11. Hukuk Dairesi 2025/369 E. , 2025/5628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1310 Esas, 2024/1608 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/4 Esas, 2021/400 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1974 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, ticaret hayatına başladığı günden bu yana "..." markasını kullandığını, bunun yanında "..." ve "..." markaları ile de tanındığını, bu ibareleri ihtiva eden onlarca tescilli markasının bulunduğunu, davalı Şirketin 2018/86497 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı bulunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas yaratacak düzeyde benzerlik olduğunu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olmadığını, başvurunun esas unsuru olan "..." ibaresinin müvekkili markalarının esas unsuru olan "..." ibaresine görsel ve işitsel olarak ayniyet düzeyinde benzediğini, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, "..." markasına müvekkilinin uzun yıllardır çok fazla miktarda yatırım yaptığını ve bu yatırımlar neticesinde söz konusu markanın tüketici nezdinde tanınmış hale geldiğini, davalının başvurusunun, müvekkilinin tanınmış ve seri marka hüviyetinde olan markalarının arasına sızacağını, haksız yarar elde edeceğini ve bu tanınmış markaların itibarını zedeleyeceğini, ayrıca müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi de olduğunu, davalı ... başvurusunun kötüniyetli yapıldığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-9962 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2018 yılında kurulduğunu ve ana faaliyet alanının tıbbi cihazlar, ilaçlar, takviye amaçlı gıdalar, vitamin ve sağlık amaçlı gıdalar ve bitkisel çaylarla ilgili olduğunu, takviye amaçlı gıdalar ve vitaminler üzerinde "..." markasını fiilen kullandığını, 2015/95626 sayılı "..." markasını 28.09.2018 tarihinde dava dışı şirketten devraldığını, bu firmayla aralarındaki anlaşmaya göre her iki firmanın da "..." markasını farklı emtialarda kullandığını, müvekkilinin dava konusu başvurusu ile davacı markalarının benzer olmadığını, dava konusu başvuruda "..." ibaresinin siyah, "do" ibaresinin ise gri harflerle yazıldığını, bu markanın müvekkilinin "..." markalarının serisi hüviyetinde bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya konu marka üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davacının "..." markasının sektörel açıdan dahi tanınmış bir marka olmadığını, "..." ibaresinin, Uzakdoğu’da sıklıkla kullanılan kıvırcık ve ince bir makarna türü olan "..." ibaresinden esinlenerek oluşturulduğunu ve ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğmayacağını, davacının 2013/436 50... /30811 sayılı markaları dışındaki markalarını kullanmadığını, bu markaları da sadece "makarna"emtiasında kullandığını, kullanmama def’inde bulunduklarını, davacının kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait 2013/30811, 2013/40635, 2013/436 50... /28347 sayılı markalar ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacıya ait markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, karşılaştırılan bu markalarda üç harfin müşterek olarak aynı olduğu, markaların başlangıç kısımlarının ve son kısımlarının aynı seslerden oluştuğu, davacı markalarında yer alan "U" harfi ile dava konusu markanın ikinci sırasında yer alan "O" harfinin fonetik olarak yakın sesli harfler olduğu, bu nedenle söz konusu farklılıkların markaları birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği, yine dava konusu markanın üçüncü sırasında fazladan bulunan "N" harfinin de markaları birbirinden uzaklaştırmaya yeter derecede somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira markalarda müşterek ve yakın sesli olarak bulunan harflerin, markaları birbirine yakınlaştırdığı, bu markanın davacıya ait markalarla ilişkilendirebileceği veya davacıya ait markaların serisi niteliğinde yeni bir marka zannedilebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bu nedenle davacıya ait yukarıda belirtilen markalarla davaya konu marka arasında 30. ve 35. sınıfta yer alan birtakım mal ve hizmetler bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacıya ait sair itiraz markaları ile dava konusu marka arasında işaret benzerliği bulunmadığından, davacıya ait sair markalar ile dava konusu marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalının önceki tarihli markalarından kaynaklı olarak müktesep hak iddiasında bulunamayacağı, davacının dava dosyasına sunduğu delillerden, davacının "..." markasını "..." emtiası üzerinde yoğun bir biçimde kullandığı ve davacının yaptığı ciddi yatırımlar ve tanıtım faaliyetleri neticesinde bu markanın "..." sektöründe belli bir bilinirliğe ulaşmış olduğu anlaşılsa da SMK'nın 6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait bir kısım markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduğu tespit edilen mal veya hizmetler haricinde kalan davaya konu sair hizmetler nazara alınıp inceleme yapıldığında, sair bu hizmetlerle aynı veya benzer mal ya da hizmetler üzerinde, davacının davaya konu "..." esas unsurlu marka ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işareti yoğun ve sıkı bir şekilde kullanarak bu tescilsiz işarete ayırt edicilik kazandırdığı hususu ispatlanamadığından, sair davaya konu hizmetler bakımından SMK'nın 6/3 hükmü koşulunun mevcut olmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet bir kısım markaların bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden kısmen kabulüne ve bu mal ve hizmetler bakımından 2019-M-9962 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2018/86497 sayılı markanın belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvurunun sol tarafında konumlandırılmış turuncu renkte bir "kalp figürü" ile bu figürün sağına ilk hecesi siyah ikinci hecesi gri renkli aynı puntodaki küçük harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun çok basit bir sembol olması sebebiyle tali unsur olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markaların bir kısmının "..." ibaresinden, diğer bir kısmının ise bu ibare ile birlikte başkaca kelime, renk ve şekil unsurlarından meydana geldiği, bu haliyle davacı markalarının esas unsurunu "..." ibaresi oluşturduğu, o halde, "..." esas unsurlu davacı markaları ile "..." ibareli dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan "..." ve "..." kelimelerinin, Türkçe'de bilinen bir anlamları olmadığından, işaretler arasında kavramsal bir benzerlikten söz etmenin mümkün olmadığı, yine dava konusu başvurunun tertip tarzı, başvurunun ilk ve ikinci hecelerinin farklı renklerle yazılması, başvuruda ayrıca tali unsur olarak konumlandırılsa da bir şekil unsuruna yer verilmesi gözetildiğinde, markaların görsel olarak da benzer olmadığı, bunun dışında taraf marka işaretleri arasında, ilk harflerinin ve son iki harflerinin aynı olması nedeniyle düşük düzeyli bir işitsel benzerlik bulunduğu, ancak karıştırılma tehlikesinin tespitinde, karşılaştırmaya konu markaların, ayırt edici ve baskın unsurlarının dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenimin esas alınması gerektiği, bu kapsamda değerlendirildiğinde, açıklanan nedenlerle taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerliğin olmadığı, taraf markalarının, ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmeyeceği ya da dava konusu başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanmayacağı, her ne kadar taraf markalarının kapsamlarındaki bir kısım mal ve hizmetler arasında benzerlik mevcut ise de taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığının kabul edildiği ve davacı tarafın SMK'nın 6/1 hükmüne dayalı iddialarının yerinde görülmediği, davacı markalarının "..." ürünleri üzerindeki tanınmışlığının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dfc67ea23a17538a e4f8792421a4a6c2