11. Hukuk Dairesi 2025/514 E. , 2025/5364 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1481 Esas, 2024/1693 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/329 E., 2021/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016 yılında davalı ile imzaladığı franchising sözleşmesi ve mali protokol uyarınca "..." ürünlerini satmasına rağmen, davalının ürün taleplerini karşılamayarak sözleşmeyi feshetmesini amaçladığını, restoranın bu nedenle neredeyse işlemez hale geldiğini, ürün gönderilmeme işleminin kasıtlı ve belli bir amaca hizmet ettiğini, davalının müvekkilin işyerine 1800 metre mesafede yeni bir franchise verdiğini, müvekkil sözleşmeye aykırı davranmamış olmasına rağmen yeni bayiliğin bildirim yapılmadan verilmesinin sözleşmenin açık ihlali olduğunu, bu hususların noter kanalıyla ihtar edildiğini, imzalanan sözleşmenin davalı tarafından müvekkile teslim edilmediğini ve sözleşme talep edildiğinde hakaret içeren bir resmin gönderildiğini, davalının sözleşmeyi inkâr etmesine rağmen dava dilekçesi ekindeki belgeler ve ödeme kayıtlarının aksini ispatladığını, ayrıca müvekkilin işyerinin davalının internet sitesinde şube olarak gösterildiğini ileri sürerek tüm bu fiillerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, mal akışının durdurulması ve yeni bayilik verilmesi suretiyle gerçekleştirilen bu haksız rekabetin önlenmesini ve sözleşmeye aykırı şekilde üçüncü kişiye verilen bayiliğin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye genelinde 502'den fazla franchise bayisi bulunduğunu, davacının daha önce Ankara’daki bir bayide çalıştığını ve ... Caddesi’ndeki bayinin yetersiz faaliyeti üzerine kendi işyerini kurmak istediğini, müvekkilinin davacının tecrübesi nedeniyle bu talebe olumlu yaklaştığını ancak davacının herhangi bir ön protokol imzalamadan, başlangıç bedelini ödemeden ve sözleşme yapılmadan işyeri açarak ürün talebinde bulunduğunu, bunun üzerine 05.09.2017 tarihinde yapılan denetimde konseptin marka standartlarına ve mimarisine uygun olmadığının tespit edildiğini, gerekli ödeme ve sözleşme olmadan bayi olunamayacağının bildirildiğini, davacının işyerini uygun hale getireceğini beyan ettiğini ancak bu taahhütlerini yerine getirmediğini, ayrıca yapılan başka bir denetimde farklı tedarikçilerden ürün temin ettiğinin belirlendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, franchise sözleşmesinin franchise verenin, kendine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma hakkı tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna entegre etmek ve onu bu sisteme dayanan ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği, franchise alanın ise kendisine kullanma hakkı verilen fikri ve sınai unsurları, franchise verenin tayin ettiği ilkeler doğrultusunda kullanarak, franchise sistemine dahil mal ve hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve desteklemeyi, hem de franchise verene belli bir bedel ödemeyi taahhüt ettiği, sürekli bir borç ilişkisi kuran, kanunda düzenlenmemiş ve tam iki tarafa borç yükleyen bir çerçeve sözleşme olduğu, taraflar arasında yukarında unsurları belirtilen şekilde franchising sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında zimni olarak böyle bir sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi uyuşmazlığın esası hakkında sözleşmeye aykırılığın ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin varlığının davacı yanca ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında rekabet yasağı öngören yazılı bir franchising sözleşmesinin bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d0a509f0c61123c2 0b7c283fc7646363