Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/417 E., 2025/5246 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/417 E., 2025/5246 K. (10.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/417
Karar No
2025/5246
Karar Tarihi
10.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/417 E. , 2025/5246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1984 Esas, 2024/2131 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/473 K. , 2024/401 E. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Vergi Kaçakçılığı Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından davalılar ile ilgili olarak görüş ve öneri raporu düzenlediğini, raporda davalı şirketin yasal ortak ve yöneticilerinin davalı ...'nun akrabaları olduğunun belirtildiğini, davalının bu şekilde kendi akrabaları adına birden çok farklı şirket kurdurduğunu, yine davalı şirket yöneticilerinin vergi müfettişlerine verdikleri ifadelerde şirketlerle fiili bir bağlarının olmadığını, şirketlerin sahibinin ... olduğunu ve bu davalı tarafından yönetildiğini beyan ettiklerini, davalı şirketlerin müvekkili idareye kamu borcu bulunduğunu, bu nedenle işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek davalı ...'nun Ticaret Siciline tescilini teminen davalı şirketlerin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) tabi kamu alacaklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, görevli mahkemede dava açılmadığını, 6183 sayılı Kanun'un 35 maddesinde şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olduklarının hüküm altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalılar ..., ... Demir İşletmeleri A.Ş., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu davada, davalılar arasında organik bağ bulunduğunun tespitinin istendiği, tespit davalarında hukuki yararın dava açma şartı olduğu, gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve anonim şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığa teşmil edilemeyeceği, davalının hangi ortakla gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muvazaalı işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, buna göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı ...'nun davalı şirketlerin gizli ve hakim ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 10.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı