Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/675 E., 2025/5210 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/675 E., 2025/5210 K. (10.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/675
Karar No
2025/5210
Karar Tarihi
10.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/675 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/821 Esas, 2024/2065 Karar BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2019/48 ESAS SAYILI DOSYASI HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/62 E., 2022/47 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, 04.02.2011 başvuru tarihli “...” markasının, topluluk markası olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde müvekkili adına tescilli olduğunu, tanınmış marka özelliğini haiz olduğunu, müvekkili şirketin hakim ortağı ve yetkilisi olan ...'in, şirket bünyesinde ticaret yaptığı ürünlerin Türkiye'de imalatını düşündüğü dönemde davalı taraf yetkilileri ile tanıştığını, müvekkilinin ticaretini yaptığı ürünlerin kendisine ait olan “...” markasıyla üretimi konusunda davalı tarafla anlaşma sağladığını ve “...” markalı ilk numuneleri 18.03.2011 tarihinde davalı tarafa gönderdiğini, müvekkili şirket ve davalı tarafın birlikte Almanya dahil çeşitli fuarlara katıldığını, müvekkili şirkete ait "...” markalı ürün kataloglarının fuarda dağıtıldığını, davalı tarafın 2015 yılı sonuna kadar sipariş üzerine müvekkili şirkete ait "...” markası altında fason iş yapmasına rağmen, müvekkili şirketin izni ve bilgisi olmadan 28.03.2011 tarihinde yaptığı başvuruyla “...” markasını Türkiye'de kendisi adına tescil ettirdiğini, davalı tarafın müvekkili şirketin Türkiye'de kendi markasıyla bir başka şirket ile çalışmasına engel olmak adına kötü niyetli bir tescil yaptırdığını, “...” markasının müvekkili şirkete ait olduğunu ve davalı tarafın markayla tanışmasının müvekkili şirket sayesinde olduğunu belirterek davalı adına tescilli 2011/25376 tescil numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, davalı adına kayıtlı 2011/25376 "..." markasının, tescil kapsamındaki 06, 11 ve 35. sınıflarda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9/1 maddesi bağlamında ciddi bir biçimde kullanılmadığını idida ederek davalı adına tescilli 2011/25376 sayılı markanın iptalini ve sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde, "..." markasının müvekkili şirketçe yaratılmış olduğunu, aralarındaki ilişkinin yalnızca davacının müvekkili şirketi yurt dışında temsil etmekten ibaret olduğunu, müvekkilinin davacının üreticisi olmadığını, marka tescil başvurusunun 28.03.2011 tarihli olduğunu, davanın 30.10.2018 tarihinde ikame edildiğini dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın haksız bir intiba uyandırmak için unvanına "..." ibaresini eklediğini, oysa şirket unvanında "..." ibaresinin olmadığını, Türkiye'de tescilinden önce de ürünlerin davacıya "..." ismi ile gönderildiğini, Türkiye'de yayınlanan internet sitesinde de ... Paslanmaz firmasının mülkiyetinde olan ürün fotoğraflarını kullandıklarını, ...'nin müvekkiline ait "..." markasını kullanamayınca, "... ..." isimli yeni bir marka başvurusu denediğini, dava konusu markanın Türkiye'de ve Avrupa'da tanınmış bir marka olmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2011/25367 tescil nolu markanın tescilli olduğu 06. sınıfta “Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamülleri. Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri. Madeni direkler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler, metal araç çekme halatları.” 11. sınıfında “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri). Isıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar (Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil). İklimlendirme ve havalandırma cihazları. Soğutucular ve dondurucular. Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan (kişisel bakım amaçlı olanlar dahil) elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar (çamaşır kurutma makineleri, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları dahil). vitrifiye. Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (termoforlar). Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler.” 35. sınıfında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” malları ve hizmetleri yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirket yetklisinin davalı şirket ile imalat ve satış konusunda anlaşma yaptığı, davacı şirketin kuruluş başvurusunu 01.11.2010 yılında yaptığı ve 04.02.2011 tarihinde tescil edildiği, "..." ibaresinin tescilden sonra ticaret ünvanına dahil edildiği, davacının şirket tescil tarihi ile aynı tarihte "..." markasının AB nezdinde tescili başvurusunu yaptığı, taraflar arasında" ..." markalı ürünlerin fason imalat ilişkisinin 2016 yılına kadar devam ettiği, davalı tarafından ilk kez 18.03.2011 tarihinde davacıya "..." markalı numune ürünün gönderildiği ve davalının davacı ile ticari ilişkisi devam ederken aynı markayı davacı tescilinden sonra 28.03.2011 tarihli başvurusu ile tescil ettirdiği dikkate alındığında markanın davacı tarafından ihdas edildiği, davalının markayı davacıdan daha önce ihdas ve istimal ettiğine dair delil bulunmadığı, gerçek hak sahipliği eskiye dayalı tescilsiz kullanımla elde edileceğinden tanıkların markayı davalının oluşturduğu davacının tescil ettirdiği yolundaki beyanlarının sonuca etkili olmadığı, her iki tarafın da kendi marka tescil tarihlerinden önce eskiye dayalı fiili markasal kullanımları olduğu hususunun ispatının bulunmadığı gözetildiğinde kurucu nitelikte marka tescilinin sağladığı koruma tescil ile doğduğundan, tescilde öncelik ilkesi gereği tescil tarihi daha eski olan davacı yanın marka üzerinde öncelik hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı şirket marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğundan, davalı da fason üretim yapan taraf olduğundan davalının markanın davacıya ait olduğunu bildiği halde davacının Türkiye'de markasını henüz tescil ettirmemesinden faydalanarak kullanmadığı markayı kendi adına tescil ettirmesinin davacının Türkiye'de markasını tescil ettirme ve Türkiye piyasasına girmesini engelleyici nitelikte olup, davalı tescilinin kötüniyetli olduğu, kötüniyetli tescilde hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, asıl davada, davalının tescili kötüniyetli olduğundan tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, asıl davada hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğinden, birleşen davadaki kullanmama nedeniyle iptal talebinin konusuz kaldığı, davalının markasının ciddi şekilde tescilli olduğu emtialarda kullandığı ispat edilemediğinden kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu, davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurularak asıl davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2011/25376 tescil numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, kötüniyetli tescil nedeniyle markanın hükümsüzlüğü, birleşen dava ise kullanmama nedenine dayalı markanın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya yükletilmesine, 10.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı