Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1022 E., 2025/5625 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1022 E., 2025/5625 K. (24.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1022
Karar No
2025/5625
Karar Tarihi
24.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/1022 E. , 2025/5625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/954 Esas, 2024/2106 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/122 E., 2022/50 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin ülkemizin ilk Nanobiyoteknoloji firması ve bu alandaki en büyük araştırma-geliştirme şirketi olduğunu, "..." ürününün, ... Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi’nde müvekkili şirket tarafından üretildiğini, ...’in temelde gıdaların içerisine katılabilecek ve hazırlanan gıdaların fonksiyonel gıda olmasını sağlayabilecek toz formda bir etken bileşen olduğunu, müvekkili şirket ortaklarından Prof. Dr. ... ve ekibinin dokuz yıl süren çalışmalar sonucu ürettiği dava konusu bu ürünün tanıtımının yapıldığı ve piyasaya sürüldüğü dönemlerde, davalının bunu fırsat bilip marka tescili için başvuruda bulunduğunu, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2019/101970 tescil no.lu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili markasının tescil tarihinden çok önceden beri kullanılan, kendi alanında prestij elde etmiş, piyasada ayırt edici özellik kazanmış bir marka olduğunu, davacı markasının halen tescil edilmediğini, davacının kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir buluşunun olmadığını, herhangi bir patent başvuru belgesini dahi sunmadığını, davacının ileri sürdüğü birkaç haberin PR için yapıldığını, yayınlanma zamanının ve içeriğinin kolayca manipüle edilebileceğini, davacının, müvekkilinin patentli ürününü daha önce ürettirdiği birçok taşerondan biri olduğunu, müvekkili ürününün uzun süredir üretilip piyasada yer aldığını, davacıya yapılan ödemelerin bu fason üretim anlaşmasına ilişkin olduğunu, davacının “...” değil "..." ibaresini ayırt edici işaret olarak kullandığını, taraf markalarının sınıf ve alt kategorileri itibarıyla benzemediğini, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, markayı müvekkilinin bulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının marka başvuru tarihinden önce "..." tanıtıcı işaretinin davacı tarafından kullanıldığı, ilgili ürüne "..." isminin davalı tarafından değil Prof. Dr. ... ve ekibi tarafından verildiği, ürünün söz konusu ekibin çalışması sonucu ortaya çıktığını, böyle olunca, işaret üzerindeki gerçek hak sahibinin, ilgili ürün (ve benzer emtialar) yönünden davacı taraf olduğu, taraflar arasında fason üretim anlaşması bulunduğu, davacının sunduğu faturaların buna ilişkin düzenlendiği, davalının "..." tanıtıcı işaretini kendisinin ihdas ettiğine ve ilgili üründe davacıdan önce kullandığına dair bir delil sunmadığı, "..." ürününün temelde gıdaların içerisine katılabilecek ve hazırlanan gıdaların fonksiyonel gıda olmasını sağlayabilecek, toz formda bir etken bileşen, gıdalara karıştırılıp kullanılan mor meyve- sebze ekstreleri karışım olduğu, davalının, dava konusu ibarenin tescilini tesadüfen gerçekleştirmiş olmasının mümkün görünmediği, böylece davalının gerçek hak sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen kötüniyetli tescil ettirdiği, kötüniyetinin bölünemeyeceği gerekçesi ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmü kapsamında davanın kabulü ile dava konusu markanın tescilli olduğu bütün sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2019/101970 tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fe6948c22d36e6da c78cfa80e5e1f8e2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı