21.06.2021 tarihli bir yazı geldiğini, bu yazıda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 21.05.2021 Tarih ve 2020/226741 soruşturma sayılı yazısı kapsamında ... A.Ş.'nin pay defterlerinin ... isimli şahısla ilgili sayfalarının onaylı bir sureti ve şirket nezdindeki pay defterinin elden teslim edilmesi istenildiğini, davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Bürosunca terör şüphelisi sıfatıyla soruşturma yapıldığını, çekilen ihtarnamede banka hesaplarını kullanamayacağı belirtilerek vekilinin hesabına para yatırılmasının istenilmesi üzerine müvekkil şirket yönetim kurulu üyesi vekili tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak izlenecek yolun bildirilmesinin istenildiğini, müvekkil şirket yönetiminin bütün bu hususları birlikte değerlendirdiği ve yasal olmayan bir sonuca yol açmamak adına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma bürosundan cevap gelmedikçe davacıya ödeme yapılmamasına, bundan böyle doğacak kâr paylarının açılacak bir banka hesabına yatırılmasına karar verildiğini, terör soruşturmasına zarar vermemek adına "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir cevap gelene kadar söz konusu meblağın banka hesabına yatırıldığı" belirtilerek borca itiraz edildiğini, borca itirazın tamamen haklı gerekçelere dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hakkında ceza yargılamasının devam ettiği, Ankara 23.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/25 E. sayılı dosyasında verilen 24.04.2024 tarihli ara karar ile soruşturma aşamasında verilen Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı tedbir kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbir kararlarının aynen devamına karar verildiği, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tedbir kararının, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 128/1 maddesi gereğince taşınmazlarına kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulmasına,.." şeklinde olduğu, davanın konusunu teşkil eden şirket ortaklık payı alacağının da "her türlü hak ve alacaklara el konulması" kararı içerisinde değerlendirilmesinin gerektiği, Sulh Ceza Hakimliğince verilen ve Ağır Ceza Mahkemesince de devamına karar verilen tedbir niteliğindeki el koyma kararının davacının mal varlığı hakkında CMK'nın 128/1 maddesi geriğince verilen el koyma tedbirine karşı davacı tarafça ceza mahkemelerinde itiraz yolunun açık olduğu, CMK'nın 128/8 maddesi gereğince de elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289. maddesi hükümleri uygulanır düzenlemesinin bulunduğu, davalının Sulh Ceza Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararları gereğince davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği kâr payını ödememesinin haklı bir sebebinin bulunduğu, aksi durumda kendisi hakkında da ceza soruşturması başlatılabileceğinden davacı alacağının istenebilir olmadığı, davacı hakkında ceza yargılamasında verilen tedbir kararı devam ederken halihazırda takip başlatmakta ve dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ödeme yapması durumunda kendisi hakkında da ceza soruşturması başlatılabileceğinden davacı alacağının istenebilir olmadığı, davacı hakkında ceza yargılamasında verilen tedbir kararı devam ederken halihazırda takip başlatmakta ve dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; 2023 yılı Haziran ayına ilişkin kar payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dbee4916ab84ca79 c545153e5d83f66c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı