11. Hukuk Dairesi 2025/5044 E. , 2025/6400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/471 Esas, 2025/723 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/688 E., 2019/530 K. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Belediye Başkanlığı'na ait bir şirket olduğunu, şirketin ana iştigal konusunun akaryakıt ticareti olup davalının 09.07.2009 tarihli karar ile şirket müdürü seçildiğini, görevini 27.06.2014 tarihinde şirket müdürlüğünden alınıncaya kadar ifa ettiğini, davalının 09.07.2009 - 27.06.2014 tarihleri arasında müvekkilinin müdürü olarak görev yaptığı dönemde müdürlük görevini ifada gerekli özeni göstermediğini, şirket menfaatlerini gözetmediğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, tedbirli bir idareci gibi davranmadığını, akaryakıt istasyonu marketinde ve akaryakıt ürünlerinde büyük stok ve kasa açıkları gerçekleştiğini, envanter açıklarının akaryakıt ürünü alımının şirket kayıtlarında bulunmasına rağmen alım konusu ürünlerin şirketin akaryakıt depolarında bulunmadığını, satışına ilişkin belgelerin de olmadığı anlamına geldiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek şimdilik 396.163,70 TL şirket zararının zararların gerçekleşme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalıya usule uygun tebliğ yapılmasına rağmen davaya karşı yazılı beyanda bulunulmamıştır.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince 05.04.2018 tarihli dilekçe ekinde 29.03.2018 gün ve 112 karar numaralı genel kurul kararının bir örneğinin dosyaya sunulduğu, davalının 09.07.2009-27.06.2014 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yaptığı, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı bu dönemde üzerine düşen özen ve bağımlılık yükümlülüğünü yerine getirmemesi, gözetim ve denetim görevini ifa etmemesi nedeniyle davacı şirketin akaryakıt istasyonu marketinde stok ve kasa açıkları oluştuğu ve böylelikle davacı şirketin zarara uğradığı anlaşılmakla birlikte uğranılan zararın miktarının tespit edilemediği, bu durumda mahkemece, dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50/2. fıkrası uyarınca tazminat miktarı, olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler gözönünde tutularak tazminat miktarının 25.000,00 TL olduğu takdir edildiği, bu zarar kalemi yönünden davacı istinafının yerinde olduğu, davalının 27.06.2014 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığı, zararın da bu tarih itibariyle oluştuğu ve taraflar tacir olmakla avans faizi uygulanması gerektiği, akaryakıt stoklarındaki açık tutarının toplam yıllık stok tutarıyla karşılaştırıldığında fire sayılabilecek oranlarda olduğu ve böylelikle davacının bu kalem yönünden zararının ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle eski hükümde direnilmesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 25.000,00 TL tazminatın 27.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı şirket zararının tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.10.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a1d77ed5a68cf63d 817d28b161cdfc1a