11. Hukuk Dairesi 2025/1044 E. , 2025/5610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1451 Esas, 2024/1826 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/173 E., 2022/82 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2019/75084 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu “...” ibareli markanın 29, 30... . sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerini kapsar bir şekilde tescil edildiğini, dolayısıyla davalı yan markası ile müvekkili şirket markalarının 29, 30... . sınıflar yönünden ayniyet derecesinde benzer olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, davalının müvekkiline ait tanınmış “...” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu, davalı şahsa ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek 28.05.2020 tarih ve 2020-M-4565 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/75084 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şahıs vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, genel izlenim ve bütünsel imaj bakımından da farklı olduklarını, dolayısıyla, müvekkili markası ile davacı yan markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için gereken ön koşulun mevcut olmadığını, davacı yanın kötüniyet iddialarının ise soyut iddialardan ibaret olup kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalar ile davalının "...+(Arapça yazı)" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3c95b7e09cd0b99c ec8e6fa921802671 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2025/1044 E. , 2025/5610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1451 Esas, 2024/1826 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/173 E., 2022/82 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2019/75084 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu “...” ibareli markanın 29, 30... . sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerini kapsar bir şekilde tescil edildiğini, dolayısıyla davalı yan markası ile müvekkili şirket markalarının 29, 30... . sınıflar yönünden ayniyet derecesinde benzer olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, davalının müvekkiline ait tanınmış “...” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu, davalı şahsa ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek 28.05.2020 tarih ve 2020-M-4565 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/75084 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şahıs vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, genel izlenim ve bütünsel imaj bakımından da farklı olduklarını, dolayısıyla, müvekkili markası ile davacı yan markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için gereken ön koşulun mevcut olmadığını, davacı yanın kötüniyet iddialarının ise soyut iddialardan ibaret olup kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalar ile davalının "...+(Arapça yazı)" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3c95b7e09cd0b99c ec8e6fa921802671 ... ...